EĞRİYE EĞRİ DOĞRUYA DOĞRU

Adnan Bahadır

 Merhum Mahir iz “Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzden” ifadesini ne kadar güzel söylemiş, “Olaylardan sonuç alamamamızın veya sonuca ulaşamamış olmamızın nedeni usul bilmemektir” diyor. Çok doğru bir ifade. Bilge insanların her söylediği söz, topluma yararlı ve tecrübe edilerek söylenmiş sözleridir. Neden bu güzel sözle yazıma başladığıma gelince; Büyükşehir Belediyesinin Rasathane Camii’nin yanında, 100. Yıl Bulvarı’na bakan kısımda eskiden köy hizmetlerinin lojmanı olarak kullanılan binayı yıktıktan sonra yerine Osmanlı Kıraathanesi olarak ihale ettiği binayla ilgili kamuoyunda çıkan tartışmayı yazacağımdan bu güzel sözle yazıma başlamak istedim. Şehri yöneten insanların yapması gereken en önemli işlerden birisi toplumla barışık yaşamak, iş bilen insanlarla istişare yapmak ve herkesle diyalog halinde olmaktır. Hele hele seçimle işbaşına gelmiş insanların durumu çok daha hassastır. Bu insanlar seçmenlerine karşı sorumluluk taşıyan, siyasi sorumluluklarının yanında manevi bakımdan da büyük bir yükün altında olduğunu unutmamaları gerekmektedir.


 Büyükşehir Belediyesi 1,5 milyon nüfusu olan şehrimizin alt yapısından üst yapısına, ulaşımından bütçesine, pek çok şeyden sorumludur. Tüyü başında bitmemiş yetimin hakkı olan bütçeyi harcadığının bilinciyle hareket emelidir. Mustafa Demir’in seçildiği günden itibaren; istişare kültürü olmayan, kimsenin aklını beğenmeyen, her şeyin en iyisini ben bilirim mantığı ile hareket eden bir siyasetçi olduğunu her fırsatta dile getirmekteyim. Bunun bedelini de bir daha aday olamamak gibi bir sonuçla ödeyeceği kanaatimdeyim. Ancak yaptığı doğru şeyleri de yanlış şeyleri de yazmanın meslek ahlakımızın gereği olduğunu bir kez daha ifade etmekte yarar görmekteyim. Köy yollarında yaptığı hizmetlerden tutun da, içme suyu kanalizasyon gibi yapılan yatırımlar ve son olarak alınan on tane elektrikli otobüsün takdir edilecek çalışmalardan olduğu bir gerçek. Ancak son günlerde gündeme gelen Rasathane Camii yanındaki Osmanlı Kahvesi konusunu ele alacak olursak, ihale şekli öyle söylenildiği gibi adrese teslim ihale olmadığı kanaatindeyim. Adem Bektaş ile hiçbir zaman anlaşamadım, o beni sevmez ben onu sevmem. Ancak işin doğrusu neyse onu yazmak da karakterimin gereğidir. Yapılan ihale iki-üç ay önce ilan edilmiş. Tek firma ihaleye girmiş, verdiği teklif çok yüksek bulununca iptal edilmiş. Ardından da yapılan piyasa araştırmalarından sonra tekrar Adem Bektaş çağırılıp pazarlık usulü ile ihale kendisine verilmiş. Buraya kadar olan kısım böyle.


 Benim itirazım ihaleye veya ihale şekline değil. Adem Bektaş seçim döneminde Mustafa Demir ile beraber gezdiği için insanlar “Kıyak geçildi” diyebilirler. Bu normaldir ama ortada ihalenin prosedürüyle ilgili yasal bir durum gözükmemekte. Çocukluğum Gürbüz Camii civarında geçti. Rasathane Camii ve Gürbüz Camii, o günkü sınırları ile Çiftlik Mahallesi olan bölge, benim gençlik yıllarımın geçtiği bölgedir. Daha sonra da Gürbüz Camii karşısında, Bulvar’da bina yaptım, uzun zaman bürom da orada idi. Büyükşehir Belediyesi’nin ihale ettiği Osmanlı Kahvesi Projesi, iyi etüt edilmeden, araştırılmadan ve iş yapıp yapmayacağına bakılmaksızın çalakalem yapılan bir çalışma olmuş. Neden böyle dediğime gelince; zaten Rasathane Camii’nin avlusunda çay ocağı var, altında ikinci bir çay ocağı var, karşısında da var. Sizin anlayacağınız her tarafı çay ocağı ve çok cüzi fiyatlarla çay satan işletmelerle dolu. Yapılacak iki katlı Osmanlı Çay Ocağı’nın müşteri portföyü cami cemaatinden seçilmiş ise zaten caminin avlusunda çay ocağı var. Yok etraftaki insanlar düşünülmüş ise orada, Yenidoğan’ından Rasathane’sine kadar kötü alışkanlıkları olan gençlerin takıldığı bir bölge. 2006 yılında ben de belediyede iken eski Modernpazar’ın üst kısmında aynı şekilde Anneler Parkı Kafesi yapıldı, bağımlıların merkezi oldu. Kurtulmak için Milli Eğitim Müdürlüğü’ne anaokulu olarak verildi de sıkıntısından kurtuldular.


   Bir yatırım yapılırken önce “Fızıbıl mı? Çalışır mı? Ticari, sosyal ve asayiş bakımından getirisi nedir? Götürüsü nedir?” bakılır, ondan sonra yatırım yapılır. Bu yatırım bence çok yanlış bir yatırım, asla ve kata çalışmaz, inşaat bitip kiraya verildikten sonra hep birlikte ne olduğun göreceğiz. Merhum Mahir İz’ in dediği usulsüzlük budur işte. İnsan azıcık bilen birine sorar, “Burada böyle bir kahve iş yapar mı, bu milletin parasını buraya yatırıyoruz, doğrumu yapıyoruz?” diye sorsalardı kesinlikle böyle bir yanlış yatırımı yapmazlardı. Keşke oraya katlı otopark yapmış olsalardı, çok daha fazla iş yapardı, hem de sosyal bir ihtiyaca cevap verilmiş olurdu. Kanaatimce matlup hasıl oldu. Bugünlük de bu kadar kalın sağlıcakla

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (8)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.