BELKİ DE İNSAN ÖMRÜ BOYUNCA BİR EV ARIYOR

Semiha Sandıkçı

İnsan, doğduğu günden beri bir yolculuktadır.Önce emekleyerek...Sonra koşarak...

Bazen uzak şehirlere gider.Bazen başka insanların kalbine.Bazen de yıllarca kendi içine...

Dışarıdan bakıldığında hep bir yerlere gidiyormuş gibi görünür.Oysa belki de bütün yolculukların yönü aynıdır.Bir eve...

Ama nasıl bir evdir bu?Duvarları olan mı?Çatısı olan mı?Anahtarı cebimizde taşıdığımız bir yer midir?Yoksa "ev" dediğimiz şey, bir his midir?

Belki insan bir ömür boyunca aynı şeyi arar.İçeri girdiğinde omuzlarının kendiliğinden gevşediği bir yeri.Derin bir nefes alabildiği bir sessizliği.Kendisi olabilmek için rol yapmak zorunda kalmadığı bir güvenliği.Bir fincan çayın buharında çoğalan huzuru.Akşam olduğunda ışığı yanan bir pencereyi.Adının sevgiyle söylendiği bir sesi...

Bazen o evi bir annenin duasında arar.Bazen bir babanın gölgesinde.Bazen dostunun omzunda.Bazen sevdiği insanın gözlerinde.Bazen de yıllar sonra kuracağı kendi ailesinde...

Çünkü insanın aradığı yalnızca bir çatı değildir.İçini dinlendirecek bir iklimdir.Öyle bir iklim ki... Korkuların biraz hafiflediği,zamanın biraz yavaşladığı.Kalbin "Artık güvendesin" deyip,kendi ritminde attığı...

Belki bu yüzden hep bir şeylerin peşindeyiz.Bir şehir değiştiriyoruz.Bir meslek.Bir ilişki.Bir ev.Bir hayat...

Belki de insan bir ömür boyunca bir ev arıyor.Duvarları taştan değil;anlaşılmaktan örülmüş, çatısı güvenden yapılmış,pencereleri umuda açılan bir ev.

Aslında o ev yıllardır aradığımız bir başkasının kalbinde değil;yavaş yavaş kendi içimizde inşa ettiğimiz o yerdir.

İnsanın kendisiyle barışabildiği,eksikliklerini saklamak zorunda hissetmediği,yorulduğunda dinlenebildiği,kendini yargılamadan var edebildiği içsel bir yuva.

Her defasında içimizden sessizce aynı cümle geçiyor:"Belki aradığım yer burasıdır."Sonra anlıyoruz...

İnsan bazen bir evi değil, o evde hissedeceği duyguyu arıyormuş.Mutluluğu,huzuru,aidiyeti,
paylaşmayı.Birlikte susabilmeyi.Birlikte gülebilmeyi...Akşam eve döndüğünde huzurla, " ait olduğum yer burası"diyebilmeyi...

Belki de bu yüzden bazı insanlar, çocukluklarının mutfağındaki yemek kokusunu yıllarca unutamaz.Çünkü hafıza, duvarları değil,hissettiklerini saklar.Bir kahkahayı.Bir sofrayı.Kapıdan içeriye girdiğinde"İyi ki geldin." diyen bir karşılamayı.Yağmur sesini keyifle dinlediği bir pencere kenarını...

İnsan aslında bunları biriktirir.Ve bütün ömrü boyunca, onları hissedebileceği bir ev arar.Belki de sonunda fark eder...

Aradığı ev, sadece içine girdiği bir yer değildir.İçinden çıkmak istemediği bir histir.Öyle bir his ki...İçinde huzur vardır.Şefkat vardır.Güven vardır.Dostluk,sevgi vardır. Ve en önemlisi;insan o evde kendine de rastlar.

Belki de insan bir ömür boyunca bir yuva arıyordur .Belki de mesele,o evi bulmak değildir.Birlikte o yuvayı kurabilecek birini bulabilmektir.

Ve her gün biraz daha kendi içinde inşa edebilmektir.İnsan,ev dediği yerde sadece yaşamak istemez, orada tüm benliği ile var olabilmek ister.Çünkü ruhun buradaki ihtiyacı, sonunda eve dönebilmenin verdiği güven ve huzuru bulabilmektir.Oraya ait olduğunu hissetmektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.