GALİBA İSRAİL’İN PİMİ ÇEKİLİYOR

Salih Parlak

Bir zamanlar 1864"te Kıbrıs"a hareketi engellenince Rahmetli İnönü demişti: “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bunun içindeki yerini alır” Dünya değişecek ve Türkiye, o yenidünyada yerini alacak”! Ama göremedik; lafta kaldı. O zaman da Amerika"da Johnson dönemiydi. Ama şimdilerde de Hüseyin Barak Obama dönemi…

Radikal yazarı Haluk Şahin yazısında:

“ABD Başkanı Johnson"un mektubunu 1964"te bizzat İsmet İnönü kışkırtmıştı, çünkü Türk silahlı kuvvetlerinin Kıbrıs"a çıkartma yapmaya hazır olmadığı kanısındaydı.

Milliyetçi duygular çok yükselmişti, bir şeyler yapılmalıydı. Yapıldı da: Çıkartma kararı alındı, ancak yaşlı ve temkinli kurt İnönü bu kararın ABD"ye bildirilmesi için büyükelçisinin çağırılmasını istedi.  O zamanın Dışişleri Bakanı Erkin:

“Ama paşam, duyarlarsa bizi durdururlar!” diye itiraz etti ama nafile.

Çünkü İsmet Paşa hem çıkartma kararı almak, hem de çıkartma yapmamak istiyordu.

"Lütfen yapmayın" diye kibar bir mektup bekliyordu Johnson"dan.

İşte terslik faktörü o noktada devreye girdi. Johnson"un yardımcıları Türkiye"ye nazik bir uyarı mektubu yerine tehditler savuran bir hakaretname gönderdiler ve olay çok daha büyük boyutlar kazandı...” demekte ve Tayyip Erdoğan"ın Davos"ta “one minute” çıkışıyla karşılaştırmıştır.

İnönü yurtdışındayken hükümet düşürülür; yeniden kurar. 1965 Şubat'ına gelince İnönü hükümeti, bütçesinin reddiyle bu kez iktidardan tamamıyla alaşağı edilir. Ondan sonra da Türk siyasetini; Türkiye"deki öğrenci olaylarının giderek anarşiye dönüşmesi üzerine düzenlediği basın toplantısında üniversite olaylarının Türk-Amerikan dostluğunu zayıflatmak isteyen azınlık bir öğrenci grubunca yaratıldığını, polisin üniversiteye girerek yasal görevini yerine getirmeğe hakkı olduğunu söyleyen S. Demirel eline geçirdi.

Milliyetçi Cephe Hükümetleri, milliyetçi azınlık Hükümetleri derken yine o iktidarlarda kaldı; ama maalesef milliyetçi duygular canlı olsa bile orduyu savaşacak üstünlüğe hiç getiremedi. Ta ki Tayyip Erdoğan"ın ekibiyle iktidar olmasına kadar ve Heron gibi güçlü vurucu silahları Türk ordusuna kazandırabilmek için ve daha önceki iktidarlar döneminde askeri tatbikatlarına Konya"nın verildiği İsrail"e dostluk numaraları çekmesine kadar. İsrail ile bu anlaşmayı Necmettin Erbakan başbakan olarak imzalamış ama bu anlaşma asıl 28 Şubat"ın Çevik Bir Paşasının Türkiye'ye kazığıdır.

Demek istediğimiz ve anlatmaya çalıştığımız husus Türk siyasetinin şimdiye kadar kendi çömez eyvallahçı takımlarıyla hep lafazan kalabalığının yönettiği ve Türk ordusuna hiçbir vurucu güç silahları kazandıramadıklarıdır.   

