BU TÜR İNSANLARI KAPINIZDAN İÇERİYE SOKMAYIN

Adnan Bahadır

      Konumuza girmeden önce AK Parti İl Başkanlığı ile ilgili ufak bir ayrıntı vermek istiyorum, dün son dakika olarak verdiğimiz İl Başkan adaylarının Ankara’ya çağrılması konusunda akşam geç saatlerde edindiğim bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. AK Parti Genel merkezi adaylarla ilgili Milletvekillerinin görüşünü almış Çağatay kılıç, Hasan Basri Kurt, Çiğdem Karaaslan ile Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz , İhsan Kurnaz’dan yana oy kullanmışlar. Bakan Demircan, Orhan Kırcalı ve Fuat Köktaş ise Hakan Karaduman ve Yılmaz Hocaoğlu isimleri üzerinde durmuşlar. Bu noktada şu kadarını söylemek isterim ki, İhsan Kurnaz’ın Gazi Belediye Başkanlığı seçiminde ona geçmişte destek vermiş birisi olmama rağmen, her oturup konuştuğumuz mecliste beni ta 1985 yılında birlikte gittiğimiz yabancı dil kursundan tanıdığını onun dışında tanışıklığı olmadığını söylemekten geri kalmayan bu arkadaşımızın, İlkadım İlçe Başkanlığı döneminde İlkadım Belediyesini AK Parti’nin kaybettiğini bu toplum çok iyi biliyor. Ayrıca onun en yakın adamları olan ve onun listesinde meclis üyesi olmasını istediği fakat muvaffak olamayınca MHP’ye gidip İlkadım Belediye Meclisinde olanları da biliyoruz.

 

 Diğer adaylara gelince Adnan Varol’u yapacaklarını sanmam, yaparsalar ne dersin dersen bir şey demem, yapsınlar ama zor. Burada en şanslı ve en güçlü iki aday var , bunlardan birisi Hakan Karaduman, diğeri de Yılmaz Hocaoğlu. Bu iki arkadaşın olmasından mutlu olurum. Neden mutlu olursun derseniz her iki arkadaş da teşkilatın her kademesinden geçmiş, AK Parti kurulduğu günden itibaren AK Parti’de görev almış arkadaşlar. Umarım bu ikisinden birisi olur da AK Parti teşkilatları Vezir Hazretlerinin hegomenyasından kurtulur. Zira şahsen Kurnaz’ın İlçe Başkanlığı döneminde Vezir Hazretleriyle birlikte neler yaptıklarını çok iyi biliyorum. Şimdi İl Başkanı olursa Muharrem Göksel’i arar bu teşkilatlar. Benim umurumda değil, zira ne siyaset yapmayı düşünüyorum, ne de siyasetçilerden beklentim var. Ancak gerek AK Parti açısından, gerekse şehrimiz açısından düzgün insanların İl teşkilatlarında olmaları fevkalade önemli. Bu konuyu burada bitirdikten sonra gelelim asıl konumuza.

 

    Önceki gün DSİ 71. Şubede bir olay yaşandı, bu olayın iki tarafı var, birincisi o kurumdan emekli olduktan sonra neredeyse her gün o kurumdan ayrılmayıp, kurumla ilgili haberler yapıp, o kurumla uğraşan kişi, diğeri de o kurumda çalışan tekniker bir kardeşimiz. Ağabeyimin DSİ’li olması nedeniyle DSİ camiasını çok iyi tanırım. Yıllardır bu adamdan dert yanarlar, adam sürekli olarak DSİ’de, başka kurumlarla da işi yok. Ben bu kişiyi ciddiye almadığım için üzerine de gitme gereği duymamıştım. Ancak adam DSİ camiasını o kadar rahatsız etmiş ki sonunda birisi isyan noktasına gelip haddini bildirmiş. Adam gitmiş şikâyetçi olmuş, beni yerlerde süründürdü diye iyi güzel de be kardeşim senin dışında bu şehirde başka gazeteci yok muymuş da sen haftanın her günü o kurumdasın diye sormazlar mı adama?

 

      Ayrıca bu kişinin bazı DSİ müteahhitlerini de bunalttığı söylenmekte, adamlar bıkmışlar usanmışlar ama seslerini çıkartamıyorlarmış. Ben olayın bu noktaya geldiğini daha önce öğrenmiş olsaydım onun yakasına yapışmıştım. Adam herkesi kendisi gibi zannettiği için bizim geçmişte DSİ ile ilgili yaptığımız haberleri onlardan beklentimiz olmuş gibi ötede beride zırvalayıp duruyormuş. Ben bu gazeteyi kuralı tam on yıl oldu bir Allah’ın kulu desin ki Adnan Bahadır’a veya Denge Gazetesi’ne bir lira verdim de haberimi yaptı, inanın anında bu işi bırakırım. Biz bazı şerefsizler gibi gidip müteahhitlerin şantiyelerinden araçlarımızın deposunu dolduracak kadar düşmedik, bunu kim yaparsa ahlaksızın, şerefsizin en alasıdır. Biz yapmış isek biz de öyleyiz ama Allah’a binlerce kez şükürler oksun ki bu tür işlere hiç ama hiç minnet etmedik. Merhum İsmet İnönü’nün dediği gibi “Bu toplumdaki şerefli adamlar şerefsizler kadar cesur olmadıkça toplum kurtulamaz.” Tüm kamu kurumlarında çalışan en alttaki memurundan en üstteki amirine kadar buradan sesleniyorum, her kim ki kurumlarına gider bu tür tehditler savurursa anında bize haberdar etsinler biz onların her türlü haklarından geliriz.

 

   Gazetecilik mesleği ahlaklı iştir, kim ahlaksız iş yaparsa onun karşısında olmak zorundayız, ancak bazı internet sitelerinde bu olayı kınayan mesajlar görünce gerçekten canım sıkıldı, adam gidip o DSİ camiasını rahatsız etmişse siz önce onu araştırıp, doğru olup olmadığına baktınız mı yok. Peki, neye göre Dsi çalışanını ve müdürünü kınıyorsunuz söyler misiniz? Siz haklıdan yana mısınız yoksa sizden birisi olunca haksız da olsa onun yanında olmayı adamlık mı zannediyorsunuz? Yazıklar olsun sizin gibi gazetecilere emi. Buradan tüm kamu kurumlarındaki amir ve memurlara sesleniyorum, kurumunuza bu tür insanları asla ve kata sokmayınız, her kim ki sokarsa ona da yazıklar olsun. DSİ müdürünü kınayanları bende buradan kınayarak sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla

 

Not; Dün İstanbul’dan arayan bir dernek başkanıyla ilgili de yakında detaylı yazacağım. Bunlar hemşehri derneğinin ne işe yaradığını bilmiyorlar onlara onu da öğreteceğim..

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (10)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.