DİLİMİZ KİMLİĞİMİZDİR...

Sami Kesmen

İnsan, önce annesinin sesini tanır, sonra ailesinin dilini öğrenir. Dil, yalnızca konuşmayı sağlayan kelimeler bütünü değildir. Dil; düşüncenin elbisesi, kültürün taşıyıcısı, tarihin hafızası ve milletin kimliğidir. Bir milletin dili zayıfladığında, sadece kelimeler kaybolmaz; o milletin hatıraları, değerleri, inancı ve medeniyet iddiası da yavaş yavaş silinmeye başlar.

Bir ağacı ayakta tutan kökleri olduğu gibi, bir milleti ayakta tutan da dilidir. Kökü kuruyan ağacın yaprakları nasıl yeşil kalamazsa, dili yozlaşan toplumların da kimliği uzun süre ayakta kalamaz. Dil; sadece iletişim aracı değil, nesiller arasında kurulan görünmez bir köprüdür.

Bugün birçok yabancı kelime; reklamlar, sosyal medya ve günlük konuşmalar yoluyla hayatımıza hızla girmektedir. Elbette diller birbirinden etkilenebilir. Ancak mesele etkilenmek değil, kendi dilini ikinci plana iterek yabancı kelimeleri üstün görmek ve öz dilinden utanır hâle gelmektir. İşte asıl tehlike burada başlar. Kendi kelimesine güvenmeyen toplum, zamanla kendi kültürüne de güvenemez.

Dil; aynı zamanda ahlâkın da aynasıdır. Nezaket, edep, hürmet ve merhamet; önce kelimelere yansır. Kaba sözlerin çoğaldığı yerde, kaba davranışlar da çoğalır. Güzel sözlerin unutulduğu toplumlarda gönüller de incelmeyi bırakır. Söz; kalbin tercümanıdır. Dil bozulursa düşünce bozulur, düşünce bozulursa davranış bozulur.

Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ, insanların farklı dillerle yaratılmasını kudretinin ayetlerinden biri olarak bildirir. Dil, korunması gereken ilahî bir nimettir. Peygamber Efendimiz (sav) de konuşurken en güzel kelimeleri seçmiş, kırıcı değil onarıcı olmayı tercih etmiştir. Müminin dili, gönlünün temizliğini yansıtmalıdır.

Bir millet, dilini koruduğu ölçüde geçmişiyle bağını korur. Dedelerinin yazdığını okuyamayan, atasözlerini anlayamayan, şiirini hissedemeyen nesiller; zamanla kendi medeniyetine de yabancılaşır. Bunun için çocuklarımıza sadece yabancı dil öğretmek değil, önce ana dilimizi doğru, zengin ve güzel kullanmayı öğretmek zorundayız. Ana dilini sağlam öğrenen insan, başka dilleri de daha kolay öğrenir. Kendi dilini ihmal eden, başka dillerde de derinlik kazanmakta zorlanır.

Kelime hazinesi fakirleşen insanın düşünce ufku da daralır. İnsan; bildiği kelime kadar düşünebilir, ifade edebildiği kadar anlaşılabilir. Bu sebeple, kitap okumak, güzel konuşmaları dinlemek, klasik eserlerle buluşmak ve Türkçemizi özenle kullanmak; sadece bir kültür faaliyeti değil, aynı zamanda kimliğimizi koruma sorumluluğudur.

Bayrağımız vatanımızın sembolü, ezanımız inancımızın sesi, dilimiz ise kimliğimizin en güçlü nişanesidir. Diline sahip çıkan milletler geleceğine de sahip çıkar. Dilini kaybedenler ise önce hafızasını, sonra şahsiyetini kaybetmeye başlar. Dil, sadece konuştuğumuz kelimeler değil, kim olduğumuzun en güçlü ifadesidir. Dilimiz kimliğimizdir.

Toplumda dil şuurunu kazandırmak amacıyla 2008’de kurulan TDED, kamu yararı hizmet yapan bir dernek olarak, Türkiye’de organize olup teşkilatlanmıştır. Genel başkanı olan Ekrem ERDEM; hem iyi bir edebiyatçı, hem de iyi bir taşkilatçıdır. Samsunda da teşkilatlanan bu derneğin, 1 Ağustos

2026 Cumartesi günü, Genel Başkanı Ekrem Erdem’in de katıldığı, Samsun Şubesinin Olağanüstü Kongresi vardı. Çok isabetle Samsun şube başkanlığına, Prof. Dr. Bekir Şişman seçildi. Bekir Şişman hocamıza ve saygın yönetimine kolaylıklar ve başarılar dilerim. Samsuna çok şey katacağına inanıyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.