Dikkat mezarlığı

Muhammet Torun

Bir şeyleri gerçekten seviyor muyuz artık, yoksa sadece hızlı tüketebildiğimiz şeylere mi yakın hissediyoruz, emin değilim.

Eskiden insan bir albümü aylarca dinlerdi. Aynı şarkıda başka anlamlar bulurdu. Bir kitabı yarım bırakmaya kıyamazdı. Sevdiği bir filmi ezberlerdi. Şimdi her şey “sonraki içerik” olana kadar değerli. Bir şarkının girişini bile sabırla bekleyemeyen insanlar olduk. Daha riff başlamadan geçiyoruz. Daha karakterin derdini anlamadan başka dizi açıyoruz. Çünkü artık hiçbir şeyle uzun süre baş başa kalamıyoruz.

Sorun sadece tüketmek de değil aslında. Zihnimiz sürekli işgal altında. Eskiden insanın canı sıkılırdı. Şimdi can sıkıntısına bile tahammülümüz kalmadı. Otobüste, yemekte, tuvalette, yatakta… Her saniye elimiz telefona gidiyor. Sürekli bir şey görüyoruz, duyuyoruz, kaydırıyoruz. Beynimiz hiç susmuyor ama garip şekilde hiçbir şey de kalmıyor içeride.

Modern insan bilgiye aç değil artık. Bilgi bombardımanına tutulmuş durumda. Ve bombardıman bir yerden sonra öğrenme değil, uyuşma yaratıyor, derin kraterler açıyor ruhumuzda.

Bir düşün: Gün içinde kaç farklı insanın fikrine maruz kalıyoruz? Kaç tane haber görüyoruz? Kaç trajedi, kaç reklam, kaç kavga, kaç “mükemmel hayat” görüntüsü geçiyor gözümüzün önünden? İnsan zihni bu kadar şeyi taşımak için yaratılmadı. O yüzden artık hiçbir şeye tam üzülemiyoruz bile. Bir felaket görüyoruz, iki dakika sonra komik video izliyoruz. Sonra yemek videosu. Sonra savaş haberi. Sonra makyaj önerisi. Beyin neye nasıl tepki vereceğini şaşırdı.

En kötüsü de şu: Sürekli tüketen insan, sonunda kendi düşüncelerini de kaybediyor.

Çünkü sessizlik olmadan düşünce oluşmaz. İnsan biraz boşluğa bakmalı. Bir yürüyüşte sıkılmalı. Aynı tavana yarım saat bakabilmeli. Zihin dediğin şey sürekli doldurularak değil, bazen boş bırakılarak çalışır. Ama artık boşluk korkutuyor bizi. Hemen müzik açıyoruz, video açıyoruz, bildirim kontrol ediyoruz. Kendimizle yalnız kalmamak için her şeyi yapıyoruz.

Belki de bu yüzden birçok insan ne hissettiğini bilmiyor artık. Çünkü kendi iç sesini duyamıyor. Sürekli başka insanların sesi var kafasının içinde.

Tüketim çılgınlığı sadece cüzdanı değil, karakteri de aşındırıyor. İnsan artık kıyafet değil kimlik tüketiyor. Fikir tüketiyor. Duygu tüketiyor. Hatta bazen acı bile tüketiyor. Bir trajediyi gerçekten yaşamak yerine, ona birkaç saniye bakıp geçiyoruz. Her şey hızlandı ama hiçbir şey derinleşmedi.

Ve derinliği kaybeden insan, bir süre sonra kendini de kaybediyor zaten.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.