HARAMA KARŞI ORUÇ...

Sami Kesmen

Dünyadaki bütün Müslümanlar oruca başladılar, oruçluyken imsak ile iftar arasında ağızlarına bir susam tanesi bile almamaya büyük bir titizlik gösterirler. Çünkü bilirler ki oruç, sadece aç kalmak değil, Allah’ın koyduğu sınırı korumaktır. Bir susam tanesi küçüktür fakat hükmü büyüktür. O küçücük tanenin boğazdan geçmesi, ibadetin sıhhatini bozar. Bu, Rabbimizin koyduğu ilahî bir ölçüdür. O ölçüye saygı, kulun imanının göstergesidir. Çünkü oruç, Allah’ın kulundan istediği bir disiplin eğitimidir. Açlıkla, sabırla ve iradeyle ruhun terbiye edilmesidir.

Fakat burada üzerinde düşünülmesi gereken daha büyük bir hakikat vardır; Müslüman, imsak ile iftar arasında bir susam tanesinden sakınırken, hayatın diğer saatlerinde haram lokmadan ne kadar sakınmaktadır? Oruçlu iken bir damla suyu bile yutmayan insan, oruçlu olmadığı zamanlarda haram kazançtan, kul hakkından, şüpheli lokmadan aynı hassasiyetle uzak durabiliyor mu? İşte bu soru, orucun gerçek hikmetini anlamak isteyen herkesin kendi kalbine sorması gereken en önemli sorudur.

Çünkü Allah Teâlâ sadece imsak ile iftar arasında değil, hayatın tamamında haramdan uzak durmayı emretmiştir. Oruç belli saatler içindir fakat haramdan uzak durmak ömür boyudur. Oruç geçici bir ibadettir fakat helâl hassasiyeti kalıcı bir kulluk bilincidir. Oruç bir aydır fakat harama karşı oruç, bir ömürdür. Bir Müslümanın en büyük imtihanlarından biri lokmadır. Çünkü lokma sadece bedeni değil, ruhu da besler. Haram lokma, mideye girer fakat etkisi kalbe ulaşır. Haram lokma, vücudu doyurur fakat ruhu karartır. Haram lokma, insanı güçlendiriyor gibi görünür fakat aslında manevî direncini zayıflatır. Çünkü haram, sadece bir hukuk ihlali değil, aynı zamanda bir ruh yaralanmasıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu hakikati şöyle ifade etmiştir; “Haramla beslenen beden, cennete giremez.” Bu ifade, haramın sadece dünyevî bir mesele olmadığını, ebedî hayatı ilgilendiren bir konu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bir insan, oruçlu iken Allah’tan korktuğu için susuzluğa sabrediyorsa, aynı insanın Allah’tan korktuğu için haramdan da sabretmesi gerekir. Çünkü açlık geçicidir fakat haramın karanlığı kalıcı izler bırakır.

Oruç, aslında harama karşı direnç eğitiminin bir provasıdır. İnsan oruç tutarak nefsine şunu öğretir; “Ben istesem de yemem. Çünkü Allah yasakladı.” İşte bu bilinç, hayatın tamamına yayılmalıdır. İnsan haram kazanç karşısında da aynı cümleyi kurabilmelidir; “Ben istesem de almam. Çünkü Allah yasakladı.” Oruçlu iken suya dokunmayan el, harama da dokunmamalıdır. Oruçlu iken lokmayı reddeden irade, haram kazancı da reddetmelidir. Bugün birçok insan, ibadetlerinde hassas fakat kazancında aynı hassasiyeti göstermemektedir. Namazına dikkat eden, orucuna dikkat eden bir insan, kazancının helâl olup olmadığı konusunda da aynı titizliği göstermelidir. Çünkü ibadet ile helâl lokma birbirinden ayrı değildir. Helâl lokma ibadeti güçlendirir, haram lokma ibadeti zayıflatır. Helâl lokma kalbi aydınlatır, haram lokma kalbi karartır. Aslında harama karşı oruç tutmak, gerçek takvanın göstergesidir. Takva, sadece aç kalmak değildir. Takva, haram karşısında geri çekilmektir. Takva, menfaat karşısında karakterini satmamaktır. Takva, kimsenin görmediği yerde bile Allah’ın gördüğünü unutmamaktır.

Oruç, Allah ile kul arasında gizli bir ibadettir. Bir insan, yalnız kaldığında su içebilir fakat içmez. Çünkü Allah’ın gördüğünü bilir. İşte aynı bilinç, hayatın her alanında aktif olmalıdır. İnsan yalnız kaldığında bile harama el uzatmamalıdır. Çünkü harama karşı oruç, sadece Ramazan’da değil, hayatın her gününde tutulmalıdır. Gerçek oruç, sadece mideyi değil; gözü, kulağı, dili ve kalbi de haramdan korumaktır. Gözü haramdan korumak bir oruçtur. Dili yalandan korumak bir oruçtur. Kalbi kibirden korumak bir oruçtur. Eli kul hakkından korumak bir oruçtur. İşte bu oruç; ömür boyu devam eden bir kulluk bilincidir.

Ramazan orucu, aslında bu büyük orucun eğitimidir. Ramazan’da aç kalan insan, hayatın tamamında harama karşı tok olmayı öğrenmelidir. Ramazan’da susuz kalan insan, harama karşı susuz kalmayı öğrenmelidir. Ramazan’da sabreden insan, haram karşısında da sabretmelidir. Çünkü asıl mesele; aç kalmak değil temiz kalmaktır. Asıl mesele, susuz kalmak değil günahsız kalmaktır. Asıl mesele, bir ay oruç tutmak değil bir ömür harama karşı oruçlu yaşamaktır. Her Müslüman, iftar vaktinde orucunu açarken şu soruyu da kendi kalbine sormalıdır; “Bugün sadece midem mi oruç tuttu, yoksa kalbim de harama karşı oruçlu muydu?” İşte bu soruya verilen cevap, gerçek kulluğun ölçüsüdür.

Allah’ın istediği sadece aç kalan bedenler değil, haramdan uzak duran kalplerdir. Oruç, açlıkla başlayan fakat helâl bir hayatla tamamlanan bir ibadettir. Gerçek oruç, imsak ile iftar arasında değil, doğum ile ölüm arasındadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.