Çocuğun okul başarısını arttırmada....

Yaşar Koca

         
ÇOCUĞUN OKUL BAŞARISINI ARTIRMADA AİLEYE DÜŞEN GÖREVLER.
 
Bugün bir misafirim var. Köşemde misafir ettim. Okulumuz Öğretmenlerinden Dilek İskender"in yazmış olduğu yazısını sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz. Buyurun öyleyse beraber okuyalım:
 Canımız adeta varlığımızın sebebi çocuklarımızı büyütüp, okullara gönderiyoruz. En değerli varlıklarımızı iyi insan olsunlar, başarılı birer birey olarak kendi ayakları üzerinde dimdik durabilsinler, vatana, millete, ailesine faydalı olsunlar diye, her şeyimizi feda edercesine varımızı yoğumuzu onlar için seferber ediyoruz. Bunu yaparken de bazen iyi yaptığımızı zannederek, ne yazık ki hata yapıp, çocuklarımıza, bu kadar titizlendiğimiz evlatlarımıza istemeden zarar verebiliyoruz.
 Psikolojik ve fiziksel ihtiyaçlarını bazen hiçe sayıp sadece başarıya odaklanıyoruz ve çocuklarımızı hep tabir edilen “ Yarış Atlarına” çeviriyoruz. Bazen de fazlaca serbestlik verip, kendine güven kazansın, kişiliğini bulsun diyerek şımartıyor, istemeden eğitime isyan eder hale getiriyoruz. Peki, bunun ortası yok mu, dengesi kurulamaz mı?
 “İşbirlikçi yaklaşımla çocuk ebeveyn arasında güven köprüleri inşa edilebilir.” Eğer okuldan geldiğinde yemeğini yiyip biraz dinlendikten sonra bir saat derslerini tekrar edersen, bu akşam bilgisayar oyununa biraz fazla izin verebilirim. “ veya “ Hadi ben senin yanında kitabımı okuyayım sen de biraz test çöz.”  Ya da, “ Ödevlerini zamanında yaparsan hafta sonu sinemaya gidebilirsin. “ …..vs. gibi yaklaşımlarla olumlu dönüt vererek çocuğumuzla aramızda güven tesis edebilir ve ders çalışma alışkanlığını edindirebiliriz. Ancak burada kontrol mekanizması bizzat anne -baba olmalıdır. Olumlu davranışlar gözlemlendiğinde verilen sözler mutlaka yerine getirilirken, olumsuz davranışların geri dönüşü, çocuğu yapmaktan hoşlandığı bir şeyden mahrum bırakmak şeklinde olmalıdır.
 Çocuğun başarısı aile içi disipline bağlıdır. Siz TV izlerken çocuktan çalışma beklemeyin. Siz kitap okumazken çocuğunuzun düzenli okuma alışkanlığı kazanmasını dilemeyin. Eve geldiğinde sıcak yuvası, güler yüzlü ebeveyni tarafından karşılanmayan, önüne sıcak yemeği konmayan, rahatlayıp dinlenmesi için uygun ortamı bulunmayan çocuğun sağlıklı ve disiplinli çalışma alışkanlığı kazanması zordur. Bizler ebeveyn olarak kendi görevlerimizi tam yapmalıyız ki çocuğumuza olumlu örnek oluşturabilelim: Kendimiz sigara içerken çocuğumuzdan sigaranın zararlarını bilip sigaradan uzak durmasını istememiz ne kadar doğru olur veya ondan çalışma masasını düzenli tutmasını, ders notlarını sistemli bir şekilde temin etmesini isterken bizim odamız veya şahsi alanlarımız ne durumda?
Çocuklar sözlerimizden bir, yaptıklarımızdan bin ders alırlar.
 Çocuklarımızın cesaretlerini kırmamalıyız. “Bak falanca arkadaşın deneme sınavından tam not aldı “ “ Bak komşunun çocuğu nasıl başarıyor.” gibi sözlerle, eğer çocuğu kendisiyle kıyaslamak yerine başkasıyla kıyaslıyorsanız, başarılı olmanın tek yolunun başkalarını ezip, onlara mani olup, onların üzerine basarak yükselmek olduğunu sanırlar. Kendilerini daha başarılı yapmak yerine arkadaşlarını alçaltmaya uğraşırlar. “ Senin daha iyisini yapabileceğinden eminim, bunun için yeterince zekisin “ ya da “ sen bu problemi çözebilecek bilgiye sahipsin, sadece daha dikkatli davranmıyorsun. “ gibi sözlerle kendi kendini gerçekleştirmesini sağlayabilirsiniz. Bu tutum her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Bu durumda da sorunun kaynağının konuya tam hâkim olmayışı olabilir mi diye düşünmesini sağlayıp, ilgili konuyu tekrar çalışmasını isteyebilir, ondan sonra problemi çözebileceğine inandığınızı ona da inandırabilirsiniz. Hatta bunun için okula gittiğinde öğretmeninden destek almasını tavsiye edip, onu araştırmaya sevk edebilirsiniz.
