DİNİME SÖVEN MÜSLÜMAN OLSA BARİ

Adnan Bahadır

Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “Men arefe nefsehu fekat arefe Rabbehu” yani ‘Kendini bilen Rabbini bilir’ buyurmuş. Kısaca insan önce kendini tanıyacak ardından da Rabbini bilecek, kendisini tanımayan Rabbini de tanıyamaz. Neden böyle bir girişle başladım yazıma derseniz; toplum olarak öyle enteresan bir hale gelmişiz ki doğrular yanlış, yanlışlar da doğru kabullenilmeye başlamış. İnsanları değerlendirirken karakterleri, icraatları, dürüstlükleri değil, işimize gelmeyen yanları değerlendirmeye tabi tutulup yerden yere vurmak için adeta iş birliği yapar hale gelmişiz. Bu durum efendimizin “İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanırsınız” hadis-i şerifini aklıma getirdi. İçinde bulunduğumuz durum bu hadis-i şerife bire bir uymakta. Doğru olanları bir kenara bırakmışız, yanlış olup da işimize gelen her şeyi doğru olarak kabul edip topluma da bunu lanse etmeye çalışmaktayız. Ne demek istediğimi biraz daha irdelemek gerekirse son günlerde gündemde olan bir iki konuyu örnek olarak verirsem daha rahat anlarsınız. 

Geçtiğimiz yıl sosyal medya hesabından Atatürk’le ilgili benim de tasvip etmediğim bazı bilgileri paylaşan Hasan Uzunlar, bazı basın organlarının hedefi haline gelmişti, oysaki o paylaşımları başka yerlerden alıp kendi sayfasında yayınlamıştı. Bununla ilgili en ufak fikir beyan etmemiş, sadece bu paylaşımları sayfasında yayınladığından linç edilmek istenmişti. Bana göre o paylaşımlara hiç gerek yoktu ama olduktan sonra olayın üzerine bu kadar gitmenin tek nedeni Mustafa Demir’i yıpratma operasyonuydu. İşin enteresan tarafı da Mustafa Demir beklenmeyen bir dik duruşla Hasan Uzunlar’ın arkasında durmuştu. Onu bu yıl yeniden encümen üyeliğine seçmiş olması da takdire şayan bir durumdur. SAMULAŞ’a geçen yıl atamıştı, bu yıl yeni bir atama yok bunun da altını çizmem gerek. Hasan Uzunlar bu şehirde siyaset yapan en dürüst, en ilkeli, en şahsiyetli ve en vefalı insanlardan birisidir. Allah kulu onun için akçeli işleri var diyemez, adam kayırıyor diyemez, akrabalarına imtiyaz tanıdı diyemez ama adamcağız bir iki hata yaptı diye adeta şehrin günah keçisi yapılmaya çalışılması aklıma rahmetli Erbakan’ın bu tür insanlara söylediği “Hadi oradan, hadi oradan” ifadesini getirdi.

Hasan Uzunlar’ı eleştirenler önce dönüp kendilerine baksınlar. Kimisi Büyükşehir Belediyesinden milyonlarca lira para alarak gazata kurmuş, kimisi Canik Belediyesinin birilerine çektirdiği krediyle gazata satın alınıp ardından kredi çektirilen adama belediyeden fatura kestirilip para ödemiş ama faturanın altı bomboş, şayet tespit edilirse yandı keten helvası. Aynı biçimde Hasan Uzunlar’la ilgili yazıp çizenlerin büyük bir kısmı ya birilerinin kalemşörleri ya da dün söylediklerini üç kuruş aldıktan sonra bugün inkâr eden zavallılar. Hani derler ya, ‘Dinime söven bari müslüman olsa’ işte bunların durumu aynı buna benziyor. Bunlar adamlıkta, dürüstlükte, şahsiyette Hasan Uzunlar’ın eline su dökemeyecek insanlar, bu konuda hodri meydan diyorum. Çıksınlar istedikleri yerde onlarla tartışalım, Hasan Uzunlar mı daha dürüst onlar mı bu toplum da bilsin. Sorsan Mustafa Demir’i yıpratmaya çalışıyorlar ama toplum her şeyin farkında haberleri olsun. Öyle bazı değerlerin arkasına saklanıp insanları karalamaya çalışmak adamlık değil, tam aksine adamlıktan nasibini alamamaktır. Dün ne demiş isem bugün de aynısını söylüyorum, sonuna kadar Hasan Uzunlar’ın yanındayım. Benim ölümden ve dirimden o sorumludur, onun da ölüsünden ve dirisinden ben sorumluyum.

Gelelim Abdullah Karapıçak’ın Hasan Uzunlar’la ilgili söylediklerine. Hasan Uzunlar MHP’lilerle ilgili paylaşımı ilk yaptığında ben bizzat Abdullah Karapıçak’ı arayıp onunla konuştum. Ne konuştun derseniz; ona, ‘Hasan Uzunlar bu paylaşımı yanlışlıkla yaptı, telefonuyla oynarken hatalı olarak oraya atmış bu paylaşımı, kaldı ki zaten anında sildi bu paylaşımı, şayet öyle düşünseydi silmezdi onu’ dedim. Kendisi de ‘Tamam, ben gereğini yaparım merak etme’ demiş olmasına rağmen arkadan aldı yanına MHP’li bir meclis üyesini soluğu MHP Genel Merkezinde aldı. Orada işi yatıştıracağına tam aksine Hasan Uzunlar’ın istifasının istenmesi yönünde kulisler yaptı. Bunları anında öğrendim ve Abdullah Karapıçak’a hiç yakıştıramadım. Çünkü o benim değer verdiğim ve sevdiğim bir arkadaştı, böyle yapmamalıydı. Son yaptığı açıklamaları görünce de acaba, 'Bu gerçekten Abdullah Karapıçak mı?' diye düşünmeden edemedim. Benimle yaptığı konuşmaları biliyorum, basına verdiği demeç ise tamamen farklı bir demeç olunca insan yakıştıramıyor. Yıllardır ben MHP’li arkadaşlara Abdullah Karapıçak’ı savundum. Dürüsttür, muhafazakardır, iyidir dedim ama bu ifadeleri üzdü, benim tanıdığım Abdullah Karapıçak bu olmamalıydı. Gerek siyasette gerekse de sosyal hayatta her şey gelip geçicidir, aslolan dostluklar ve insanlıktır. Makamlar gidince insanların yüzüne bakamayacak ifadeleri kullanan insanlar bedbaht insanlardır. Allah bu tür insanlardan uzak kılsın diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.