Hız ve haz çağı diye de tanımlanan, kavramların ve ifadelerin hızla tüketildiği bir asırdayız. Dünyanın koşturmacası içerisinde, nefsanî istek ve arzuların ruhları esir ettiği bir asırda Müslüman, İslam'ın gereklerini hayatına geçirme gayretinde. Tam da böylesi bir çağda Peygamberimizin şu hadis-i şerifi modern insanı sarmalıyor gibi. “Oruç bir kalkandır. Oruçlu, saygısızlık yapmasın, ahlâksızca konuşmasın. Eğer biri kendisiyle dövüşmeye veya sövüşmeye kalkışırsa, iki defa, "Ben oruçluyum." desin. Bu canı bu tende tutan Allah"a yemin ederim ki oruçlunun (açlıktan dolayı değişen) ağız kokusu Allah nezdinde, misk kokusundan daha hoştur. (Allah, oruçlu için şöyle buyurur): "O, yemesini, içmesini ve cinsel isteklerini benim için terk ediyor. Oruç benim içindir. Onun mükâfatını ben vereceğim. Bir iyiliğe ise on misli ecir vardır."” (Buhari, Savm, 2)
Oruç bir kalkandır.
Biz orucu tuttuğumuz gibi esasında oruç da bizi tutuyor. Oruç bize kalkan oluyor ve oruç bizi günahlardan ve kötülüklerden muhafaza ediyor. Oruç, nefsin bitmek tükenmek bilmeyen isteklerine karşı bir siper esasında. Oruç, insanın sınırsız iştahını birden bire frenleyen ve insanın kendisine ait zannettiği nimetlerin gerçek sahibinin kim olduğunu da insana hatırlatan bir hatırlatıcı. Oruç, bizleri sadece açlığa, susuzluğa karşı değil hayatın diğer alanlarındaki aşırılıklara karşı da koruyan bir kalkan. Tüketimin çılgınlık noktasına geldiği bir dönemde oruç aynı zamanda zihinsel bir detoks niteliğinde.
Oruç sadece mideye tutturulmamalı.
Oruç sadece mideye değil vücudun bütün azalarına tutturulmalıdır. Oruç, bedenin yanı sıra yalan, iftira, gıybet gibi günahlardan uzak durarak dile; günaha bakmayarak göze; kötü düşünce ve fikirlerden arındırılarak kalbe de tutturulmalıdır. Bir tartışmanın ortasında kalındığında "Ben oruçluyum" diyebilmek, öfkeyi dindiren, kalp kırmayı önleyen önemli bir kalkandır. Allah'ın bizim ibadetimize ihtiyacı olmayıp tüm ibadetlerde olduğu gibi oruç ibadetinde de esas muhtaç durumda olan, oruca ihtiyaç duyan veya duyması gereken bizleriz. Biz oruç tutarken orucun da bizi tutması gerektiğini hatırdan çıkarmamalıyız.
Oruç, mükafatını Allah'ın vereceği ibadettir.
Oruç öyle değerli bir ibadettir ki orucun mükafatı bizatihi Allah'ın kendisi tarafından takdir edilecek ve kula verilecektir. Her kulun oruç tutarken içinde bulunduğu durum, çektiği sıkıntı ve zorluk, katlanmak zorunda olduğu durumlar muhakkak ki orucun faziletini de artıracaktır. Esasında insanlara eza veren ve insanların hoşlanmadığı ağız kokusu dahi eğer oruçluya aitse Allah, o kokunun kendi katında en güzel kokulardan bile daha değerli olduğunu belirtmektedir. Oruç ibadetini çokça yapanlar için cennette Allah tarafından özel olarak yaratılan Reyyan kapısı da orucun Allah nezdinde ne denli önemli bir ibadet olduğunun bir göstergesidir. Allah bu mübarek günlerde tuttuğumuz oruçları, yaptığımız ibadetleri kabul eylesin.