HAKLI OLMAK YETMEZ...

Sami Kesmen

Haklı olduğun bir kavgayı yapacaksan muhatabın en zayıf, kendinin en güçlü olduğu zamanı beklemelisin. Kavga başladığında sonuç almak gerekir. Bunun için; fiziki hazırlık kadar, zihni hazırlık da şarttır. Bazen, bazı şeyler kesin bilinir ama asla belgelenemez. Bunun için, mücadele kararı verildiğinde, ne zaman adımın atılacağı; sürecin ve sonucun nasıl belirleneceğini sağlayacaktır.

Hayatta her haklılık, hemen mücadele etmeyi gerektirmez. Bazen haklı olduğunuz hâlde susmak, geri çekilmek ve beklemek zorunda kalabilirsiniz. Çünkü mücadelede yalnızca kimin haklı olduğu değil; kimin hazırlıklı olduğu, şartları kimin doğru okuduğu ve doğru zamanı kimin seçtiği de önemlidir. Haklı olmak ahlâkî bir üstünlüktür; fakat haklılığın sonucunu alabilmek akıl, sabır, hazırlık ve zamanlama ister.

Mücadele öfkeyle başlatılmamalıdır. Öfke insana “Şimdi!” der; akıl ise “Ne zaman?” diye sorar. Öfke karşılık vermek ister, akıl sonuç almak ister. Bu sebeple insan, haklı olduğu bir mücadeleye girecekse önce kendisini hazırlamalı, şartları değerlendirmeli, imkânlarını güçlendirmeli ve muhatabının durumunu iyi okumalıdır. Buradaki güç kaba kuvvet değildir. Bilgi güçtür, belge güçtür, hukuk güçtür, sabır güçtür, güvenilir insanlarla beraber olmak güçtür; hepsinden önemlisi, insanın kendi öfkesine hâkim olması güçtür.

Kur’an, “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın” buyurur. (Enfâl, 60) Ayetin doğrudan bağlamı askerî hazırlıktır; fakat hazırlıksız hareket etmemenin önemini de düşündürür. Mücadele kararı verildikten sonra insanın yalnızca fiziken değil, zihnen ve ruhen de hazır olması gerekir. Çünkü karşılaşmanın ilk anındaki heyecan geçtikten sonra geriye irade, sabır ve dayanıklılık kalır. Mücadeleyi başlatmak kolaydır; onu meşru sınırlar içinde, soğukkanlılıkla ve sonuna kadar sürdürebilmek daha zordur.

Bazen bazı şeyleri kesin olarak bilirsiniz; fakat belgeleyemezsiniz. Gördüğünüz, yaşadığınız ve şahit olduğunuz hadiseler sizde kesin bir kanaat oluşturmuştur. Ancak sizin bilmeniz başka, başkalarına ispat edebilmeniz başkadır. Vicdan için kanaat yeterli olabilir; fakat hukuk için delil gerekir. İşte burada insanın en büyük hatası, henüz ispatlayamadığı bir gerçeği öfkeyle ortaya dökmektir. Haklıyken haksız duruma düşmek, çoğu zaman hakikatin yanlışlığından değil, yöntemin yanlışlığından kaynaklanır.

Bu sebeple bazen susmak korkaklık değildir. Beklemek de acziyet değildir. Geri çekilmek her zaman mağlubiyet anlamına gelmez. Hz. Peygamber’in hicreti bunun en güzel örneklerinden biridir. Mekke’den Medine’ye çıkış gelişigüzel yapılmamış; zaman, yol arkadaşı, rehber, güzergâh ve tedbirler hesaplanmıştır. Sevr’de beklemek davadan vazgeçmek değil, davayı korumaktır. Haklı olmak, tedbirsiz davranmayı meşru hâle getirmez.

Mücadelede önemli olan karşıdakini ezmek değil, hakkı yerli yerine koymaktır. Bu sebeple muhatabın zayıf anını kollamak, onun şahsî zaaflarından yararlanmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Esas olan, haksızlığın etkisinin azaldığı, gerçeğin ortaya konulabileceği ve sizin delil, hukuk ve imkân bakımından güçlü olduğunuz zamanı seçmektir. Aksi hâlde hak arayışı intikama dönüşür; mücadele ahlâkını kaybeder.

Akıllı insan her bildiğini hemen söylemez, her gördüğüne anında karşılık vermez ve her meydan okumaya cevap yetiştirmez. Çünkü bazı cevapların değeri, söylendiği cümleden çok söylendiği zamandadır. Bir söz bugün tartışma çıkarabilir, yarın aynı söz bir belgeyle beraber hakikati ortaya çıkarabilir. Bunun için insan, sadece ne söyleyeceğini değil, ne zaman söyleyeceğini de bilmelidir. Mücadeleye karar verdiğinizde kendinize üç soru sorun: Haklı mıyım? Hazır mıyım? Zamanı geldi mi? Birincisi vicdanınızı, ikincisi gücünüzü, üçüncüsü ise aklınızı ölçer.

Hayatta bazı mücadeleler güçsüz olduğumuz için değil, zamanını yanlış seçtiğimiz için kaybedilir. Haklılık mücadeleyi meşru kılar, hazırlık mücadeleyi güçlü kılar, doğru zaman ise neticeyi belirler. Büyük mücadeleler yalnızca güçle değil, zamanlamayla kazanılır. Yanlış zamanda kullanılan doğru söz bile etkisini kaybedebilir ama doğru zamanda ortaya konulan sağlam bir delil ise uzun tartışmaları sona erdirebilir.

Haklı olmak önemlidir; fakat haklılığınızı koruyacak akla, sabra, delile ve zamanlama bilgisine sahip olmak da en az onun kadar önemlidir. Mücadeleye öfkeniz karar vermesin; aklınız karar versin. Çünkü bazen sonucu belirleyen, attığınız adımın büyüklüğü değil, o adımı ne zaman attığınızdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.