İnfak, yalnızca elde fazlalık varken yapılan bir harcama değil; yoklukta bile kalbin Allah’a açık kalabildiğinin ilanıdır.
Hazret-i Ebubekir’in halifeliği döneminde Medine büyük bir kıtlıkla karşı karşıya kalmıştı. İnsanlar temel ihtiyaçlarını dahi temin etmekte zorlanıyordu. Tam bu sırada Şam’dan Medine’ye yüz deve yükü buğday getiren bir kervan ulaştı. Kervanın sahibi, Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) damadı Hz. Osman idi.
Buğdayı görenler etrafını sardı. Bir dirheme yedi dirhem teklif edenler oldu. Ancak Hz. Osman şöyle dedi:
“Bundan daha fazla veren biri var. Ben ona satacağım.”
Durum halife Hz. Ebubekir’e iletildi. Beraberce Hz. Osman’a gittiklerinde şu cevabı aldılar:
“Onlar bire yedi veriyor. Allah Teâlâ ise bire yedi yüz veriyor. Ben bu buğdayı Rabbime sattım.”
Hz. Osman, buğdayın tamamını Medine’deki fakirlere dağıttı. Bu infak şuurunu gören Hz. Ebubekir, onun sözündeki hikmeti başından beri bildiğini ifade etti.
İnfak işte tam olarak budur:
Yalnız bollukta değil, darlıkta da Allah’ı tercih edebilme cesareti…
İnfak; malda, imkânda ve sahip olunan her nimette yapılan bilinçli bir harcamadır. Farz olanı zekât, nafile olanı sadaka, Ramazan’a mahsus olanı ise fıtır sadakasıdır. Kelime anlamı “elden çıkmak” olsa da infak, hakikatte kayıp değil kazançtır. Çünkü onun bir ucu dünyaya, diğer ucu ahirete açılır.
İnfakla gönüller arasında görünmez köprüler kurulur. Parayla değil; niyetle, samimiyetle ve merhametle…
Bu ahlâk sahabe hayatında canlı örneklerle yaşanmıştır. Hz. Hüseyin, öfkelendiği bir anda okunan ayetle nefsine hâkim olmuş; affetmiş ve sonunda kölesini azat etmiştir. Böylece Kur’an’ın hayata taşındığında insanı nasıl özgürleştirdiğini göstermiştir.
İnfak ahlâkı da böyledir. Gizlisi daha hayırlıdır. Başa kakılmayanı makbuldür. Yalnızca Allah rızası için yapılanı bereketlidir.
Bugün Ramazan sofralarında otururken bu ölçüyü daha derin düşünmek zorundayız. Çünkü aynı anda, başta Gazze olmak üzere birçok mazlum coğrafyada insanlar iftarı değil, hayatta kalmayı bekliyor.
Ramazan geçer. Ama infak ahlâkı kalır. Ve insan, verdikçe eksilmez; verdikçe arınır.
Allah’ım! Bize verdiğin nimetleri emanet bilmeyi nasip et. Kalplerimizi infakla genişlet, merhametle dirilt. Ramazan sofralarımıza bereket ver,
başta Gazze olmak üzere zulüm altında olan kardeşlerimize yardımını ulaştır.
Bizi darlıkta da bollukta da veren kullarından eyle.
Amin.