Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ile Nüfusbilim Derneğinin iş birliğiyle yürütülen Türkiye'de Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırmasının sonuçları Swiss Otel'de düzenlenen toplantıyla açıklandı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'de geçmişte anne ve bebek ölüm oranlarının çok yüksek olduğunu belirterek, Aile Planlaması Kanunu'nun bunların önüne geçilmek üzere gündeme getirildiğini söyledi.
2. Dünya Savaşı'ndan sonra dünyada barışın korunmasının amaç haline geldiğini ifade eden Demirel, Dünya zengin ve fakir diye bölünürse barışı ayakta tutmakta zorluk çekersiniz dedi.
Dünyada yaş ortalamasının da yükseldiğini, dolayısıyla insanların sadece kendilerini değil, yaşlıları, özürlüleri ve çocukları da besleme durumuyla karşı karşıya bulunduklarını belirten Demirel, yoksullukla mücadele için pastayı büyütmek ve bölüşmek şeklinde iki farklı görüş ortaya atıldığına işaret etti.
Zenginleşmenin ulusların kendi işi olduğunu vurgulayan Demirel, Başka biri sizi zenginleştirecek değildir diye konuştu.
60 YILLIK TECRÜBE
Cumhuriyet'in ilanından sonraki nüfus artışıyla ilgili gelişmelere de değinen Demirel, 1923'de Türkiye'nin 12 milyon nüfusu bulunduğunu, bugün bunun 5-6 kat artarak 70 milyona ulaştığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: Bir ülkede nüfusun artması iyi bir şey midir, değil midir? Yılda yüzde 3 nüfus artışını karşılayacak hiç bir ekonomi yoktur. 60 senelik tecrübemi söylüyorum. Mühendis, siyasetçi ve yönetici olarak söylüyorum. Yüzde 3 nüfus artışı, yüzde 5 kalkınma hızı yaparsanız ne olur? Yüzde 5 kalkınmanın 3'ünü nüfus alır, geriye 2 kalır. Bu 2'nin 1'ini hayatı düzeltmek için insanlar kullanır, geriye 1 kalır. Bu 1 ile ileriye götüremezsiniz bu ülkeyi. Başka birisi gelip sizin cebinizi dolduruverecek değil ki... Siz kendi kendinizi götüreceksiniz. Türkiye gibi bir ülkede yüzde 5 civarında bir kalkınma hızı yaparsanız bu kalkınma hızının sağlayabileceği iş istihdamı 500-600 bin kişidir. Eğer senede 1 milyon artarsanız 500 bin kişi işsizdir. Eğer siz nüfusu kalkınma hızıyla ayarlı götüremezseniz ne olur? İş veremediğiniz nüfus yoksul olur. Sonra ne olur? İş veremediğiniz nüfus sokaklarda kadınların çantasını kapar, istenmeyen kanunsuzluklar içine girer. Öyleyse nüfus artışıyla kalkınmanın, büyümenin çok yakın ilgisi var.
Türkiye'de 80 yılda yüzde 4.5 kalkınma hızı sağlandığına işaret eden Demirel, sanayi ve tarımda büyüme gerçekleşmesine rağmen 1.5 milyon insanın günde 1 dolar, 13 milyon insanın da 2 dolardan aşağı gelire sahip olduğunu bildirdi. Demirel, Bu ne demek? Bütün gayretlerimize rağmen, 5-6 bin dolar gelir seviyesine çıkmış olmamıza rağmen hala önemli sıkıntımız var. Bu birikimdir diye konuştu.
Türkiye'deki nüfus artışının yüzde 3'lerden 1.5'lere indiğine dikkati çeken Demirel, Türkiye'nin 2023'lerdeki tablosunu söyleyeyim. Bizim 30 senede üzerinde çalıştığımız tablo, nüfus artışı Türkiye'de yüzde 1 civarında olmalıdır. Yüzde 1 veya altında. Bir toplum düşünün, bu toplum yoksullukla, fukaralıkla, cahillikle başa çıkamıyor. Ama çok nüfusu. Bu mu iyi, yoksa yoksullukla fukaralıkla, cahillikle başa çıkmış, daha az bir nüfuslu toplum mu iyi? Hangisi daha güçlü? dedi.
DOĞURGANLIĞIN DÜŞÜŞÜ ZORLAMA DEĞİL, ZARURET
Türkiye'de 1970'lerden bugüne kadar doğurganlık oranının düştüğünü, dünya standartlarına indiğini anlatan Demirel, bunda bir zorlama değil, zaruret olduğunu söyledi.
Herkes bakabileceği kadar çocuk yapsın. Tamam da bakamayacağına toplum baksın gayet sorumsuzluktur diyen Demirel, her şeyin devletin üstüne yıkılamayacağını ifade etti.
Demirel, Zengin devlet istiyorsanız, zengin milletin devleti zengindir. Milleti zengin değilse, devleti zengin falan değildir. Onun içindir ki bir takım yanlış şeyleri kafamızdan atalım. Her şey ayağınıza göre, ölçüye göre... diye konuştu.
BAŞBAKAN'IN 3 ÇOCUK ÇAĞRISI
Başbakan'ın '3 çocuk yapın' diye bir açıklaması vardı. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusu üzerine Demirel, şöyle konuştu: Çocuklarımızın hepsine iş imkanı bulabilmeliyiz, hepsine eğitim imkanı verebilmeliyiz, hepsine geleceklerinden güvenli bir ekonomik hayat sağlayabilmeliyiz. Böyle bir düzeni kurabildiğimiz zaman herkes bakabileceği kadar çocuk yapsın. Hadise bu... Eğer doğacak çocuklarımıza iş verecek, onların kazancını, eğitimini sağlayacak durumda değilsek o zaman ne olur? Sokak çocukları meydana getirmiş oluruz. Dünya nereye gidiyorsa biz de oraya gideceğiz.