ABD'nin 74 Harekatı'na yanıtı askeri ve kısmi ekonomik ambargo oldu. Bu ambargo Türk ekonomisinin 70'lerde çok zor günler yaşamasına neden olmasına karşın Türkiye "Milli Dava"dan vazgeçmedi. Kıbrıs'ın kuzeyinde Türklerin yaşadığı bölgede bağımsız bir Cumhuriyet, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti KKTC kuruldu. Ama ne hikmetse hiçbir İslam ülkesi bile bu Türk Cumhuriyetini tanıma nezaketi gösteremedi.

Şimdi Tayyip Erdoğan Hükümeti ve Cumhurbaşkanı"nın diplomatik özel çabalarıyla Ortadoğu yeniden şekilleniyor:

Tarihimizi ve kültürel derinliklerimizi bilmeyenler bütün bu yaşananların bir “ABD senaryosu” olduğunu söylemeye devam edecekler. Çünkü muhalefetteki lafazan Türk siyasetçilerine göre ABD dünyanın en büyük gücü ve bu tür işleri sadece Washington yapabilir.

Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Zirvesinin dokuzuncusu geçen ay Nahçıvan'da yapıldı. Azerbaycan"ın ev sahipliği yaptığı zirve toplantısına Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanı sıra Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Bakiyev ve Türkmenistan Devlet Başkanı Yardımcısı Saparliyev katıldı. Türk devletleri stratejik işbirliğine doğru gidilmektedir.

Nahcivan Anlaşması'yla daimi sekreterya kuruldu ve adı “Türk Konseyi” oldu. Konseyin kurumsal merkezi İstanbul, akademik merkezi Kazakistan, Parlamenterler Asamblesi TÜRKPA"nın merkezi Bakü oldu.

Özbekistan yönetimi, bölgede yaşanan bu gerçeklerle, kendi saplantıları ve Rusya arasında sıkışmış durumda… Özbekistan Orta Asya"da kendini gelişmelerden soyutlayarak veya Rusya"ya sırtını dayayarak varlığını güçlü bir şekilde sürdüremez.

Ekim ayının en çarpıcı gelişmelerinden biri de Türkiye-Ermenistan münasebetlerinde yaşanan hızlı gelişmelerdi. Bir asra yaklaşan husumetin tekrar dostluk ve işbirliğine dönüşmesi için ardı ardına adımlar atılıyor. Önce iki devlet İsviçre"de yeni ilişkileri belgelendiren protokole imza attılar. Sonra da Dünya Kupası ön elemeleri kapsamında Bursa"da oynanan Türkiye-Ermenistan futbol maçına iki ülkenin devlet başkanlarının katılması damgasını vurdu.

Her ne kadar siyaseten bunu kullansa bile Azerbaycan yönetimi Karabağ işgalini neredeyse içine sindirmiş vaziyette idi. Şimdi Türkiye, Ermenistan"la ilişkilerini düzeltirken Karabağ problemini de çözmek üzere. Eğer derin bir sabotaj yaşanmazsa Kasım ayı sonuna kadar Ermenistan, Karabağ"da işgal altında tuttuğu beş bölgeden çekilebilir ve Nisan"a kadar sınır kapıları açılabilir.

Daha 5-10 sene önce Türkiye ve Suriye iki düşman devlet gibi gösteriliyordu. 1999"da neredeyse savaşın eşiğine gelinmişti. Önce iki ülke arasında vize uygulaması kaldırıldı. Türkiye-Suriye Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Bakanlar Toplantısı"nda, stratejik işbirliği ve entegrasyon noktasına ulaştı, neredeyse birleşme aşamasına geldi.

Türkiye, “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği” anlaşmasını Suriye"den önce Irak"la imzaladı. Irak Başbakanı El Maliki, Türkiye'yle koordinasyon içinde olduklarını ve Irak hükümetinin tümüyle destek vermeye hazır olduğunu belirtiyor. Kuzeydeki Bölgesel Kürt hükümetini kurma çalışmalarını tamamlamak üzere olan Barham Salih de: "Bu stratejik anı iyi değerlendirmeliyiz. Biz Kürtler, Türkler, Irak ve Suriye, bu stratejik anı kaçırılmamalıyız" diyor.

