Haftanın İlginç Olayları

Salih Parlak

Bayram yaşadık ve geldi, geçti. Şimdi bir bayramı nasıl geçirdik, bir bakalım. Artık yaşlanmışlar sırasına girdik. Bayramın ilk iki günü evde eş dostumuzu bekledik ve mutlu sahneler yaşadık, bizi seven eş dostumuzla bayramlaştık. Üçüncü günü de dernek ve vakıflarımızdaki bayramlaşmalara ayırdık. Ensar Vakfımızın bayramlaşma salonunda konuşmaları dinledik. Ensar Vakfının yurtdışı İslam ülkeleriyle ilişkilerini dinledik.

Vakfımız ilk yurtdışı açılımını Somali"ye gerçekleştirmiş. Kurban yardımları ötesinde, okullar açmak girişimleri var. İnşallah ilişkiler daha da gelişecek. Artık Türkiye Cumhuriyeti"nin İmam-Hatip nesli edindiği dinî öğrenimi ve sosyal düzenini Müslüman ülkelere ihraç edecek. İnşallah devletimiz de ilgi gösterecek ve İmam-Hatip Lisesi modellerini İslam ülkelerine de yayacaktır. Kardeş Pakistan da içine düştüğü kardeşkanı savaş ve terörünü bağnaz ve miadını çoktan doldurmuş medrese düzeni yerine, Türkiye"nin 50 yıllık deneyimini başarıyla tamamladığı İmam-Hatip Liselerini benimseyip ülke geneline yayacaktır. Türkiye"mizde medreselerle kendilerini hala avunduranlar da kendilerini yenilemedikçe ve medrese eğitimlerini yeni özel okullarla pekiştirmedikçe Allah cc ve Resûlü"nün SAV yolunu tamamlamış sayılamayacaklardır. Pakistan, Afganistan, hatta İran ve Bangladeş vd İslam ülkeleri de Kur"an kültürünü köhneleşmiş ve miadını çoktan doldurmuş medrese anlayışını değiştirecek ve sosyalleşeceklerdir. Eğer bu sosyalleşmeyi tamamlamazsak Allah cc ne haccımızı, ne zekatımızı ve ne de namazımızı hakkıyla kabul etmeyecektir.

Sayın Hocamız Prof Dr Hayrettin Karaman da Ensar toplantımızda ana konuşmayı ayptı. İmam-Hatip neslinin tamamlanması için iki önemli noktaya vurgu yaptı. İmam-Hatip nesli, İslamcılık mefkuresini tamamlamakta ve İslam ülkelerine de yaymaktadır. İkinci olarak da mezuniyet sonrası edindikleri mesleklerinde ve hak ettikleri makamlarında İmam-Hatip nesli olduğunu unutmamaları gerekmektedir. Tıp, hukuk, mühendislik alanlarında asıllarını unutmadan her alanda kendilerini sonuna kadar ifade edebilmeleridir.

Ensar Vakfı törenlerini tamamlayıp ayrıldıktan sonra Birlik Vakfı"nın pilav şölenine zor kavuştuk ve değerli Vakıf kurucusu ve eski hükümetlerde Kültür Bakanlığı yapmış İsmail Kahraman Hocamızın başkanlığında, davetlilerin tek tek tanışma faslını yaşadık. Yüzden çok siyasetçi, hukukçu, maliyeci, belediyeci, mülkiyeli, eğitimci ve politikacı kardeşimizi tanıdık.

Her iki toplantıda da üzerinde durulan temel konu, Meslek Liselilerin ÖSYM sınavındaki katsayı uygulaması konusunda, Danıştay"ın haksız ve tamamen ideolojik son kararı olmuştur. Elbette küfür, elinde kalmış son kalesini savunma amacıyla salyasını akıtacaktır. Mağdur olanlar da güçleri oranında mücadelesini sürdürecektir. Oy verdiğimiz iktidar, gerekli önlemlerini alacaktır. Şunu iyi bilelim ki inşallah zafer İslam"ın olacaktır; yeter ki biz Müslümanlar yekvücut olalım.

