İnsan yaş aldıkça değil, hakikati anladıkça olgunlaşır. Yaş; sadece bedeni büyütür, fikir ise insanı derinleştirir. Fikrî olgunlaşma; insanın çok konuşması değil, konuştuğu sözün ağırlığını bilmesidir. Kalem de böyledir. Her yazı yazmak, fikir sahibi olmak değildir. Kalemin sertliği çoğu zaman; öfkenin, egonun, intikamın ve hırsın kılığına bürünebilir. Kalem; hikmet ve ibretten beslenmiyorsa, sahibini zalimleştirebilir. İnsan bazen hakikati savunduğunu zanneder ama aslında kendi öfkesini yazıyordur. Hikmete sahip kalem; önce kendi nefsini tanır, kendi yanlışlarını, çelişkilerini, zaaflarını görür, başkasının kusurunu büyütmeden önce kendi içindeki karanlığı fark eder. Böyle bir insanın kalemi sert olsa bile kirli olmaz. Çünkü amacı insan parçalamak değil, yanlışları ortaya koymaktır. O bilir ki fikir adamı olmak; tarafgirlik yapmak değil, hakikatin tarafında durabilmektir.
Bugün dünyanın en büyük problemlerinden biri; olgunlaşmamış fikirlerin sertleşmesidir. İnsanlar düşünmeyi değil, taraf olmayı öğrendi. Herkes kendi mahallesinin savunucusu oldu. Haklı olmak yerine güçlü görünmek önemsendi. Sosyal medya çağında insanlar artık düşünce üretmiyor, reaksiyon üretiyor. Bir cümleyle adam linç ediliyor, bir görüntüyle karakter infazı yapılıyor. Kalem; irşad aracı olmaktan çıkıp bazen dijital bir silaha dönüşüyor. Hâlbuki kalem; emanettir. Kur’an’ın ilk emrinin “Oku” olması tesadüf değildir. Kaleme yemin edilmesi de boşuna değildir. Kalem; medeniyet kurar, toplum inşa eder, nesil yetiştirir. Aynı kalem; fitne de çıkarabilir, insan da öldürebilir. Bir iftira yazısı, bir kurşundan daha fazla yara açabilir. Bu yüzden fikir adamı olmak; sadece konuşma özgürlüğü değil, vicdan sorumluluğudur.
Olgun fikir sahibi insan, her doğruyu her yerde söylemenin de doğru olmadığını bilir. Hakikat; zaman, zemin ve üslup ister. Sertlik; ölçüsüz olursa hikmeti boğar. Sürekli bağıran insanın sesi bir müddet sonra gürültüye dönüşür. İnsanlar hakikati değil, öfkeyi duymaya başlar. Bu nedenle gerçek mütefekkirler bazen sessizdir. Susmanın da bir dili vardır. Fakat bazı zamanlar vardır ki susmak korkaklıktır. Zulmün alkışlandığı, haramın normalleştiği, dinin çıkar aracı yapıldığı, ahlâksızlığın özgürlük diye pazarlandığı dönemlerde kalemin susması ihanettir. İşte o zaman sert kalem gerekir. Firavunlaşan güçlere karşı Musa’nın dili, Nemrutlaşan kibirlere karşı İbrahim’in ateşe yürüyen cesareti gerekir. Hakkı söylemekten korkan kalem; mürekkep taşısa da ruh taşımaz.
Hakikati savunurken insanlık kaybedilmemelidir. Eleştirirken hakarete düşülmemelidir. Sert olurken adalet terk edilmemelidir. Çünkü nefret dili, bir müddet sonra sahibini de çirkinleştirir. Kalemin amacı insanı rezil etmek değil, hakikati görünür kılmaktır. Gerçek fikir adamı; düşman üretmez, bilinç üretir. Bugün insanlar çok konuşur ama az düşünür. Çok yazar ama az hisseder. Çok eleştirir ama kendine hiç bakmaz. Herkes başkasını düzeltmeye çalışır ama kendi nefsini terbiye etmek için gayret etmez. İşte bu yüzden sert kalem çoğalmış ama olgun fikir azalmıştır. Fikir; bilgiyle değil, çileyle olgunlaşır. Acı görmeyen, kaybetmeyen, yalnız kalmayan, ihanete uğramayan insanın kalemi çoğu zaman yüzeyseldir. Hayat insana sadece yaş vermez; ya hikmet veriyor ya da sertlik... Kimi yaşlandıkça yumuşar çünkü hayat onu terbiye eder. Kimi de yaşlandıkça daha saldırgan olur çünkü nefsi yaş alır ama ruhu büyümez. Olgun insanın en büyük özelliği; gücü varken merhametli, haklıyken ölçülü olabilmektir. Çünkü gerçek asalet; haklı olduğu hâlde seviyeyi düşürmemektir.
Bir kalemin değeri; kaç kişiyi alkışlattığıyla değil, kaç vicdanı uyandırdığıyla ölçülür. Sert kalem bazen bir toplumu ayağa kaldırır. Ama hikmetsiz sertlik, toplumları birbirine düşürür. Bu nedenle fikir adamı; sadece bilgi taşıyan değil, ahlâk taşıyan insandır. Fikrî olgunlaşma; insanın zihninin olduğu kadar ruhunun da büyümesidir. Sert kalem ise ancak olgun fikirle birleşirse kıymetlidir. Aksi hâlde kalem; hakikatin değil, nefsin hizmetkârı olur. İnsan bazen susarak, bazen yazarak imtihan edilir. Önemli olan; konuşurken de yazarken de hakikatten, adaletten ve vicdandan kopmamaktır.