Demokratik açılım gerçekleşince PKK sorununun çözülmesinin hemen ardından Türkiye-Irak sınırı da ortadan kalkabilir. Tüm bunlar hayal değil. Belli temellere ve sağlam gerçeklere dayanıyor.

Sonra ne olabilir? İsrail bombasının pimi çekilmiş olur.  Siyonistlerin Mescid-i Aksa'yı işgal planına tepkiler sürerken ve Başbakan Erdoğan'ın tüm dünyada çok konuşulan 'One Minute' çıkışının ardından, İsrail uçaklarının da katılacağı "Anadolu Kartalı" tatbikatı iptal edildi. Tatbikata, İsrail, ABD, İtalya ve NATO uçakları da katılacaktı.

Tatbikatın uluslararası bölümünün iptali, sadece İsrail'i değil, ABD, NATO ve İtalya'yı da etkiledi. Türkiye iptali diplomatik bir şekilde gerçekleştirirken, Başbakan Erdoğan'ın muhtemel tepkilere karşı böyle bir yola başvurduğu belirtiliyor

PKK kampları hakkında istihbarat toplamasında büyük önem taşıyan İsrail"den kiralanan insansız casus uçağı "Heron"lar… Heron"ların alımına TSK başlangıçtan beri karşı çıkar. Niçin mi? İsraillilerin Heron"la ilgili bilgisayar yazılımlarından, kumanda edilmesine kadar hiçbir ayrıntıyı Türkiye"ye vermemesinden!

Düşünün, Türkiye 10 adet Heron alacak ama kumanda edilmesi işi yine İsraillilerde olacak. Bu şekilde Türkiye"nin toplayacağı bilgilere İsrail, anında nüfuz edecek!

Dahası, TSK Heron"u İsrail"in onay veremeyeceği yerlere de uçuramayacak!

 İşte TSK insansız uçakla ilgili itirazlarını ortaya koydu ve düzeltilmesini istedi.
İsrail bu tutuma tepki gösterdi ve TSK ile ipleri kopardı ve hükümet de bunu fırsat bilerek İsrail ile tüm ilişkilerini askıya aldı. İnsan hakları örgütleri, İsrail'in Gazze'de fosfor bombası kullandığını ve sivillere ateş açtığını belirtiyor. Rapor da bu iddialara destek niteliği taşıyor.

İsrail ve ABD'ye göre rapor ''taraflı''. İddiaları kesin bir dille reddeden İsrail yönetimi, raporun Ortadoğu'da barış arayışına zarar vereceğini savunuyor.

Hava harekatıyla başlattığı taarruz, ilerleyen günlerde tanklar ve toplarla takviyeli kara harekatı ve hatta deniz top ateş desteği ile sürmüştü. Adeta üç boyutlu ve tamamen “orantısız güç kullanan” İsrail"in bu saldırıları sonucu sayıları 700"ü bulan çocuk, kadın ve yaşlılar dahil silahsız sivil masumlar ile birlikte 1.400 kişi hayatını kaybetmişti.

Erdoğan, ABD Başkanı Barack Obama'nın 29 Ekim tarihi için kendisini ABD'ye çalışma ziyaretine davet ettiğini bildirdi. 29 Ekimde karar kılarsak İran'dan ABD'ye gideceğiz'' diye konuştu.

Nedeni, “Anadolu Kartalları” tatbikatının ertelenmesi ardından Türkiye"nin Suriye ve Irakla stratejik işbirliğinde başarılar sağlaması ve Kafkaslarda da huzur ve güvenin sağlanmasına diplomatik katkılarının artmasıdır. İMF İstanbul Toplarında, kararların “İstanbul Kararları” olarak tarihe mal edilecek olmasının da ayrı bir önem taşımasıdır. İsrail"in piminin çekilmesini önleme çığlığıdır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.