Düşündüğün gibi yaşayacaksın…

İki gündür hastane kapılarında telef olmuş durumdayız…

Öyle ya… Halkımız sıraya giriyorsa, biz de sıraya gireceğiz…

Halk çocuğuyuz çünkü… Boru değil!..

Kimseye ayrıcalık isteyemeyiz…

***

Anlayacağınız… Bir başkasına yapılmasını istemediğimiz gibi…

Bize de özel muamele yapılmasını beklemeyiz…

Hele de sağlık söz konusuysa…

***

Herkesin anlayabileceği bir şey değil bu…

İnsanların eşitliğini ve özgürlüğünü savunan biri…

Kalkıp, “Ben sıraya girmem, bulurum bir torpil işimi görürüm” derse…

Komik duruma düşmez mi?..

Ee! Adama, “O halde sen daha neyin eşitliğini savunuyorsun” demezler mi?

***

Sözün özü… Savunduğun fikirle, yaptığın eylem arasında fark olmayacak…

Düşündüğün gibi yaşayacaksın…

Ve… Yaşadığın gibi düşüneceksin…

Ama hakkını aramasını da bileceksin…

***

Dün yazmıştım yine bu köşede…

“Devleti dağa kaldırmışlar” diye…

Devlet Hastanesi"nin önce, adını değiştirdiler...

Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma Hastanesi"ne çevirdiler…

Sonra da alıp götürdüler…

***

Neyi araştırdığını bilemiyoruz henüz!…

Halk, Gazi Devlet Hastanesi"nde uzun kuyruklar oluşturuyor artık…

Eğer eski Devlet, yeni Eğitim ve Araştırma Hastanesi…

Bir şey araştıracaksa… Bu uzun kuyrukları araştırmakla işe başlayabilir…

***

Samsun Devlet Hastanesi…

Önce adı değiştirildi…

Mehmet Aydın Eğitim ve Araştırma Hastanesi oldu…

Sonra da koparıldı kentten…

Kent merkezinden taşıdılar hastaneyi…

Nereye?

Kıranköy"e…

***

Binlerce kişiye hizmet veren hastane, atıl hale geldi…

Kimse yerini bile bilmiyor hala…

Yerini bilenler de bizi arayıp dert yanıyor…

“Yahu öyle bir yere hastane yapmışlar ki, hasta yakınları işkence çekiyor” diyor…

Ne çay içecek kantin, ne de oturacak bir yer var…

Hasta yakınlarına Çin işkencesi uyguluyorlar…

***

Eskiden iki hastane vardı…

Ve ikisi de Samsunlara yetmezdi…

Üstelik biri de bölge hastanesi…

Diğeri…

Yani Gazi Devlet Hastanesi iki hastanenin yükünü omuzlamış götürüyor şimdi…

Üstelik…

50"den fazla hemşire açığı, bir o kadar da eksiği var…

***

Samsunlular, Gazi Devlet Hastanesi Poliklinikleri önünde uzun kuyruklar oluşturuyor şimdi…

Personel bunalmış…

Hastalar aşağılanıyor artık…

Emin olun, hastane çalışanları doktora gitse…

Birçoğu, psikolojik tedavi görmek için rapor bile alır…

Durum vahim çünkü…

Bunalmışlar…

***

Her neyse… Bizim hastalık “taşikardi” çıktı…

Çok dert değil, çözümü var… Allah herkese şifa versin…

***

Anlatacak çok şey var da…

Hem yerimiz dar, hem de çocuklar arayıp, “Abi, yazın hazır mı” diye sorup duruyorlar…

Asabım bozuluyor… Çünkü saat 19.30"da gazete bağlanmaz…

***

Neyse, kısadan geçeyim… Başhekim Ahmet İsmailoğlu, bir olay anlattı dün…

EKG çekerken hastalara eziyet eden görevliyle ilgili söyledi bunu…

Dedi ki:  “Rize"de bir mağazaya girip gömleğin fiyatını sorsan…

Dükkan sahibi yüzüne bakmaz… “Üzerinde fiyatı yazıyor” der…

Ki, doğrudur…

***

Ben şunu anladım bundan… Gözü tok ya Rizelinin…

Senin alacağın gömlek ve gömleğin parası umurunda değildir zaten…

Muhatap olmaz…“Fiyatı üzerende yazıyor” der geçer…

***

Hastaları aşağılayan görevlinin de bu işe ihtiyacı yok anlaşılan…

“İşinize gelirse” diyor hastalara…

Hatta, “B.k gibi ter kokuyorsunuz.. Sizin terinizi çekme zorunda mıyım” diyor ya…

Bu aşağılamanın bir yaptırımı yok…

“En fazla maaşından yüzde yirmi döner sermaye payı keseriz” diyor Başhekim…

***

Aman kesmeyin zaten…

Dua edin de o görevli, kendi dertleri için doktora filan gitmesin…

Hatta… (Gülhan mıydı adı?..)

Hastaları söven o görevliye…

Döner sermayeden fazladan para verilsin…

Sistemin bu kadar boktan olduğunu…

Ben bile ondan daha iyi anlatamam çünkü…

***

Sistemin sorununu bu… Çalışanlar ne yapsın…

Bu faturayı hastanede çalışan emekçilere çıkarmak, doğru olur mu?