FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ VAR MI?

Adnan Bahadır

   Fikir özgürlüğü nedir diyerek söze başlamak gerekirse kimseye hakaret etmeden, aşağılamadan, eyleme geçmemek kaydı ile herkesin görüşünü hür olarak ifade etmesidir. Buna itirazı olan varsa ona Demokrat diyemeyiz, insanlar düşüncelerini her platformda açıklamalıdırlar, düşüncelerine saygı duyarsınız, duymazsınız, doğru derler yanlış derler o ayrı bir konu. Demokratik toplumların olmazsa olmazı bu ölçüdür, ama gel gör ki bu özgürlüğü herkes kafasına göre yorumlayıp, kendi düşüncesinin aksine bir şey söylenildiğinde vay efendim bu konu tartışılamaz, şu konu kutsalımızdır deyip insanların konuşma özgürlüğüne kısıtlama getirilmektedir. Neden böyle dediğimi zannedersem anladınız, Ak partili bir siyasetçinin yaptığı konuşmanın ardından enteresan tepkiler oldu ve adam görevinden istifa etti. Adamın söylediklerine katılıp katılmamak veya doğru olup olmadığı farklı bir konu oraya da değineceğim ancak olayı bu kadar büyütmek veya adamın söylediklerinin arkasında duramayıp ikinci bir açıklama yapması doğru muydu buna bakmak lazım.  
   Olayı değerlendirirken önce söylenenlere bakalım, “ Cumhuriyet bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi, hasılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir” şeklinde bir ifade kullanmış. Önce Burada söylenenlerin ne kadarına katılıp, ne kadarına katılmadığımı ifade ederek devam etmem gerekirse alfabemiz değişti eyvallah, lügatimiz de kısmen değişti, dilimizde herhangi bir değişiklik yok, Türkçe konuşup Osmanlıca yazarken Türkçe konuşup yeni harflerle yazmaya başladık. Düşünme setlerimizde değişiklik oldu mu derseniz bu kişiye göre değişir, daha önce sadece medrese eğitimi alıp diğer ilimlerle ilgilenmeyenlerle fen bilimlerini okuyup düşünce dünyasını ona göre şekillendirenleri ayırmak lazım. Ayrıca Cumhuriyet rejimi totaliter rejimlerden çok daha iyi ve insanların kendi kendilerini yönetme rejimi olduğu da muhakkak. Bu kadar izahtan sonra gelelim siyasetçinin ve partisinin duruşuna, kanaatimce burada olması gereken şuydu öncelikli olarak siyasetçi bu konuşmayı bu şekilde değil de daha farklı yapmalıydı, Cumhuriyet çok güzel bir rejim ancak kazanımlarıyla birlikte yapılan bazı hataların olduğu da bir gerçek, mesela ezanın Türkçe okunması, Kuran eğitiminin yasaklanması, toplumun manevi değerlerinin dikkate alınmaması ciddi anlamda sıkıntı yaratan uygulamalardı deseydi eyvallah derdik. Ancak her şeye rağmen söylediklerinin arkasında duramayıp dönüş yapması da muhafazakar kesim tarafından ciddi anlamda tepki aldığı bir gerçek. Partinin anında görevden alması da bir başka yanlış, zira herkes fikrini beyan eder, Bahçelinin konuşmasının ardından böyle bir uygulamaya gidilmesini şahsen doğru bulmuyorum. 
   Bir toplumda herkes fikrini rahatlıkla ifade edebilmeli, evet toplumun hassas noktaları var buna saygı duyulmalı tamam ama olayı bu kadar büyütmenin de anlamı olmadığı kanaatindeyim. Bana göre 12 Eylül döneminde dahi bu kadar hassasiyet yoktu, insanlar istediklerini söyleyebiliyorlardı, bırakın herkes hür fikrini söylesin, karşı fikirde olanlar da karşı görüşlerini ifade ederek demokratik toplumun gereği yerine gelsin. Bu konudaki şahsi fikirlerimi de yukarıda belirttim, kaldı ki İsmet İnönü’nün hatıralarını okursanız Arap alfabesini neden kaldırdıklarını orada rahatlıkla görürsünüz, karşınızdaki insanlara hoş görünmek adına gerçek düşüncelerinizi saklamak ne insanca bir davranıştır, nede Demokratik hak ve özgürlüklerin gereğidir. Yirmi birinci yüzyılda konuştuğumuz şeylere bakar mısınız, bu saatten sonra Cumhuriyet rejimi değişir mi yok, düşünce yapımız değişir mi okursak değişir okumazsak düşünmezsek değişmez. O halde boşuna tepki vermenin alemi var mı, ayrıca o siyasetçinin söylediğinden geriye adım atmasının gereği var mıydı? Sanırım bu kadar yeter bugünlük de bu kadar kalın sağlıcakla…

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (5)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.