BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, Terörle mücadele, siyasi uzantısıyla müzakere açıklamasını yinelerken, BDP eş başkanlarının oturup konuşalım önerisine de sert çıktı. Terör örgütüyle asla masaya oturmayacaklarını söyleyen Erdoğan, Neyi konuşacağım sizinle? Sizin bir defa kendi iradeniz var mı? dedi. Erdoğan, dün Ak Parti Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında şu mesajları verdi:
KURAN-I KERİM İADESİ: Bakın aradan 62 yıl geçmesine rağmen bu millet, merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarının ezanın Türkçe okunmasına son vermelerini asla unutmadı, unutmuyor. Ben inanıyorum ki bu millet, her şey unutulsa bile, sırf ezana iade ettiği hürmetten dolayı Adnan Menderes'i gönlünde ve hafızasında taşıyacaktır. Cuma günü TBMM'de tıpkı ezana hürmetin iadesi gibi Kuran-ı Kerim'in öğrenilmesine ve öğretilmesine de hürmet iade edilmiştir. Bu kadirşinas millet, eminim ki bizim yaptığımız bu güzel düzenlemeyi de inşallah ebediyen hayırla yad edecektir.
KEMAL EFENDİ CEVAP VER: Bir televizyonda bir tanesi diyor ki, ileri gelenlerinden, 'Kuran-ı Kerim diyor veya Kuran diyor nasıl seçmeli ders olduysa, Alevilik niye seçmeli ders olmuyor' diyor. Şu mukayeseye bak. Kuran benim Alevi vatandaşlarımın kitabı değil mi? Böyle bir mukayese yapılabilir mi? Böyle bir anlayış olur mu? İşte sıkıntı buradan geliyor. Kemal efendi gel buna cevap ver. Gel buna cevap ver. Dikkat edin tabanları öyle istediği için değil, bunlar statüko kardeşi oldukları için bu düzenlemeye karşı çıktılar.
KIVIRCIKLI YALAN: CHP Tunceli Milletvekili Adıyaman'da Alevi vatandaşlara ait 200 evin işaretlendiğini söyledi. Hadise bambaşka. Sadece 25 eve işaret konulmuş. Bunların tamamı Alevi vatandaşlarımıza ait değil. O andan itibaren konuyu takibime almış durumdayım. Peki ben o Tunceli milletvekiline soruyorum; yahu Allah aşkına sen bu yalanı, bu her tarafı kıvırcıklı yalanı nasıl söyledin, niye söyledin, ne adına söyledin, ne kazanacağını umdun da söyledin, sen bu tahriki, bu provokasyonu niye yaptın?
SİVAS DAVASINDA ÖLÜYÜ YARGILIYORLAR: Bu konuyla doğrudan bağlantılı Sivas davası da istismar ediliyor. Şimdi CHP ne yapıyor? Sanki Sivas dosyası kapanmış gibi, sanki bu olayın üzeri örtülmüş gibi bir hava yayıyor. Bakın şurada göğsümü gere gere söylüyorum ha, açıkça. Sivas'ta benim önümü kesen çok kız kardeşlerimiz oldu, yani ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum olanların kızları oldu. Hüngür hüngür ağlıyorlar ve babalarının olayların içerisinde olmadığını, sadece duyurularla bu işin içerisine sokuşturulduğunu söyleyen ve bunun için de hüngür hüngür ağlayanlar. Peki bunları nereye koyacaksın? Sen CHP Genel Başkanı olarak önüne tutuşturulmuş bir listeyle kalkıp hemen rahatlıkla infazcı yapıyorsun. Bu kadar insan, şu anda onlar içeride. Ölüyü yargılıyorlar, ölüyü. Sayın Kılıçdaroğlu, değerli CHP'li arkadaşlarım, Allah aşkına soruyorum; Sivas olayı olduğunda iktidarda kim vardı? Ak Parti mi vardı? DYP ve sizin geçmişiniz olan SHP koalisyon hükümeti vardı. Yani bugünün CHP'si o olaylar yaşandığında SHP adı altında iktidarın ortağıydı. Siz aslında oradaki suçun da ortağısınız.
BDP'YE KONUŞMAM YANITI: Nevruz'un 21 Mart gününden önce kutlanması yönündeki taleplere, aldığımız istihbarata dayalı olarak sıcak bakmadık. Kalkıyor genel başkanları veya eş başkanları diyor ki: Eğer bu işi çözmek istiyorsanız, oturalım konuşalım. Neyi konuşacağım sizinle? Sizin bir defa kendi iradeniz var mı? Siz kendi iradenizle hareket etme özgürlüğüne sahip misiniz? Siz kendinizi idare etmiyorsunuz, sizi Kandil, İmralı idare ediyor. Böyle bir durumda olan bu yapı, nasıl olacak da karşısında bir siyasi iradeyle oturacak, bunu konuşacak?
TERÖR ÖRGÜTÜYLE MASAYA OTURMAYIZ: Hükümet olarak terör örgütünü asla ve asla muhatap almayız, biz terör örgütüyle de asla masaya oturmayız, bunu herkes bilsin. Terör örgütüyle mücadele, siyasi uzantısıyla da bu kafada değil, bu anlayışta değil, oturur müzakere ederiz ama iraden varsa. Ortaya karar koyabileceksen, eğer koyamayacaksan bizim artık kaybedecek vaktimiz yok.
O ÇOCUĞUN KATİLİ SİZSİNİZ: Diyarbakır'da bir BDP milletvekili arkasına bir grubu alarak eylem yapıyor. Kameraların önünde küstahça polisle kavga ediyor, sonra diyor ki 'milletvekili dayak yedi'. Polisle kavga eden sensin, kitleyi polise tahrik ediyor, polisin üzerine saldırtıyorsun. Emniyet güçleri kendini korumak için gruba müdahale ediyor. Boyalı su sıkıyor. Çoğu zaman dayak yiyen polis oluyor, kaldırımlar sökülerek atılıyor.
O çocuğun katili sizsiniz, o çocuğu siz öldürttünüz, siz ve sizin efendileriniz o çocuğun eline bombayı verdi ve o çocuğu el birliğiyle katlettiniz. Ardında da polisle kavga edip, faturayı polise kesmek pişkinliktir, yüzsüzlüktür.
BDP Eşbaşkanlarıyla neyi konuşacağım?
Terör örgütünü asla muhatap almayacaklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, BDP yöneticilerine de şu mesajı verdi: Bizim muhatabımız; terörle arasına mesafe koyan, kendisine ait iradesi olan siyasetçilerdir
İlk yorum yazan siz olun