DÜN KARA DEDİĞİNE...

Adnan Bahadır

DÜN KARA DEDİĞİNE BUGÜN AK DİYENLERE NE DEMELİ?

Her mesleğin bir haysiyeti, onuru ve şerefi vardır. İnsan ne yaparsa yapsın ilkeli durup, doğru olanları yapmalı veya hata yapmışsa özür dileyip, hatasından dönüş yapmalı. Hayatının belli dönemlerinde eleştirip, karşı çıktığı, acımasızca yüklendiği insanları daha sonra 90 derecelik bir dönüş yaparak övmeye başlaması kadar abes bir durum olamaz. Hele de bunu yapan bir gazeteci ise, olay daha da vahim bir durumdur.

Gazetecilik mesleği bir anlamda kamu görevidir. Toplumu doğru bilgilendirip, yapılan doğruları destekleme, yanlışları ise eleştirme sanatıdır. Gazetecilerin doğruluktan, dürüstlükten taviz vermeleri, bir anlamda "Tuz"un kokmasıdır. Çünkü topluma doğruları anlatmakla görevli olan bizler, olayları kendi menfaatimize göre yorumlayıp, işimize geleni haber yapıp, işimize gelmeyeni görmezlikten gelmemiz hem mesleğimize, hem de topluma saygısızlıktır. Gazete okuyanlar doğru bilgi almak için okurlar, ülkede ve şehrimizde olup, biten gelişmeleri gazetelerden okuduktan sonra, yeniden bu bilgileri test edebilecekleri başka bilgi kaynakları yoksa, okuduklarına inanmaktan başka çareleri yoktur. Ak Parti iktidarının yapmış olduğu en güzel icraatlardan birisi de kartelleşen medyanın kafasına göre yaptığı haberler, köşe yazarlarının yazdığı haberler sonucu, gündemi istediği gibi belirlemesine engel olmasıdır. Şayet bazı ülke gerçekleri ortaya çıkıp, insanlar doğruları öğrenmişse bu sayede öğrenmişlerdir.

Şehrimizdeki gazetecilik anlayışı da son 15-20 yıldır birkaç uyanığın tekelinde idi. Onlar gündemi istedikleri gibi oluşturup, yönlendirmekte idiler. Haber ajanslarının başında bulunan bazı uyanıklar, haberleri istedikleri gibi yapıp, gazetelere servis ediyorlar, gazetelerin başında bulunanlar da kafalarına göre istedikleri haberi yayınlıyor, istemediklerini görmezden geliyorlardı. Gazetecilik mesleğine belli bir düzen, intizam ve saygınlık getirmesi gereken cemiyet Başkanları ise olması gereken kuralları önce kendileri ihlal edip, haksız rekabet yapıyorlardı. Ne zaman ki DENGE olarak biz yayın hayatına girdik adamların tüm oyunları bozuldu, tezgahları teker teker ellerinden gitmeye başladı. Kurdukları gazeteyi tamamen bir kamu kuruluşunun desteği ile kuran ve başında bulundukları gazeteden ayrılırken batması için her türlü kötülüğü yapanlar, daha sonra kamu kuruluşundan istedikleri desteği alamayınca her türlü saldırıyı kendilerine görev edindiler. İstedikleri desteği almalarına engel olanların kamu kurumundan ayrılması için her türlü çabayı sarf eden bu üstad gazeteciler hedeflerinin bir kısmına nail olup, istemedikleri iki kişiden birini oradan ayırmayı başarmış, ancak ikincisinin ayrılmasını beceremeyince sonunda onunla da uzlaşıp, yeniden oradan nemalanmaya başlamışlardır. Bu nemalanma sonucu daha düne kadar aleyhinde haber, köşe yazısı yaptıkları insanları ve kurumu şimdi yeniden 90 derecelik bir dönüşle göklere çıkarmaya başlamışlardır. Bunu yaparken de insanların olan, biteni anlamayacağını sanıp, uydurma hikayeler, havadan, sudan köşe yazıları, şehrimizle alakası olmayan yazılar yazmaktan da geriye kalmamışlar, gazetede aleyhte yazı yazan bir yazara da uyduruk bir yafta takarak gazeteden ayırmışlardır. Ayırdıkları yazarın birilerine şantaj yapıp, para istediğini ortalığa yayıp, ondan işten ayırdıklarını söyleyecek kadar etik olmayan bir davranış sergilemişlerdir. Halbuki o yazarı o gazetede yazı yazdırmaya başladıklarında, ne kadar tanıyorlardıysa ayırdıklarında da o kadar tanıyorlardı. Burada asıl amaç yazarın aleyhinde yazı yazdığı insanlarla yaptıkları uzlaşı şartlarını yerine getirmekti. Sandılar herkes bunu yutacak. Yuttu mu, yoksa gargara mı yaptı zaman gösterecek.

Daha düne kadar izlediği politika, yaptığı haberler,yazdıkları köşe yazıları ortada olan bu insanların sırf üç,beş kuruşluk menfaatleri için bu kadar radikal dönüş yapmış olmaları, hayret verici bir durum olduğu kadar,onların şahsiyetlerini açıkça ortaya çıkaracak bir durumdur. Şimdi yapmaları gereken ikinci iş, daha önce yaptıkları gibi o kuruma özel bir muhabir tahsis edip, başındaki zatı muhteremin gittiği toplantıları, yaptığı kahvaltıları, giydiği elbise bedenlerini takip etmektir. Kendilerine bu onurlu!... görevlerinde başarılar diliyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.