 Çocuğa olumlu inanç yüklemek başarısını arttıracaktır. “ Başaracağına inanıyorum. “ ya da “ Eğer sınıfta öğretmenini dikkatlice dinlersen ve eve geldiğinde tekrar edersen konuyu anlayacağından ve tüm soruları çözebileceğinden eminim. “ şeklindeki bir yaklaşım, çocuğun kendi kendini gerçekleştirmesine yardımcı olacaktır.
 Çocuklarımıza iyi ahlak kazandırmak, inançlı bir maneviyat edindirmek, beraberinde saygı kazanımlarını da getirecektir. Anne-babaya, öğretmenlere, arkadaşlarına saygılı olan çocuk, toplumsal saygıyı da öğrenir ve dolayısıyla sınıf huzuruna katkıda bulunur, öğretmeninin anlattıklarını azami dikkatle dinler, eve gittiğinde derslerini tekrar eder, ödevlerini yapar ve ertesi gün okula sorumluluklarını yerine getirmiş olmanın güveni ile gelir. Şu bir gerçektir ki, hiçbir eğitim kurumunda “Öğrenciye Rağmen “ eğitim-öğretim yapılamaz. Her sabah evinden okula öğrenme ve başarma bilinci ile gelen çocuk, eğitimin başarısına katkıda bulunan, işbirlikçi çocuktur. Bu çocukları yetiştirmek ve olumlu kazanımlar edindirme Okul-Öğretmen-Aile üçgeninde analiz edilebilir. Bu bağın güçlü kurulması ve iletişimin sağlıklı sürdürülmesi başarı odaklı eğitim için temel bir unsurdur.
Çocuğun fiziksel ihtiyaçlarının tam ve eksiksiz karşılanması, olmazsa olmaz bir unsurdur. Yeterince uyumayan bir çocuğun Matematik dersinde başarılı olamadığı bir gerçektir. Bunun dışında sağlıklı ve dengeli beslenme ise en temel ihtiyaçtır. Eğitim bilimci MASLOW"un öğrenme modeli olan piramidinin tabanına da “ Beslenme “ yerleştirilmiştir. Aslında bu konuda tüm annelerin birer uzman olduğunu kabul etmek gerekir. Bende anne olduktan sonra ciddiyetle eğilmişimdir, sağlıklı beslenme ve gıdaların faydalarına, en faydalı biçimde tüketme tekniklerine. Bu konuda özellikle de biz Türk annelerine diyecek söz yoktur. Ancak çocuklarımızın iyi beslenme alışkanlığı kazanabilmelerine engel o kadar çok unsur vardır ki, sağlıklı beslenme alışkanlığını çocukta davranışa dönüştürebilmek pek güç olmaktadır. : TV reklâmları, fast-food beslenmenin cazip tanıtımları adım başı karşımıza çıkan sağlıksız gıda ürünlerinin satış yerleri, biz anne ve babaların işini oldukça zorlaştırmaktadır. Şu da bir gerçektir ki kişinin beslenme alışkanlığı çocuklukta şekilleniyor, çocuklukta alınan gıdalar hayat boyu beden ve zeka sağlığımızı tehdit ediyor ya da savunuyor, geliştiriyor. Bunun için her olumsuz unsura rağmen, biricik yavrularımıza en önce sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmalıyız. Ne kadar çabuk, o kadar iyi.
İster anne, baba olalım, ister öğretmen, ister başka herhangi bir toplumsal kişi, amacımız hep aynıdır. Sağlıklı nesiller, iyi insanlar yetiştirmek. Toplumların varlığı, başarısı, nesillerin olumlu kazanımlarıyla gerçekleşir. Toplumun en temel hücresi ailelerimizde vereceğimiz eğitimler, ilk adımdır ve asla azımsanmamalıdır…
Kendi bildiklerimi ve doğruluğuna inandıklarımı sizlerle paylaşmak istedim. Bu konudaki uzman kişilerin bilgi ve tecrübelerine saygım sonsuz. Onların uzmanlık alanlarına girmek değil amacım, sadece hepimizin bildiklerini bir kez daha hatırlatmak.
Bilmem benim başka bir söz söylememe gerek kaldı mı?
Teşekkürler öğretmenim başarılarının devamını dilerim.
  

        

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.