BAYRAMIN ARDINDAN...

Sami Kesmen

Bayramlar gelir, geçer. Kurban Bayramı da böyledir; bir taraftan tekbirlerle başlayan, kurbanlarla devam eden, ziyaretlerle bereketlenen günler yaşanır, diğer taraftan insan kendi içinde sorgulama yaparak huzura doğru adımlar atar. Kurban; insanın içindeki bencilliği, kibri, ihtirası, öfkeyi ve nefsin aşırı isteklerini Allah'ın rızası uğruna feda etmesidir aynı zamanda. Bayram ise sadece sevinmek değil; sevindirmektir. Bayram vesileyle; kurbanlar kesildi, sofralar kuruldu, misafirler ağırlandı, yollar aşıldı ve ziyaretler tamamlandı. Allah katında kıymetli olan, kurbanın eti ve kanı değil, onu kesen gönüldeki teslimiyettir. Bu,da tamamlandı. Bayramın ardından kalpler biraz daha yumuşamışsa, merhamet biraz daha artmışsa, gönüldeki kırgınlıklar biraz tamir olmuşsa; bayram da amacına ulaşmıştır.

Bayramlar aslında insanın kendi muhasebesini yapması için büyük fırsatlardır. Yıl boyunca dünya telaşı içinde yorulan insan, bayramlarda durup düşünme imkânı da bulur. Kiminle küs olduğunu, kime haksızlık yaptığını, kimi ihmal ettiğini ve hangi değerlerden uzaklaştığını fark eder. Bazı insanlar vardır ki yıllardır konuşmadığı kardeşiyle bayram vesilesiyle kucaklaşır. Bazı evlatlar vardır ki anne-babasının kapısını aylar sonra bayramda çalar. Bazı gönüller vardır ki yılların biriktirdiği buzları birkaç dakikalık samimi bir bayramlaşmayla eritir. Bayramlar sadece evlerin değil, gönüllerin de temizlendiği zamanlardır. Bazı insanlar da bayramı yalnızca tatil olarak görür. Bayramın ruhundan çok, eğlencesiyle ilgilenir. Oysa bayramın özü fedakârlıktır. Kurban Bayramı'nın merkezinde Hz. İbrahim'in teslimiyeti, Hz. Hacer'in tevekkülü ve Hz. İsmail'in sadakati vardır. Bu üç büyük örnek; Allah'a ulaşan yolun, fedakârlıktan geçtiğini anlatırve öğretir. İnsan sevdiği şeylerden vazgeçmeyi öğrenmeden gerçek anlamda olgunlaşamaz. Nefsinin her istediğini yapan değil, gerektiğinde istemediklerini terk edebilen kişi güçlüdür.

Kurban Bayramı aynı zamanda paylaşmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu yeniden hatırlattı. Dünyanın birçok yerinde insanlar açlık, savaş ve yoksullukla mücadele ederken bir lokmayı paylaşabilmek büyük bir insanlık vazifesidir. Veren el olabilmek, alan el olmaktan daha büyük bir nimettir. Paylaşmak; malı eksiltmez, gönlü büyütür. Cimrilik; insanı küçültürken cömertlik insanı yüceltir. Bayramda dağıtılan etler belki birkaç gün içinde tüketilecek ama yapılan iyiliklerin bıraktığı izler uzun yıllar yaşamaya devam edecektir. Bayramla; zamanın ne kadar hızlı geçtiğini de hatırlatır. Bir önceki bayramı dün gibi hatırlanırken yenisi yaşandı ve o da bitti. Geçen yıl birlikte bayram yaptığımız halde bugün aramızda olmayan insanlar var. Mezarlıklarda sessizce yatan nice dostlarımız, akrabalarımız ve büyüklerimiz bulunuyor. Dün onların evlerine misafir olurken bugün kabirlerine dua için gidiyoruz. Hayatın en büyük dersi de budur. İnsan, ölüm gerçeğini unutmadığı ölçüde doğru yaşar. Ölümü unutan dünya için yaşarken, ölümü hatırlayan ahirete hazırlanır. Bayram, insanlığa; sabrı, şükrü, paylaşmayı, affetmeyi, ziyaret etmeyi ve Allah'a teslim olmayı biraz daha öğrettiyse, önemli bir kazanç sağlamıştır.

Gerçek bayram, takvimde yazan günler değil, gönülde yaşanan değişimdir. Kurbanlar kesildi, sofralar kaldırıldı, misafirler uğurlandı. Fakat kurbanın öğrettiği teslimiyet, bayramın kazandırdığı kardeşlik ve paylaşma ruhu devam etmelidir. Bayram bittikten sonra da merhamet sürüyorsa, ihtiyaç sahiplerine el uzanıyorsa, dua etmeye devam ediliyorsa ve gönüller insanlara açık kalıyorsa; işte o zaman bayram gerçekten yaşanmış demektir. Gerçek bayram; Allah'ın razı olduğu bir hayat yaşayabilmektir. Bu duygularla, bayramınızı tekrar kutlar; insanlık ve İslâm âlemi için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyâz ederim...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.