Feleğin tokadı hep kadınlarımıza mı atılır?

Sema Öztekin

Sevgili DENGE okurlarım yazılarıma gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim.

 

Ben kimseyi ağlatmak yada  üzmek istemiyorum. Duygusal  takılmak sömürge işi hiç bana göre sözler değiller. Ama  ne yazık ki ülkemizde kadınlar hep ikinci planda kalıyor ve meta gözüyle bakılıyor. Kişi  yaşadığını şahit olduğunu anlatmak ister bende onu yapıyorum. Yazılar  elinde somut bir şeydir. Ama  biriyle sohbet ettiğinde   uçar gider  söylemler. Bugün  yolda yürüyorum iki genç karşılıklı duruyorlar tam yanlarından geçerken erkek olan bağırdı “yüzüme bak diyorum sana!  “Kız gözleri yerde kıpkırmızı yanaklarla göz ucuyla baktı  erkek tekrar,  benle konuşurken yüzüme bakacaksın” ve ben yanlarından geçtim. Arkama  baka baka uzaklaştım. Uzaklaşırken  de benden başka biri daha şahit oldu bu olaya. Öğretmen  olduğunu okulda çok sıklıkla şahit olduğu olaylar olduğunu söyledi. Oysaki  süslü  iki kelime bir dokunuş sevgiyle yaklaşım daha çok etki yaratmaz mıydı? Soruyorum  size suç kimde tabii ki bizlerde hemcinslerim! Hayır  kelimesi kullanmıyoruz ve erkekler hayatımızda olmasa yaşam duracakmış gibi davranıyoruz. Sonra  durum bu bağırıp çağırmalar dövmeler, evlilikte temel direkleri böyle kuruluyor sonra çok geçmeden sallanmaya başlıyor. Kadın  seviyor aşık erkekte biliyor ya güç bende dercesine kullanıyor kadında her şeye evet diyor bir gün bardak taşıyor ve olanlar oluyor. Oysaki  çocuklarımız hamur misali yoğururuz şekli biz veririz. Sevgiyle  yoğrulduğunda sonuç  pozitif olacaktır kesinle. Hayat  bu akıp gidiyor yaşamak bizim elimizde nasıl kiminle nerede? Geçenlerde  yeni tanıştığım bir arkadaşla sohbet ettik çok kısa vaktimize neler sığdırmışız düşünüyorum da, 18 yaşında baba dayağıyla evden kaçarak Bafra"da, kuzeninin yanına yerleşiyor.  Birkaç  gün sonra  parkta başına gelenleri düşünürken bir genç yanına geliyor kendisinden çok etkilendiğini söylüyor. Kız  durumunu anlatıyor iki saatlik sohbetin ardından kaçmaya karar veriyorlar. Evleniyorlar  hemen. Fakat erkek evlenip ayrıldığını birde çocuğunun olduğunu sanırım 2 saate sığdıramayıp evlendikten sonra söylemeyi uygun görüyor ve kadın ilk tokadıyla tanışıyor eşinin. Sonrası  tam bir roman  sahip çıkmayan sarıp sarmalamayan bir babadan sonra aynı niteliklerde bir koca. Başka  kadınlarla dostlukları şiddeti kadını boşanmaya götürüyor. 2 saatte karar verdiği evliliğine 12 yıl şans verdiğini söylüyor. Önceleri   market sahibi bayan yaşadığı birçok olumsuzluklar karşısında öyle güçlü hayata ve çocuklarına dört elle sarılmış ki yaşam rüzgarının onu sarsmasına bile izin vermemiş. Eşinden  ayrı çocuklarıyla yaşamını sürdürmekte şuan sosyal hizmetlerden  maaş  alıyor ayrıca çalışıyor. Çocukları  için güçlü olduğunu, hayatın bir sınav olduğunu düşünüyor. İşte  bu örnekler hayatın gerçekleri demek ki her  çatının altında bir hikaye var! Hatta   bazıları roman kıvamında ama kim bilebilir. Saygının  sevginin çatınızdan eksilmediği mutlu günler diliyorum sevgiyle kalın…

 

                 AYRILIK

Kara göründü, kıyıdayız ellerimi bıraktın

İstemedin belki ama bıraktın işte

Şahit oldu yer gök nasıl çırpındığıma

Rüzgara karşı gelmek ,yağmurun önüne geçmek gibi

Bu sondu hayata dair yapılan hamle.

Kitapların yazdığı yüreklerin onaylamadığı,

Verilen sözlerin tutulmadığı,

Hayalle gerçek arası bir duygu bu

AYRILIK…..

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.