Samsun'un Esenevler Mahallesi'nde oturan 46 yaşındaki Ayşegül Öztürk ile Mimar Sinan Mahallesi'nde oturan 37 yaşındaki Sevil Uzgur, hayatlarını lösemili çocukların tedavilerini sürdürebilmeleri ve bu süreçte mutlu olabilmeleri için adadı.
Lösemi hastalığından oğlu Emrah'ı 13 yaşındayken 1998 yılında kaybeden Ayşegül Öztürk ve kızı Duygu 11 yaşındayken 6 ay önce kollarında ölen Sevil Uzgur, "Eşlerimizin ve diğer çocuklarımızın da rızasını alarak, lösemi hastalığının pençesindeki yavrularımız için her türlü yardım organizasyonlarının içinde bulunuyoruz" dedi.
Başkanlığını, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Albayrak'ın yaptığı Lösemi ve Kan Hastalıklı Çocuklar Derneği bünyesinde aktif olarak görev alan Ayşegül Öztürk, "Evladımın acısı bir an olsun dinmiyor. Oğlumun tedavisinde geç kalmamış olsaydık belki de yaşayacaktı. Aynı acıyı diğer annelerin de yaşamasını istemiyorum. Bu nedenle çok uzun süreli, çaba gerektiren lösemi tedavisinde ailelere destek oluyorum. Her türlü ihtiyaçlarını karşılayabilmek için mücadelemi veriyorum.
Böylece hem değişik yardımlarla ailelerin ekonomik sıkıntılarını çözmeye çalışıyorum, hem de değişik eğlence programlarının perde arkasında yer alarak lösemili çocuklarımızın yüzlerinin gülmesine sebep oluyorum. Bütün bunlar da beni mutlu ediyor. Biraz olsun evladımın yüreğimdeki acısı diniyor" diye konuştu.
Evladı Duygu öldükten sonra Ankara Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Samsun Şube Başkanlığı'nı üstlenen Sevil Uzgur ise Samsun'da, OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Pediatri Bölümü'nde 160 lösemili çocuğun tedavisinin devam ettiğini anlatarak, her birinin gözlerinde kızı Duygu'yu gördüğünü vurguladı. "Sanki kızım bana, 'Anne ne olur arkadaşlarımın yaşaması için yaşa' diyor" diyen Sevil Uzgur, şöyle konuştu:
"Bu 160 çocuğumuzun tedavi süreci çok meşakkatli. Anne yavrusunu kucağına alıyor, bazen 7-8 saatlik yolculuktan sonra hastaneye geliyor, 1.5-2 saat süren tedavisinin ardından dönüyor. Bu süreç kısa aralıklarla tekrarlanıyor ve aylarca devam ediyor. Haliyle ailelerin maddi anlamda desteğe ihtiyacı var. Çocukların da iyileşmeye doğru atılan her adımda morali bozulabiliyor. Çocuklarımıza bu dönemde sevgi ve şefkat göstermek, onlara hastane ortamını sevdirmek zorundayız. Bizler, lösemili çocuklarımız ve
aileleri ile hayırsever vatandaşlarımız arasında köprü olmaya çalışıyoruz."
Hastalığın pençesindeki çocukların iyileşme oranının bugün yüzde 80-90 başarıyla sonuçlandığını, ancak moral-motivasyonun yüksek tutulması gerektiğini de vurgulayan Sevil Uzgur, annelere bir anlamda psikolojik destek verdiklerini böylece bu enerjinin çocuklara da geçtiğini kaydetti. Uzgur, "Biz neler yaşandığını çok iyi biliyoruz. Bizim yaptığımız hata varsa bu hataları lösemili çocukların annelerinin yapmasını istemiyoruz. Bunun da çabasını veriyoruz. Bundan sonra lösemili çocukların mutluluğu için
yaşayacağım" şeklinde konuştu.