DUYURU

Gazetemiz yazarı Cevahir Kul'un yaptığı intihalden ötürü yazının gerçek sahibi Rahşam Şimşek'den özür dileriz.14.05.2008 tarihinde kahve molası adlı internet sitesinde "Kırmızı Kelebekler" başlığıyla yayınlanan ve yazarımız cevahir kul tarafından intihal olunarak gazetemiz'de 20.07.2008 tarihinde sadece başlığı "ruhumun renkleri" olarak değiştirilerek yayınlanan yazının gerçek sahibi Rahşan Şimşek hanımefendinin yazısını kendisinden ve siz okuyucularımızdan özür dileyerek yayınlıyoruz. Bu olayı öğrenmemiz üzerine, yazı işlerimiz basın ahlakı ve etiği gereği Cevahir Kul"un gazetemiz Denge ile tüm ilişiğini kesmiş ve söz konusu olay yetkili mercilere intikal ettirmiştir.

(İntihal olunan yazının aslı)

KIRMIZI KELEBEKLER

Ruhumun renkleri var. İçimde uçuşan kelebekler var. Rengarenk çeşit çeşit kelebekler. Zaman zaman değişir kelebeklerimin sayısı , renkleri, hızları, nazları. .
Bazen masmavi, bazen yemyeşil, bazen bembeyaz bazen pespembeeee uçuşurlar …Neşe, umut, heyecan dağıtırlar yüreğimin her noktasına. . Yaşamın benim elimde olduğunu, nasıl bakarsam öyle göreceğimi, inandığım değerlere sahip çıkmam gerektiğini nakşederler usulca…
Bu günlerde ise kırmızılar. Kıpkırmızı. Bazen ölü ve kırmızı , bazen çılgınca uçuşan kırmızı. Kırmızı mı dedim? Eksik kalıyor kırmızı.. Kıpkırmızı …Kan kırmızı. . Cemal Süreyyanın şu dizelerini çağrıştıyor "Ölüyorum Tanrım bu da oldu işte . her ölüm erken ölümdür biliyorum Tanrım ama ayrıca aldığın şu hayat fena değildir üstü kalsın. "Bu kırmızılıkta bende istiyorum. . Tanrım , üstü kalsın…
Bu kırmızılık beni benden alıyor, benden daha içeri, içeri tıkıyor.. Saklanıyorum. Kendi içime kaçıyorum. İyide geliyor bu . Ama sonra yüzleşmek gerektiğini düşünüyorum. Şairin dediği gibi:
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı.
Konuşuyorum kendimle;Kırmızı da bir renk, şairin dediği doğru, yaşadığın her şeyin hakkını vermek lazım, namusluca yaşamak lazım süreci. Acıtsa da, kanatsa da yaşamak lazım.
Uzun zamandır böyle, diyeceğim.. Zaman da göreceli. Bir saat, bir gece, bir gün, bir hafta, bir yıl. Neye , kime göre uzun ve kısa.. Uzun zamandır böyle hissediyorum dersem daha doğru bir tanımla yapmış olurum. Kitap okuyamıyorum, radyodan şarkı bile tutamıyorum. kendimden sıkılmam lazım, onu bile yapamıyorum..
Kırmızı kelebekler ve ben. . Kırmızı dünyam. . Can acıtan kırmızılık. Derler ya, acımaz bir yerden sonra diye, bende kayboluyorum zaman zaman bu kırmızılıkta, salıyorum kendimi derinliklerine.. Bunu da istiyorum..
Bazen de yeter diyorum bu kadar kırmızılık, denizi düşünüyorum, gökyüzünü düşünüyorum, mavi kelebekler yolluyorum…. Güzel yürekleri, güzel gülüşleri düşünerek pembeleri salıyorum içlerine .. Bulutları, umutları düşünerek beyazları.. Deniyorum sırayla diğer renkleri katmayı…Bir an , bir zaman kalıyorlar ama barınamıyorlar. Kırmızı hepsini kendine boyuyor.. Kırmızıyım, ne kadardır böyleyim hatırlamıyorum, ne kadar böyle kalırım bilmiyorum.. İçime kaçtım bekliyorum. Diğer kelebeklerimi bekliyorum. Geç kalmayın ama teslim etmeyin beni kırmızılara. Önce kirlenen beyazı temizleyin ama.. Öncelik ondaydı. O kirlendi, kelebeklerim kan kırmızı öldü