HAK ETMEYENİ DEĞERLENDİRMEK VEBALDİR

Sami Kesmen

“Erken öten horozun başı kesilir” demiş atalarımız. Bunu söylerken bir şeyler söylemek istemişler ima yollu. Her şey zamanı ve yeri geldiğinde olmalıdır. “Taş yerinde ağırdır” diye de başka bir ata sözümüz vardır. “Boyundan büyük işlere kalkışma” sözü de bir başka atasözümüzdür. Ata sözleri, tecrübelerin sonucu söylenmiştir. Tecrübeler elde edilirken bedeller ödenmiştir. Başarılar bedellere bağlıdır. Bedel ödemeden elde edilen yükselişler köpük gibidir. Gücünü koltuğundan alanlar da işte bunlardır. Koltuk altlarından gittiğinde kelaynak kuşlar gibi kalırlar. Halbuki, koltuğuna güç katan kimselerin, koltuk altlarından gittikten sonra daha da itibar sahibi oldukları görülür.

 Kavakla-Kabağın sohbeti, hak etmediği halde imkan veya fırsat sahibi olanların durumunu anlatmaya yetecektir. “On yılda yirmi–otuz metre büyüyen “Kavak” aheste aheste rüzgarla birlikte dalgalanırken, kavağın dibine ekilen “Kabak” iki ay içerisinde kavağın boyuna ulaşır. Başlarlar birlikte sohbet etmeye. Kabak hava atar, çaka satar kavak ağacına, kavak ağacının sorduğu “ne kadar zamanda benim boyuma kadar büyüdün” sorusuna kabak cevap verir kasılarak “elbette iki ayda” diye. Kavak ağacı kendinden emindir, kendisinin on yılda kat ettiği mesafeyi kabak bitkisinin iki ayda nasıl kat ettiğini düşünür bir taraftan. Bu arada yaz ayları geçer, son bahar gelir. Kabağın yaprakları dökülmeye, yem yeşil olan sapı sararmaya ve solmaya başlar. Yavaş yavaş aşağıya doğru kısalmaya başlar kabak. Karşılaştığı durumdan rahatsız olan kabak, daha önce birlikte sohbet ettikleri kavak ağacına sorar bu durumu, der ki “ne oluyor bana, kısalıyorum, sararıyorum ve kayboluyorum, nedendir bu” diye. Kavak ağacı kendinden emin ve omurgalı duruşuyla cevap verir birkaç ay birlikte yaşayıp sık sık sohbet ettikleri arkadaşı kabağa, “Kabak kardeş, sen benim on yılda geldiğim yere iki ayda geldin, iki ayda gelinen yerden iki ayda da gidilir” diye.

 Layık olmayana hak etmediği değeri vermek, o kimseyi şımartır. Layık olmayan kimseye haketmediği makamı vermek sadece şımarıklık meydana getirmez, bulunduğu makamı istismar etmesine, makam üzerinden hesap peşinde koşmasına, makamı hesabına sermaye yapmasına neden olur. Hak etmediği makam nedeniyle gördüğü saygı kendisini kabağın durumuna dönüştürür. Koltuk altından gidince kendisine gösterilen yapmacık ilgi de ortadan kalkar. İtibar gider. Kabağın misali çabucak elde ettiği yerden aynı hızla çeker gider. Ama kavak hala ayaktadır ve kendinden emin bir şekilde dalgalanır. Çünkü kat ettiği mesafe kendisine aittir. Bu mesafeyi elde ederken bedel ödemiş, gayret göstermiş ve alın teri dökmüştür. Erken öten horozun başı kesilir ata sözünü duyunca hep kabak ile kavağın sohbetini hatırlarım. Hak etmediği ilgiyi görenlerle, hak etmediği makama gelenler bundan ders çıkarsınlar. Hak edilmeyen makam köpük ırmakları gibidir. Böyle durumlarda yılanlar böcekleri yiyerek yaşarlar ama köpük gidip sular çekilince küçücük karıncalar yılanları yerler. 

Mahalli seçimlerin yapılmasına birkaç güne kala, herkes konuyu ve süreci, geçmişi ve geleceği gözden geçirip, hamasetten uzak bir değerlendirme yapmalıdır. Hak etmeyeni hak etmediği makam ve pozisyonlarda değerlendirmek; vebaldir. Kişisel öfke, kin ve nefretleri bir yana bırakarak, değerlerimizi dikkate alıp, değerlendirme yapmak gerekir. Ne getirip, ne götüreceğinin hesabını iyi yapmak gerekir. Vebal; zararı nesiler boyu devam eden sonuçlara dönüşür. Bu nedenle, seçimlerde değerlendirilecek kişi ve kişilere dikkat etmek lazım gelir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.