Bu hafta içinde en önemli diğer bir konu da memurların haklı sokak gösterileri olmuştur. Hükümetin sokak dilencilerinin de kabul etmediği kadar düşük % 2.5"luk maaş artış zammını sokaklarda kınamışlardır. Hayat pahalılığı kat kat yüksek olmasına rağmen, çalışanlar emeğinin karşılığını alamamaktadır ve işsizlik had safhaya ulaşmıştır. İnşallah hükümetimiz bu sese kulak verecek ve maaş zamlarındaki artışı biraz daha makul düzeye çıkaracaktır.

Ama dikkatimi çeken, emekliliği yanaşan din görevlisi ve namaz kıldırma memuru kardeşimizin, bağlı olduğu sendikası adına çok çirkin kıyafet ve sloganlarla yürüyüşe katılması olmuştur. İlk yakınmasının; sokaktaki kendini bilmez savurganların ilk yakınması olan kredi kartı ödemelerini dillendirmesi çok çirkin olmuştur.

Din görevlisi ayağını yorganına göre uzatır, elindeki parasını düzenli harcar. Maaşının yeteceği kadar harcama yapar. Kıt kanaat geçinmesini de iyi bilir. Vara yoğa konuşmaz. Elbette ki maaş yetmemektedir, ama yine de ilk yakınması, kredi kartı ödemelerindeki borç batağına düşmek olmamalıdır. Borç batağına düşenler, gerçek Müslümanlar değildir. Çapulculuk aşamasını aşamayan zavallılar kredi kartı borçlanmasında söz ederse mazur karşılanabilir, ama bir din görevlisinin ilk yakınmasının kredi kartı olması ve bu yakınmasını da bir sendika temsilcisi olarak yapması da çok gülünç olmuştur.

 Müslüman"ın toplantılarında ilk değineceği ve yakınacağı konu, Müslümanların nasıl toparlanacakları, sahte ve gerçek cemâatleşmenin önündeki engellerin nasıl aşılacağı, Müslümanların nasıl sosyalleşeceği ve sosyalleşmiş karşı kulüp, dernek ve vakıf çalışmalarına nasıl karşı koyacağı olmalıdır.İktidarı eleştirmek elbette vatandaşı en doğal hakkıdır, ama sadece Başbakan neden villasına taşındı? Bir villa için bu kadar harcama değer miydi? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyerek villada oturmak Başbakan"a yakışır mı?.. gibi sorular bence yerinde değildir. Vatanını vatan yapmak için çırpınan, gecesi gündüzü belli olmayan, Osmanlının heybet ve satvetini geri getirmek için olanca gayretini harcayan bir Başbakan için, belki de güvenlik amaçlı müstahkem yapıya kavuşturulması bence israf değildir.Yine bana göre yakınına, eş-dostuna devlet kasasını peşkeş çektiği konusuna da ben inanmamaktayım. Sadece örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı"nın ihalelerde haksızlık yaptığı ve ihaleleri daha çok doğulu vatandaşların aldığı, önemli kazanç getiren kurum ve kuruluşları belli çevrelere verdiği, gerçekten ve inanarak oyunu bugünkü iktidara veren Karadenizli vatandaşların ihmal edildiği veya daha layık vatandaşlardan kaçırıldığı konusu cidden düşündürmektedir. İnşallah bu konu da Allah korkusu ve ahret inancı olan üst kademe belediyelerin yöneticilerinde ağır gelir de biraz daha inancı ön plana alırlar da haksızlıklarından vazgeçerler.İşte bence toplantılarımızda dillendireceğimiz konular milletin dertleri olmalıdır. İcracı bakanlıkların çalışmalarını Rabbim me"cûr eylesin.  

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.