Konularımıza girmeden önce aklımdaki bir hususu arz edeyim. Dr. Rıza Nur’un hatıralarını okumaktayım. Yıllardan beri yasak olan bu kitap şimdi kitapçılarda satılıyor, merak edip bir arkadaştan istedim sağ olsun o da aldı hediye etti. İlk cildin yarısına kadar geldim, adamın anlattıkları tam bir fecaat. Devlet adamına yakışan bir şeyi şu ana kadar okumadım. Gerçi geride okunacak çok daha sayfalar var ama adam yediği naneleri, yaptığı zamparalıkları ve boş işleri anlatmakla işe başlamış, bana göre yasaklandığı dönemlerde okunsaymış adamı bazılarının gözünde büyütmemiş olurlardı. Okudukça sizlerle paylaşmayı düşünüyorum. Gelelim yazı başlığımızdaki konumuza. Efendimiz bir Hadis-i Şeriflerinde “İza raeytüm meddahin fehsev fi vücuhihim ettürab” yani ‘Sizden biriniz sizi yüzünüze öveni görürse onun yüzüne toprak atın.’ buyurmakta. Tarihin her döneminde dalkavuklar var olmuşlardır. Kralların, padişahların, devlet adamlarının ve zenginlerin etrafında dolaşan onlara yalamalık ve dalkavukluk yaparak hayatlarını idame ettiren insanların sayısı çoktur. Krallar ve padişahlar zaman zaman kendilerine dalkavukluk yapacak adamlar bulur her ortamda padişahım çok yaşa diyerek padişahları övdükleri de bilinir. Dalkavukluk yaparak devlet idaresinde önemli görevlere gelenler de olmuştur. Mesela Haman, Firavun’un sarayında görevli bir devlet adamıydı ve dalkavukluk yaparak bu görevi elde etmişti. Osmanlı padişahları da bu tür dalkavukları çok kullanmışlar, devlet idaresinde onlara pek çok görevler vermişlerdir. Dalkavuklar eskiden berberlerden, kahvehane işletenlerden ve terzilerden çok çıkardı, çünkü oralar insanların toplandığı mekanlardı. Dalkavuklar oralarda devlet adamlarını överler, yere, göğe sığdıramazlar.
Gelelim günümüz dalkavuklarına. Günümüzde de her meslekte dalkavuklar vardır, bürokraside kapasitesi yeterli olmadığından yükselmek isteyip dalkavuk yapanından tutun da siyasette bir yerlere gelmek için dalkavukluk yapanlarına dek pek çok insana hepimiz rast gelmişizdir. Gazetecilikte dalkavukluk yok mu derseniz asıl dalkavukluğun maalesef bizim meslekte olduğu bir gerçek. Hayatlarında kendi başlarına ayakta duramayıp onun bunun yanında çalışmanın ötesine geçememiş ama ömürlerini gazetecilikle geçirmiş, yanında çalıştıkları adamların borazanlığının dışında hiçbir iş yapmayan dalkavuklar, konuşmaya sıra gelince de biz bu mesleğe kırk elli yılımızı verdik demekten de kendilerini alamazlar. Bunlara ağababalarının çizdiği bir yol vardır, o yolun dışına asla çıkamazlar. Ağababaları hangi siyasetçilerden nemalanırsa onları yere göğe sığdıramazlar. Her Allah’ın günü o siyasetçiyi övmekten başka bir şey yapmazlar, aynı konuları döner dolaşır yazarlar. Bizi okuyan insanlar bu dalkavukluğumuzu anlar diye de bir endişeleri yoktur, onlar için okurmuş, kamuoyuymuş, doğruluk dürüstlükmüş hiç önemli değildir, ağababaları onlara ne talimat vermiş ise onu uygulamanın dışında en ufak bir iş yapmazlar. Yalamalıklarını meşrulaştırmaya çalışmak adına da kıskananlar çatlasın demeyi de ihmal etmezler. Gerçekten biz böylelerini çok kıskanırız, dalkavukluk da bir meslektir. Osmanlı’da nice dalkavukların kellesi işlerini iyi yapmadıkları için veya dalkavukluk yaptıkları insanların görevlerinden azledilmeleri nedeniyle gitmiştir.
Bir şeyi yaparken azıcık empati yapıp karşınızdaki insanların ahmak olmadıklarını, neyi neden yaptığınızı anladıklarını bilmeyen insanlara ne denir siz takdir edin. İşin daha da kötüsü nedir bilir misiniz? Dalkavukluk yaptıkları insanlara da ciddi anlamda zarar verdiklerini anlamayacak kadar da gözlerini hırs bürümüş olmalarıdır. İnsanları överken de yererken de ölçülü olmak zorundayız. Çok övmek de çok yermek de inandırıcılıktan çıkar yalamalığa, dalkavukluğa veya kin ve düşmanlığa döner. İnsanları överken de yererken de şahıslarının üzerinden değil yaptıkları işler üzerinden yapmak lazım. Zaten yaptıkları icraatlar haber olarak bize gelir biz de yayınlarız. Aksi halde her gün temcit pilavı gibi falanca siyasetçi olmasaydı şu olmazdı bu olmazdı demek o insana düşman kazandırmaktan başka bir işe yaramaz. Bu tiplerin partisi, davası, ideali olmaz. Tek hedefleri vardır o da ağababalarının menfaatleri ve kendi çıkarlarıdır. Siyasette kimin düdüğü ötüyorsa ona yalamalık yaparlar, onu öve öve yere göğe sığdıramazlar. O siyasetçi az pasif görevlere gelip gözden düşünce de bırakın onu konuşmayı, adama selam dahi vermekten kaçınırlar. İşte biz böyle insanları çok kıskanıyoruz. Dalkavukluğun kitabını yazsalar da biz de bir nebze olsun öğrensek.. (!) Hani Avrupa ve dünya bizi kıskanıyor ya biz de bir kilo et bin lira, Avrupa’da yarısı ondan Avrupa bizi kıskanıyor… Biz de bu dalkavukları çok kıskanıyoruz diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.