DEVLET-MİLLET EL ELE…

Salih Parlak

Devlet milletiyle el ele verirse medeniliğe ulaşır. Her insan, medeni olamaz. Her ülke de medeni ülke olamaz.

Devlet demek, yasama-yürütme-yargı erkinin kendi alanları içinde yaşatılması demektir.

Devlet, Cumhuriyet rejimini benimsemiş, bu rejim polisiyle ve ordusuyla korunmaktadır. Temel niteliklerinin halkça benimsenmesi, sahiplenme ve koruyup yüceltmesi işlevi anayasa gereği, polis ve orduya emanet edilmiştir. Polis ve ordu, uygar bir işbölümü ve işbirliğiyle yetki ve sorumluluk üstlenmiştir. Erkler arasında üstünlük sıralaması yok, üstünlük sadece Anayasa"dadır. Yargı bağımsızdır. Tüm kurumlar halkına rağmen değil, halkı adına bağımsızdır.

Yüz yıla yakın süreçte ve özellikle son zamanlarda, yasama ve yargı, hatta ordu içine sızan yabancı güçler ideolojileri adına her şeyi eline geçirmiş ve giderek artan bir biçimde halkına rağmen halk rolünü üstlenmiştir. Yargı erki içindeki gizli güçler hukuk devleti olma ilkesiyle bağdaşmayan sistemli saldırılara girişmiş, ordu içine de sızdırdığı elemanlarıyla Özel Harp Dairesini kurdurmuşlardır.

“Özel Harp Dairesi, Soğuk savaş dönemi Türkiye'sinde, Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde ABD'nin gizli servisi CIA ve NATO işbirliği ile kurulduğu ileri sürülen gizli örgüt… Avrupa'da II. Dünya Savaşı'ndan sonra o dönem muhalif komünistlerin iktidara gelmesini önlemek için kurulan "Gladio" adlı kontrgerilla örgütünün Türkiye'deki uzantısına siyasi literatürde Özel Harp Dairesi, eylemleri gerçekleştirenlere ise Kontrgerilla denmiştir.

NATO'nun Özel Harp talimnamelerine göre, üye ülkelerde kurulan NATO birimleri Türkiye'de önce Seferberlik Tetkik Kurulu adıyla örgütlenmiş sonra doğrudan Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı Özel Harp Dairesi çatısı altında ve bunun sivil uzantısı Kontrgerilla olarak faaliyet yürütmüştür”. Mehmet Ali Birand, 12 Eylül Saat 04:00, Karacan Yayınları,

ÖZEL Harp Dairesi, özellikle Amerikalıların da verdiği destekle NATO"nun "örtülü harekát konseptine" dayanarak kurulmuş bir harekát ünitesiydi.

Ordumuza giren ve daireye de görev olarak verilen terim, "gayri nizami harp"tir. "Gayri kanuni harp" değildir. Bunun gibi, "gayri nizami askeri kuvvetler" tabirinde de, bazılarının maksatlı olarak yorumladığı gibi, "gayri kanuni askeri kuvvetler" anlamı yoktur.

İşte bu Özel Harp Dairesi şimdi sorgulanabilmekte ve halk adına hareketi ele geçiren güçler, ancak şimdi halkı iktidarınca sağlanan güçle yargı mensubu hakime inceletilmektedir.

Devlet bu biçimde halk adına yürüyen yabancıları deşifre etme cesaretini elde etmiş ve Avrupa Birliği"nin istediği standartlara yaklaşmıştır.

Millet ise devletlerin üstündedir. Diyelim ki İslam Milletinin merkezi Kâbe"dir, ama Türk Milleti var mıdır? Merkezi nerededir? Washington mudur? Tel Aviv midir? Londra mıdır? Tanzimat"ı kuranlar tarafından gizli tutulmaktadır. Türk"ü ilk millet olarak düşünen Ziya Gökalp bu beklentilerini gerçekleştirememiştir. Anadolu milliyetçiliği, Türki Cumhuriyetler milliyetçiliği ve Turan milliyetçiliği demiş ama, Enver Paşa"nın Allahüekber dağlarında ecdadımızı dondurduktan sonra bu üç aşamalı millet olma planı suya düşmüş ve kabuğuna çekilerek sadece Anadolu milliyetçiliğiyle yetinilmiştir.

Nazım Hikmet ekibinin yürüttüğü komünist ayaklı millet arayışı da sönmüş gitmiştir. İnşallah Müslümanlar kendi İbrahimi milletini ihya ederek İslam medeniyetini gerçekleştirir ve mehdi hareketiyle kendi benliğine sahip olur. O zaman hacc mevsimine: “Devlet-Millet el ele…” damgasını vurur:

“İbrahim'in milletinden öz benliğini kaybetmiş mandacılar dışında kim vaz geçebilir? Andolsun ki dünyada biz onu ayıklamışız ve kuşkusuz o, ahiret dünyasında da Büyük Adamlar arasındadır” Bakara Sûresi: 130.

“Söyle ki: "Allah'ın düzeninin doğruluğu anlaşılmış. Öyleyse Hanif olarak siz de İbrahim milletini örnek alınız; o, müşrik olmadı" Hiç kuşku yok ki bereketlendirilip tüm dünyanın mefkûre odağı olarak insanlık odağına yerleştirilmiş ilk Beyit, Bekke'deki o noktadır. Oracıkta çağ açıklayıcı simgeler ve İbrahim'in kıyam etme yeri var. Dolayısıyla her kim oraya girerse sosyal güvenceye kavuşur. Beytullah'ı kitlesel ziyaret etmeleri, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır; kendisinde o gücü bulanlar üzerinde... Her kim hacci amaçlı terkederse bilsin ki Allah, insanüstü dünyalılardan da zengindir” Âl-i İmran Sûresi: 95-97.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.