Çözüm odaklı bakış açısı

Semiha Sandıkçı

İnsanlar hayatta kalma motivasyonunu nasıl sağlıyor?
Bize sorunlarla baş etme gücünü ne verir?

Ne oluyor da insanlar yaşadıkları zorluklar karşısında ayakta kalabiliyorlar?

Oysa insan gücünün değil, sorunlarının farkında olarak yaşıyor. Hep problem konuşup o probleme savaş açıyor. Arabesk yaşamaya,kendimize acımaya meyilliyiz.

Çözüm odaklı terapi dersinde hocamız bize bir resim göstererek derse başlamıştı. Resim bir daire içinde bir tarafta çiçekler bir tarafta da karalama şeklinde çizgiler vardı. Bu karalanmış kısmı hocamız "leke" diye adlandırdı. Ve "insanlar bir lekeleri olduğunu düşündüğü için terapiye başvurur, lekenin silinmesini ister" demişti.
Bu daireyi hayatımız olarak düşünürsek, çiçekler bizim olumlu-güçlü özelliklerimiz, başardıklarımız, yaşadığımız olumlu anılar vs leke ise tam tersi olumsuz gördüğümüz özellikler, yaşadığımız sorunlar, başarısızlıklar, baş edemediğimiz problemler olarak düşünebiliriz.

İnsanlar genelde problem odaklı yaşayıp, sorunlarını gördüğü için o dairenin içindeki leke kısmında boğuşup duruyor. Genellikle de geçmişte yaşanmış sorunlarla ve gelecekte olabilecek sorunlarla beynini yoruyor. O çiçek açan kısım bu mücadele arasında gölgede kalıyor.

Hocamız yine demişti 'Çözüm odaklı bakış açısı lekeyi yok saymaz ama lekeye de odaklanmaz. Ne olmuş da diğer yerler leke olmamış, çiçek açmış? Buna odaklanır.'. İşte yazımın başında yazdığım soruları sorar. Soruna değil, baş etmeye odaklanmak. Hayatın pozitif ve negatif yönleri vardır. Negatif yönleri de görüp pozitife, motivasyona, yılmazlığa odaklanmak. Zayıflıklarımız vardır ama güçlülüğümüz de vardır. Bu gücü görmemiz gerek.

Bu bakış açısı size de daha rahatlatıcı gelmedi mi? Sorunların yaşanmadığı ya da çözebildiğimiz durumları bulabilmek bize yol gösterir. Hocamız "mutlaka nadir de olsa o sorunu çözebildikleri bir an olmuştur "görüşünde.

Bir lise öğrencisi deneme sınavı sırasında üç dört soruyu peş peşe yapamaz ve sınav esnasında panik atak geçirir, bir kaç dakika bu atakla mücadele ettikten sonra pes etmez sınava devam eder ve bitirir. Sonuçlar açıklandığında iyi bir not aldığını öğrenir. Problemiyle baş etmiştir ama "yine olursa ne yapacağım?" diye endişe etmektedir. Yani probleme odaklıdır. Burada onun bu sorunla sınav esnasında nasıl baş ettiğinin, bu motivasyonu nasıl sağladığının farkına varması, lekeye değil çiçeğe odaklanması çözüm odaklı bakış açısıdır. Bunu bir kez başardın bir daha başarabilirsin bakış açısı.

Hayatta kalma içgüdüsü ile soruna odaklıyız, çünkü onu tehdit olarak görürüz. Beyin olası tehditleri bulmaya ve onu çözmeye meyillidir. Beynimiz tehdidi bulmaya ve çözmeye odaklı madem biz sürekli sorunu düşündükçe, beyin de devamlı tehdide karşı savunma halinde olacak ve bunu da düşünce yapımıza, bedenimize tepkiler halinde yansıtacak.

Böylece savunma mekanizmalarımız ortaya çıkacak. O kötü duygu ve düşüncelerden kaçmak için bilinçli ya da bilinçsiz eylemler geliştirecek. Suçluluk, öfke, utanç gibi.

"Bizim terbiye sistemimiz bile hata görmek ve onu düzeltmek üzerinedir"

Parmak sallamayı, insanların hatasını göstermeyi marifet sanıyoruz maalesef. İyi olanı göstermek, hatayı göstermekten daha olumlu sonuç verir. Çünkü bir insanın hatasının üzerine fazlaca durmak insanı düzeltmez. Suçluluk ve başarısızlık duygusu yaşatır ve çaresizliğini artırır.

Eğer iyi olana, başarılmış olana odaklanırsak yararlı değişimler gerçekleşir. Kişi güçlü yönlerinin farkına varırsa çözüme daha kolay ulaşır. Lekeyi gözümüzde büyütürsek, çözümü görmek de zorlaşacaktır. Hayatımızda açtırdığımız ve açtırabileceğimiz çiçeklere dikkatimizi verirsek, sorunlarla düğüm olmuş yumaklarla uğraşıp kendimizi yormayız.

Bu sorunu görmezden gelmeliyiz demek değildir, o zaman da bastırılmış duygular kartopu gibi büyür altında kalırız. Sorunu fark etmek konuşmak ama o sorun kadar çözebilme gücümüzün de farkında olmak gerek. Zayıflığımız kadar gücümüzün de, o gücü aldığımız kaynakların da farkında olmak ve görmek demek.

Çözüm kişinin kendinde saklıdır, bazen onu bulmak için yardıma ihtiyacı vardır. Her insan bu gücü değişik kanallardan alabilir. Bazısı bilişsel, bazısı duygusal, bazısı sosyal, bazısı inanç kanalından alır gücünü.

Az da olsa sana ne iyi geliyor?

Sana ne güç veriyor?

Bu soruların cevabı bu kaynağı fark etmemizi sağlar.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.