BUNUN ADI: ÇARESİZLİK

Zarife Köksal Taşova

-Üniversite yıllarında tanıştığım, onun hayata bakışının benim hayatımı olumlu yönde değiştireceğini inandığım üniversite mezunu birisiyle evlendim.

-İyi çok güzel olmuş. Hem sizin hayatınızı olumlu yönde değiştirmiş. Hem de kültürel fark olmayan birisiyle evlenmişsiniz. Ne var bunda?

-Evlendikten sonra, kendi hayat görüşüne uygun doğruları bana yaptırmak için şiddeti tercih etti. 
-Ayrıca ben şehir hayatında doğmuş,büyümüş bir insanım.
-Köy hayatını hiç bilmem. Tatillerde onun köyüne gittiğimizde benim tarla işleri yapmam için yine şiddet kullanıyordu.
- Siz tanıştığınızda bu hayatı yaşayacağınızı hiç bilemediniz mi?
- Hayır. Bu konular aramızda hiç konuşulmamıştı.
- Bence hata ilk önce sizde. Onun hataları zaten görünüyor.
- Peki şimdi ne haldesiniz?
- Şimdi yılların birikimi sonucu ona karşı uzaktayım. Ama ayağımı bağlayan iki tane çocuğum olduğu için, çocuklarıma haksızlık yapmamam gerektiğini bildiğim için, ondan boşanmıyorum. Onun bir sorunu yok. Çünkü benim böyle çıkmaz sokaklarda olduğumdan haberi bile yok.
- Her şeyin affı vardır. Yaptıklarından dolayı özür dilemiştir. Siz affetmediniz mi?
- Hocam size yemin ederim. On yılı aşkındır evliyiz. Köyünde,ailesinin yanında bana uyguladığı şiddet ve hakaretlerden dolayı bile bir defacık sadece bir defa özür dilemiş insan değil.
- Peki evliliğiniz nasıl on yıldır devam edebiliyor?
- O bana her şiddet uyguladığında ben birkaç gün küsmüşümdür. O arada çocuklar gelip bana neden böyle durduğumu sorup, benim kendiliğimden barışmama sebep olmuşlardır.
- Sağlık sorunlarınız var mı?
- Evet ileri derecede migrenim var. Doktorum bana stresi kesinlikle yasakladı.

Merhaba değerli okurlar; geçmiş Mübarek RAMAZAN BAYRAMI'NIZI tebrik ediyor, hayatınızı olumlu yönde etkileyecek bir milat olmasını temenni ediyorum. Yukarıdaki konuşma bir okurum ile benim aramda geçmiştir. Konuşma devam ediyordu. Ama yorumu size bırakarak mesajlarımı ileteceğim. Çünkü dinlediğim yüzlerce kadının problemlerinden bir tanesini size aktardım. EVLİLİK REÇETESİ kitabımda bu ve benzeri çok hayat hikayesi var. Çözüm yok mu var tabi. Size şöyle sıralamak isterim:
 
1- Evlilik öncesi nişanlılık vs. gibi dönemler kaçırılmaması gereken fırsatlardır. Bu fırsat günlerini değerlendiremeyenler bu faturayı çocuklarına ödetemezler.
 
2- Çocuğun ana-baba üzerinde hakkı vardır. Her çocuk anne ve babasını yanında ister. Hiçbir çocuğu tercih yapmaya zorlamak kimsenin hakkı değildir.
 
3- Yani çocuğunuz olmadan önce tanışma günlerinizde, karşı tarafı çok çok iyi tanıyıp evliliğe o şekilde karar vermek zorundasınız.
 
4- Tanışma günlerinde canım cicimle uğraşmak yerine sadece onu değil aile yapısını ve aile fertlerini iyi tanımak zorundasınız. Dinlediğim hayat hikayelerinde özellikle ailelerin çok sorun yarattıklarını gördüm.
 
5- Tahsilli olması çok önemli değil, ahlaki yapısını tanımaya çalışın.
 
6- Seviyorum, ölüyorum, kaçarak evlenmekten başka çarem yok derseniz, yıllarca sürecek eziyetlere hazır olun derim. Anne-babaların tavsiyelerini asla kulak ardı etmeyin. En önemlisi evlilik, hayatınızda bir dönüm noktasıdır. Bin defa düşünüp; bir defa karar vermelisiniz. Son olarak bir not: Kadınların ekonomik özgürlüğünün olması tabi ki çok önemlidir. Ancak profesör de olsanız evlilikte yaptığınız bir tercih hatasını çocuklarınıza ödetmeye asla hakkınız yok. O hem annesini, hem de babasını yanında ister. Bu onun en doğal hakkıdır. Bu konu burada bitmedi. Hepinize saygı ve selamlar.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (14)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.