HAKLI OLMAK NEYE YARAR

Adnan Bahadır

Aslında bugün sadece siyaset yazacaktım ama bundan on beş yıl önce defterimden silip hakkında köşe yazdığım ve haber yaptığım OMÜ'den emekli bir profesörün İYİ Parti'den aday adayı olduğunu görünce 'Haklı olmak neye yarar ki?' demekten kendimi alamadım. Bu arkadaş 1986 veya 1987 yılında Erzurum'dan OMÜ'ye tayin oldu. O günlerde OMÜ'de Milli Görüş'e yakın akademisyen yok denecek kadar azdı. Biz de Refah Partisi'nde yöneticiydik. Bu arkadaş bize gelip gitmeye başlayınca dost olmuştuk, aile boyu gidiş gelişlerimiz olmuştu. Daha sonraki süreçte sürekli bizim camianın içerisinde olmaya çalışmasına rağmen MHPlilere de mavi boncuk dağıttığını biliyorduk ama sesimizi çıkarmıyorduk. Çünkü muhafazakar MHPlileri biz de seviyorduk. 2004 yılındaki yerel seçimlerde Büyükşehir Belediye Meclisine girince çocuğunun işe alınmasi için aracı olmamızı istedi. Ne zamanki Vezir Hazretleriyle ters düştük ve anında bizi terk edip karşı tarafa geçmesi bir yana çocuğunun düğününe dahi davet etmedi. Daha sonra Hüseyin Akan rektör olunca Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla yurt dışında master yapan oğlu doktorasını tamamlamadan yurda dönünce onu da ÖMÜ'ye almıştı. Hüseyin Akan kızını almayınca onunla da küsmüştü. Geçtiğimiz yıl bir düğünde oturduğum masaya gelince onun tarafına bakmayınca kalkıp gitti. Bu arkadaş kadar AK Parti'yi savunan kimse yoktu şimdi kalkıp İYİ Parti'den aday adayı olmuş ise İYİ Parti'nin gözü aydın. Böyle mübarek bir adamı arasa bulamaz, mutlak surette onu liste başı yapsın,  bizim de sonuna kadar arkasında olacağımızdan en ufak bir şüphesi olmasın. Herkes kendisine yakışanı yapar diyerek bu konuyu kapatıyorum.

Dün AK Parti aday adaylarının tanıtım programı vardı. Ahmet Demircan ve Fuat Köktaş müracaat etmemişler. Bu tür olaylarını daha önce de görmüştük, müracaat etmeden listelere girenler yok değil. Neden müracaat etmedilere gelince; Ahmet Demircan artık dinlenmeli, beş veya altı dönem vekillik yaptı. Zaten Samsun’da oturmuyor, gitsin Erbaa'da eşinin eczanesinde otursun buradaki sağlık camiası da rahat bir nefes alsın. Fuat Köktaş'a gelince şunu açık ve net belirtmek isterim ki geçmişte biz Fuat Köktaş'la on iki yıl kavga ettik, mahkemelik olduk ve birbirimize mesafeli durduk. Ancak şu bir gerçek ki bu şehirde kime sorarsanız sorun teşkilatçılık denince akla o gelir. Ankara'ya gidildiğince yemeği yenilecek, çayı içilecek tek vekil odur diyenlerden geçilmiyor. Ne yalan söyleyeyim ben ne gittim ne yedim ama üç kişiyle konuşsam ikisi böyle diyor. AK Parti'nin sahadaki durumu ortada, ciddi anlamda bir tepki var. Bunu bertaraf etmenin tek yolu listeleri düzgün yapmak ve sahaya inip vatandaşa durumu anlatmaktır. Peki bunu kim yapacak derseniz; sevsek de kızsak da Köktaş'tan başka yapabilecek birisi varsa söyleyin. Para harcamadan tutun da koşuşturmaya, efor sarf etmeye ve ekip toplayıp sahayı kontrol altına almaya kadar bu işleri yapabilecek tek adam odur. 

Mevcut listeden Ahmet Demircan olmaz, Çiğdem Hanım da Ankara veya İstanbul'a kayar. Geride Kırcalı ile Fuat Köktaş ve Vezir Hazretleri kalır. Severiz veya sevmeyiz ben hiç sevmem ama Allah için doğruyu söylemek gerekirse Vezir Hazretleri bu listede denge unsuru olarak olur, bir bakan olabilir diyorlar ama ben çok ihtimal dahilinde görmüyorum. Samsun’dan çok daha kritik büyükşehirler var onlardan veya deprem bölgesinden koyar diye düşünüyorum. 

İl Başkanlığı konusuna gelince; daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi geçiş döneminde Mehmet Köse ismi en ideal isim. Kavgasız, gürültüsüz, kimseyi kırıp dökmeden, küskünler ordusu yaratmadan seçime gitmek istiyorsalar eğer bu çözüm en ideal olanıdır. Bu güne kadar atama yapılmadığına göre bu formül üzerinde durulduğu kanaatindeyim. Zaten seçimlerden sonra kongreler başlayacak, o zaman seçilen vekiller teşkilatlarını da yenilerler. Aksi halde bloklaşmalar olur, senin adamın benim adamım, içeriden dışarıdan derken seçimde çalışacak adam bulmaları sıkıntıya girer. Son olarak şunu da belirterek sözlerime son vermek istiyorum; en düşük emekli aylığı 7.500 lira oldu. Bu ilk bakışta çok güzel ama seçimden sonra devlet bu paraları ödemek için ne yapacak?  Ya para basacak ya da dışarıdan ek kaynak bulacak. Zaten depremle sarsılan ekonomi bu yükü nasıl kaldıracak çok merak ediyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun diyerek sözlerime son veriyorum. Allah'a emanet olunuz.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (9)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.