DERDİM ÇOKTUR HANGİSİNE YANAYIM

Adnan Bahadır

Değerli dostlar bugün hayli dertliyim, nedenine gelince hafta sonu şehri terk etmiştim, geldiğimde bir de ne göreyim, masamın üzeri zarflarla dolu, ne zarfı diye soracağınızı bildiğimden izin verin açıklayayım. Öncelikle bundan  tam iki yıl önce yaptığımız bir haberle ilgili Cumhuriyet Savcılığı"nın başlattığı soruşturma sonucu hazırlanan iddianame çok ilginç ve de çok ciddi konuları içermekte, bununla ilgili önümüzdeki günlerde manşet haberleri yapacağımızdan detaya girmek istemiyorum. Ancak bazı yorumcu arkadaşların eleştirdikleri dedi-kodu veya iftira ithamlarının doğru olup, olmadığını bu yazıları belgeleri ile birlikte sunduğumuzda rahatlıkla göreceğiz. Geçtiğimiz hafta yazdığımız köşe yazılarından ikisi ile ilgili hayli telefon aldım, hatta nerede ise telefonlarım kilitlendi desem yeri var. Bu yazılardan birisi Samsunspor Kulübü"ne para vermedikleri halde temlik koyan eski yöneticilerle ilgili yazdığım yazı idi. Şundan emin olabilirsiniz yazdığım yazının sonuna kadar arkasındayım, yazdıklarımın eksiği var, fazlası yok. Bu konuda itirazı olan varsa adam gibi çıkıp, yanıma gelecek, ondan sonra bakalım kim haklı kim haksız bu toplum görecek. Bu şehrin en önemli çıkmazlarından birisi de kısa yoldan haksız kazançlar elde ederek, zengin olan bazı insanların toplumsal olaylara duyarsız kalıp, sosyal aktivitelere tek kuruş yardım etmeden, aradan geçinmeleridir. Bana göre bu şehirde şuralı, buralı ayırımı yapılmaksızın, iş hayatında başarılı olan insanları sosyal hayata kanalize etmenin yolunu aramak gerekir, şayet güzellikle başarmak mümkün olmazsa, içlerinden kısa yolla zengin olanların nasıl zengin olduklarını toplumla paylaşmak gerektiği kanaatindeyim. Bunu yapmak toplumsal hizmetin gereğidir. Şehrimizde yaşayıp, hava atmaya sıra geldiğinde mangalda kül bırakmayan ancak elini cebine atmaya sıra geldiğinde ise cebinde akrep olan insanları teker, teker yazacağımı şimdiden bilmelerini isterim. Adam daha on beş, yirmi yıl öncesine kadar inşaatlarda beton dökerken, şimdi çoluğunun, çocuğunun, hatta nerede ise yedi sülalesinin altında son model arabalarla gezerken, bu şehrin takımına tek kuruş para vermemişse, kazandığı parayı hangi yollardan kazandığını, akrabaları, kardeşler, ile ilgili hazırlanan savcılık iddianamelerini, yaptıkları tarihi eser kaçakçılığından, bilmem ne satma işlerine kadar her şeylerini yazmak bana göre vatana hizmetin ta kendisidir. Hatta Adalet Partisi döneminin hızlı iş adamlarından, Hüseyin Özalp"in kılıcının her iki tarafının kestiği dönemlerde Kirazlık bölgesinde kayalıkları, hatta ormanlık alanları talan ederek, benzinlik, araba satış merkezleri yapan, hala daha  araç teşhir merkezi olarak kullandıkları alanın tapusu olmadığı halde dünyanın parasını kazananlar ve kazandıkları paralardan şehrin kulübüne tek kuruş yardım etmeyenleri de yazmak yine bizim boynumuzun borcudur. Bunların dışında şu kadar çocuk okuttuğunu veya farklı hayır kurumlarına yardım ettiğinden Samsunspor"a yardım etmek istemediklerini söyleyen, ama iş zamparalığa veya başka ahlaksız işlere sıra geldiğinde har vurup, harman savunanları da yazacağız. Geçen hafta İmamlarla ilgili yazdığım yazı da hayli olumlu ve olumsuz tepkiler almıştı, dün geldiğimde masamın üzerinde kocaman bir zarf, içerisinde Müftü efendinin yediği hezeyanlardan oluşan evrakları görünce dudaklarım uçukladı. İnsan değil Müslüman, değil, din görevlisi, değil, müftü,  gayri Müslim olsa bu yapılanları yapmaz, bu evrakları da teker, teker sizlere açıklayıp, konu ile ilgili detaylara gireceğiz. Bu memlekette kimlerin neler yaptığını siz de görün de bu fakirin neden isyan ettiğini daha iyi anlayın. İnsanlara örnek olması gereken müftülerin ne haltlar işlediklerini evrakları ile dokümanları ile ayrıntılı olarak sizlere sunacağız. Dikkat ederseniz yazının başlığını derdim çoktur hangisine yanayım diye verdim, ben yokken beni dertlendirecek o kadar çok şey olmuş ki, hangisini anlatacağımı bilemiyorum. İlkadım Belediyesi"nin eski Başkanı, TBMM"nin yandan çarklı danışmanı Erdoğan Tok eski dava arkadaşlarına akşam yemeği vermiş, bu yemekte birlikte çalıştığı eski teşkilat arkadaşları varmış. Eski İl Başkanı"ndan, Meclis Başkanı"na, İl Genel Meclisi Üyelerine varıncaya kadar herkes davetli imiş, fakat gelen davetiyelere baktım beni davet etmemiş, Erdoğan Tok"la 4 yıl Büyükşehir Belediyesi"nde birlikte çalıştık, hatta sıkıştıkça beni buldu, her sıkıştığında da yardımcı oldum. Hiç unutmam bir ay maaş ödeyemiyordu tamı tamına tek kalemde 350.000 TL yardım ettik ona, maaşları ödedi, haftanın en az beş günü birlikte idik,  ama eski mesai arkadaşları arasına giremeyince üzüntümden tam on kilo zayıfladım. Erdoğan Tok hayatının hiçbir safhasında tek başına hareket edemeyen, mutlaka birilerinin güdümünde olması gereken bir arkadaşımız olduğundan, kimlerin talimatı sonucu bana davetiye veremediğini çok iyi bildiğimden, bu davranışı ona çok görmedim. Adamın il başkan adayı, listesinden haberi yok, birilerinin hazırladığı listeyi kongrede öğreniyor. Bu adamdan değil lider, değil danışman, olsa olsa birilerinin güdümünde kukla olur. Bizimde kuklalarla işimiz olmayacağına göre Allah yolunu açık eylesin. Gelelim bir başka sabah kahvaltısına bizim sandukacıbaşı ben yokken sabah kahvaltısı vermiş, vermesine vermiş ama bize ayrılan yer bitti. Bu konuyu başka yazıda görüşmek üzere hoşça kalın

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (6)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.