BİZE ne OLDU -1-

Dursen Özalemdar

Birçok konuda olduğu gibi liyakatli insanların öne çıkamadığı, İştirakçi ,işbirlikçi, adaletsiz de olsa menfaat temin edici,kendi gurubu içinde paylaşımcı kişilerin öne çıktığı, yetki sahibi olduğu günümüz manzaraları çok çeşitli görüntüler ile önümüzde fırıldak gibi dönüp duruyor.

 

Hayatamızın hangi kesimi olursa olsun, bu pencerelerden olaylara baktığımızda, çarpıklıkları görüyor , tarih şeridindeki olaylarlarla yan yana koyduğumuzda, nereden-nerelere gelmişiz deme mecburiyetinde kalıyoruz.

 

Rumlar 182O de, Eflat’ta, 1921 de de,Mora’da isyan çıkardılar. Tripolis’te 3O.OOO, Navarin’de 3.OOO Türk, erkek ,kadın çocuk yaşlı ,gençi çeşitli zülüm ve işkencelerle Müslümanları katlettiler.

Dönemin Osmanlı Padişahı ikinci Mahmut Sadrazam Bender Ali Paşa’yı görevlendirerek bu ayaklanmada dahli bulunanların tespit edilmesini ve tutuklanmasını emreder.

Yapılan incelemede dönemin FENER PATRİGİ Beşinci GREGORİUS’un evinde yapılan aramada bu ihanetlerle ilgili belgeler bulunur. Ayrıca o tarihte, Osmanlı’nın en amansız düşmanı olan, Rus Çarı ALEXANDRA’ya yazılan mektuplar ortaya çıkar. Yargılanan Patrik, halkı isyana teşvik etmek, Devlet-i Osmaniye ye ihanet etmek suçuyla idam’a mahkûm edilir. İnfaz Fener Patrikhanesinin kapısı önünde 21.Nisan.1821 günü icra edilir. Bu olaydan sonra, Patrikhane yönetimi, aynı yerde BİR TÜRK BÜYÜĞÜ asılana kadar bu kapının kapalı tutulmasına karar verir. Bu kapı KİN KAPISI olarak bugüne kadar kapalı tutulmakta, kiliseye girişler bu kapatılan ana kapının solundaki küçük kapıdan yapılmaktadır.

İHANET BELGESİ OLARAK, O GÜNDEN GÜNÜMÜZE BİZE İBRET VESİKASI OLARAK GÖRÜLEN PATRİGİN, RUS ÇARINA YAZDIĞI MEKTUP’ta NELER VARDI.

 

“Türkleri maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir.Çünkü Türk’ler çok sabırlı ve mukavemetli insanlardır.Gayet mağrurdurlar ve İzzet-i Nefis sahibidirler.Bu hasletleri de, DİNLERİNE bağlılıklarından ve KADERE RİZA göstermelerinden, An’anelerinin kuvvetinden ,Padişahların, Kumandanlarına, Büyüklerine itaat duygularından gelmektedir. Türkler zekidir. kendilerini müsbet yolda sevk-ü idare edecek reislere sahip oldukları müddetçe çalışkandırlar. Gayet kanaatkardırlar. Onların bütün meziyetleri, hatta kahramanlık ve secaat duyguları da an’anelerine olan merbutiyetten (bağlılıktan) ahlaklarının salabetinden (kuvvetinden) gelmektedir. Türkler’in evvela itaat duygularını kırmak ve manevi rabıtalarını (bağlarını) kesretmek (parçalamak) dini metanetlerini zaafa uğratmak icap eder. Bunun en kısa yolu, AN-ANAT-I MİLLİYE ve MANEVİYELERİNE uymayan harici fikirler ve hareketlere onları alıştırmaktır. TÜRK’ler harici muaveneti (dış yardımı )reddeder.Haysiyet hisleri buna manidir. Velev’ki muvakkat bir zaman için zahiri kuvvet ve kudret verse de, Türkler’i harici muavenete alıştırılmalıdır. Maneviyatları sarsıldığı gün, Türkler’i kendilernden şeklen çok kuvvetli, kalabalık ve zahiren hakim kuvvetler önünde, ZAFERE götüren asıl kudretleri sarsılacak ve maddi vasıtaların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olabilecektir.

Bu sebeple, Osmanlı devletinin tasfiyesi için, mucerret olarak harp meydanlarındaki zaferler kafi değildir ve hatta sadece bu yolda yürümek Türkler’in haysiyet ve vakarını tahrik edeceğinden, hakikatlere nüfus edebilmelerine sebeb olabilir.

Yapılacak olan, Türkler’e bir şey hissettirmeden bünyelerinde bu tahribi tamamlamaktır.”denmişken. mektuba ek, 1884 yılında, Büyük adada açılan İkonomos Papaz akademisinde ders müfredatı olarak okutulan, “Türk’ler-i nasıl yıkarız” 14 maddelik ezberleri, içinde bulundugumuz durumu bize daha net bir şekilde göstermesi yönünden,bir daha tekrarla,Nereden-Nereye geldiğimizi ve Nereye doğru gittiğimizi ölçümlemek için, gerçek manada tarihi bir şablon oluşturacaktır. Gelecek yazıda buluşmak ümidiyle,Sağlıkla kalmanız temennisi ile. Hoşça kalın.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.