İnsan, ömrü boyunca birçok insanla tanışır. Kimisi yol arkadaşı, kimisi iş arkadaşı, kimisi de gönül arkadaşı olur. Fakat herkes dost olamaz. Çünkü dostluk; aynı masada oturmak, aynı ortamı paylaşmak veya aynı menfaat etrafında buluşmak değildir. Dostluk; güvenin, fedakârlığın, sadakatin ve vefanın adıdır. Bu yüzden büyüklerimiz, "Dostunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim." demişlerdir. İnsan, karakterini en çok dost seçiminde ortaya koyar. Çünkü insanın yanında bulunanlar, zamanla onun düşüncesini, ahlâkını ve hayatını şekillendirir.
Dostluğu ayakta tutan en önemli hasletlerden biri cömertliktir. Buradaki cömertlik yalnızca mal vermek değildir. Güler yüz göstermek cömertliktir. Vakit ayırmak cömertliktir. Affedebilmek cömertliktir. Zor günde omuz verebilmek cömertliktir. Gerektiğinde kendi rahatından vazgeçerek dostunun yükünü hafifletebilmek cömertliktir.
Cimrilik ise; sadece cebi kapalı olmak değildir. Cimrilik; kalbin de daralmasıdır. Sevgiyi paylaşmayan, ilgisini esirgeyen, duasını bile kıskanan, başkasının başarısından rahatsız olan insan da cimridir. Böyle bir karakter, zamanla menfaatini dostluğunun önüne geçirir.
Kur'ân-ı Kerîm cimriliği övmez; aksine onu insanı helâke götüren kötü bir ahlâk olarak gösterir. Rabbimiz şöyle buyurur; "Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." (Haşr,9). Asıl düşman; cepteki mal değil, kalbe yerleşen cimriliktir.
Peygamber Efendimiz (sav) de dualarında, "Allah'ım! Cimrilikten Sana sığınırım." diye niyaz etmiştir. Çünkü cimrilik, zamanla insanın vicdanını köreltir. Merhameti azaltır. Vefayı zayıflatır. Güveni yok eder.
Menfaat üzerine kurulan dostluklar, menfaat bitince sona erer. Böyle insanlar, küçük bir kazanç uğruna büyük dostlukları feda edebilirler. Makam değişince selamı kesenler, para görünce kardeşini unutanlar, çıkarı tehlikeye girince yılların dostunu yalnız bırakanlar bunun acı örnekleridir. Aslında sattıkları sadece dostları değil, kendi şahsiyetleri ve itibarlarıdır. Tarih, bunun ibretlik örnekleriyle doludur.
Gerçek dost; cebe değil, kalbe değer verir. Başarıyı kıskanmaz; onunla sevinir. Düşüşü fırsat bilmez; elinden tutar. Yoklukta korur, hayra yönlendirir. Böyle insanlar bulunmaz bir nimettir. Bu sebeple dost seçerken; zenginliğine değil cömertliğine, makamına değil ahlâkına, konuşmasına değil zor zamanda gösterdiği vefaya bakmak gerekir. Çünkü insanın gerçek karakteri; bollukta değil darlıkta, kazançta değil paylaşmak zorunda kaldığında ortaya çıkar.
Cimrilik yalnızca malı eksiltmez; sevgiyi de eksiltir. Paylaşmayan insan, zamanla yalnızlaşır. Yalnızlaşan insan ise; güvenini, huzurunu ve dostlarını kaybetmeye başlar. Oysa cömert insanın bereketi sadece sofrasında değil, dostluklarında da görülür. Paylaştıkça çoğalan şey sadece mal değil; muhabbet, güven ve duadır.
Hayat kısa, dostluk ise paha biçilmez bir hazinedir. Bu hazineyi menfaat uğruna harcayanlar, sonunda hem dostlarını hem de kendilerini kaybederler. Buna karşılık cömertliği, vefayı ve sadakati hayatının ilkesi yapanlar; insanların gönlünde güzel bir iz bırakır, Allah'ın rızasına da yaklaşırlar.
Dostluk; alışveriş değil, emanet ilişkisidir. Emanete sadık kalanlar; hem dünyada güven kazanırlar, hem de ahirette Rabbinin rahmetine kavuşmayı ümit ederler. Asıl zenginlik; kasadaki servet değil, gönüldeki cömertliktir. Asıl dost da; çıkarı değişse bile, vefası değişmeyendir.
Dost seçiminde kriter; vefa, çömertlik, güven, sadakat emanet gibi değer olmalıdır.