ÇEMAATİ MÜSLÜMİNİN ÜNİVERSİTESİ

Adnan Bahadır

Geçtiğimiz Pazar günü hummalı bir çalışma sonucu temeli atılan Başarı Üniversitesi beklendiği veya söylenildiği gibi büyük bir tantana ile değil, derleme, toplama cemaat mensuplarının aileleri, çocukları, cemaate mensup okul, dershane ve yan kuruluşlarda görev yapan insanların katılımı ile gerçekleşmiştir. Törene beklenen ilgi olmamış, tam aksine şehrimizin Bakanı ve üç milletvekili dışında protokolden katılan olmamıştır. Hatta şehrimizdeki iktidar partisinin dışındaki siyasi partiler de açılışa ilgi göstermemiştir. Sizin anlayacağınız kendileri çalıp, kendileri oynamışlar. Bir şehirde üniversite kurulması özel de olsa, vakıf da olsa önemli bir gelişmedir. Ancak cemaatin, elindeki diğer müesseselerde yaptığı uygulamalar insanları onlardan soğutmuş, toplum olayı sahiplenmemiştir. Peki insanları kendilerinden soğutan uygulamalar nelerdir diyecek olursanız, saymakla bitmez.  Dilerseniz bazı örneklerle açıklamaya çalışalım; Öncelikle cemaat herkese çok yakın gözükmekle birlikte, kendilerinden olmayan insanlara ve ticari kuruluşlara asla hayat hakkı tanımamaktadır. Cemaatten olmayıp, Müslüman olan insanlara sanki aynı Allah"a, aynı Kitaba, aynı Peygambere inanmıyormuş gibi davranmaları insanları çileden çıkarmaktadır. Onlar için muhataplarının inançlı, inançsız olmasından ziyade, cemaatin emir ve direktiflerine bağlılığı önemlidir. Aksi halde ağzınızla kuş tutsanız, onlara keramet gösterseniz şeytandandır deyip, inanmazlar. İnanmaları için cemaatten bir ağabey veya bir şakirt tasdik etmelidir, aksi halde ne yaparsanız yapın nafile. Sizin inancınız, yaşam tarzınız, giyim, kuşam şekliniz onlar için hiç önemli değildir. Önemli olan sadece ve sadece aklınızı kiraya verip, size söylenene itiraz etmeksizin tabi olmanız ve uygulamanızdır. Cemaate mensup nice genç, anne babasına isyan edip, cemaatin dediği yolda gitmeyi tercih etmiş ve bunu imanın gereği olarak yaptığı kendisine inandırılmıştır. Halbuki Yüce Rabbimiz Kuran-ı Kerimde anne babaya öf bile demenin yasakladığını bilmezler, bilmeleri de mümkün değildir, çünkü onlara verilen eğitim anne, babaya itaat eğitimi değil, cemaatte kendilerinden bir gömlek üstte olana biat etme eğitimidir. Bu yazdıklarım belki sizlere biraz garip gelecek ama noktasına, virgülüne varıncaya yazdıklarımın arkasında duracağımı ve gerekirse ispat etmeye hazır olduğumu bilmenizi isterim. Üç çocuğumun üçü de bu cemaatlerin içerisinde şöyle veya böyle bulundu. Ancak üçü de akıllarını kiraya vermedikleri için cemaatten kovuldu. Kızım üniversiteyi okumakta iken cemaatte ablalık dahi yaptı, ancak sadece hoca efendinin kitapları ve fikirleri beni bağlamaz, ben her türlü fikri okur, değerlendirir, ona göre kararımı veririm deyince, ablalık makamından azledilerek, Cehennemi Zümeranın dibini boyladı!.. Büyük oğlum da yurt dışında üniversitede okurken, onlarla birlikte oldu, o da babasının oğlu olduğundan, aklını kiraya vermeyi beceremeyince ÇEMAATİ MÜSLİMİNİ HOCAEFENDİ"den azledilerek, Cehennemi Zümerayı boyladı…Bu insanlarla zaman zaman ben de beraber oldum, hatta Erzurum"da üniversitede okumakta iken, kalacak yer bulamayınca, cemaat evlerine gittim. Bana sordular, "sen cemaatten misin, değil misin?" Dedim ki cemaatten değilim ama olmaya adayım, şayet bana iyi bakarsanız cemaatinizden olabilirim, bakmazsanız olmam, istemeyerek de olsa beni evlerine aldılar. Bir yıl kaldım, kaldığımız evde on iki kişi idik yılsonunda benim dışımdaki on bir kişi evi terk etti, çünkü onlara akıllarını kiraya vermemeyi öğretmiştim, doğruyu öğrenen gençler evi terk ettiler. İkinci yıl durumu öğrenen böyyük ağabeyler beni de Çemaati Mösliminden attılar ve ben de Cehennemi Zümerayı boyladım…Şimdi bir çoğunuz diyeceksiniz ki, madem bu cemaatleri beğenmiyorsun neden onlarla beraber oluyorsun? Bütün samimiyetimle söylemem gerekirse, ben hiçbir cemaatin ne karşısındayım, ne de düşmanıyım, ancak Yüce Allah"ın kendisine halife olarak yarattığı ve kendi kararlarını vermek üzere iradei cüziyye verdiği biz kullarının aklını kiraya vermesine şiddetle karşıyım. Ağabey bilir, abla bilir veya Hocaefendi bilir mantığı İslam"la taban, tabana zıt bir mantıktır, zira Allah Resülü “Benim dinimde Ruhbanlık yoktur” buyurarak, kulların kullar üzerindeki hakimiyetini bitirmiştir. Aslında insanın yaratılış gayesinin en büyük esprisi de burada yatmaktadır, Yüce Allah Adem A.S. ı yaratacağı zaman melekleri çağırıp, “Ben yeryüzünde beni temsil edip, bana halifelik yapacak olan insanı yaratacağım” dediğinde melekler hep bir ağızdan “Ya Rabbi sana isyan edecek kullar mı yaratacaksın, halbuki biz sadece sana ibadet eder, seni tespih ederiz” deyip, itiraz ettiklerinde, Cenabı Hak “ Benim Bildiklerimi siz bilemezsiniz” buyurarak, insanoğlunu yaratmıştır. Şimdi ahır zamanda bazı cemaatlerin günah işlemeyen kullar üretmeye çalışmalarına bir türlü anlam veremediğimden, ben de çemaatlerden kovulup, Cehennemi zümerayı boyladım…Her  zaman söylediğim bir başka sözümü tekrarlayarak bugünkü sohbetimizi bitirmek istiyorum. Ben Birilerinin inandığı Allah"a değil, Kur-an"daki Allah"a inandığımdan, beni kim isterse dışlayabilir, önemli olan O"nun rızasıdır, gerisi vız gelir, tırs gider. Kalın sağlıcakla

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (16)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.