BAŞKENT: TAŞKENT...

Sami Kesmen

Orta Asya’nın bağrında duran bazı şehirler vardır ki; sadece taş ve topraktan ibaret değildir. Onlar, bir milletin hafızası, bir medeniyetin vicdanı, bir ümmetin sessiz gözyaşıdır. Özbekistan’ın başkenti olan "Taşkent" de böyle bir şehirdir. Adı bile insana ağır gelir. “Taşkent”... Yani “Taş Şehir...” Bu şehrin taşları susarak konuşur. Çünkü bu şehir; Moğol istilasını görmüş, Rus işgalini yaşamış, Sovyet baskısıyla ezilmiş ama buna rağmen ezanını, duasını, hafızasını tamamen kaybetmemiş bir başkenttir. Özbekistan denince birçok insanın aklına ilk olarak Semerkant, Buhara ve Türk-İslam medeniyetinin büyük alimleri gelir. Ama şunu unutmamak gerekir ki; bir ülkenin kalbi başkentidir. Taşkent, sadece Özbekistan’ın değil, Türkistan coğrafyasının modern yüzünü temsil eden şehirlerden biridir.

Taşkent’e girince insan, iki ayrı zamanı aynı anda yaşar. Bir tarafta; Sovyet döneminden kalma geniş bulvarlar, sert mimariler, disiplinli meydanlar, diğer tarafta ise; camiler, medreseler, türbeler, çayhaneler ve yüzünde hâlâ mahcubiyet taşıyan Müslüman bir halk vardır. Bu şehirde modernlik vardır ama ruhsuzluk yoktur. Beton vardır ama tamamen maneviyatsız değildir. Taşkent’in mayasında hâlâ Türkistan’ın irfanı dolaşmaktadır.

Taşkent’in en hüzünlü taraflarından biri; bu şehir, uzun yıllar boyunca dinini gizleyerek yaşamak zorunda kalmış insanların şehridir. Sovyet döneminde Kur’an bulundurmanın bile korkuya dönüştüğü zamanlar olmuştur. Bu dönemde; anneler çocuklarına gizli gizli Fatiha öğretmiş, dedeler seccadesini kimse görmesin diye geceleri sermiştir. Camilerin susturulduğu o karanlık dönemlerde bu milletin gönlündeki ezanı kimse susturamamıştır.

Taşkent sokaklarında dolaşırken insan bahsettiğimiz bu tabloyu görmekte ve o günün duygusunu hissetmektedir. Özellikle Hazreti İmam Kompleksi civarı ziyaret edilirken, tarihin içinden geçiyor gibi oluyor insan. Orada bulunan Hz. Osman'ın el yazması kadim Mushaf; sadece bir kitap değil, ümmetin hafızası gibidir. İnsan bakarken sadece yazıya değil, asırlara bakar. Çünkü O Kur’an; asyadaki medeniyetin son şahidi ve sığınağı olmuştur. Taşkent aynı zamanda büyük kırılmaların da şehridir. Depremler yaşamış, işgaller görmüş, rejimler değiştirmiştir. Ama şehirler de insanlar gibidir; acı çeken şehirlerin ruhu derinleşir. Taşkent’in yüzünde biraz yorgunluk vardır. Bu yorgunluk teslimiyet değil, tecrübedir.

Bugün Taşkent; yeni yollar, oteller, parklar, alışveriş merkezleriyle; çağın akışına uygun bir görünüme dönüşmüş durumdadır. Gençler teknolojiyle büyümekte, şehir giderek daha küresel bir görüntü kazanmaktadır. Ancak, Taşkent’i bekleyen en önemli sorun; modernleşirken/yenilenirken kendi değerlerini, tarihini, inanç kodlarını koruyabilme zorluğudur. Taşkent’in asıl imtihanı burada başlamaktadır. Şehirleri yıkmak için bazen bomba gerekmez; hafızasını silmek yeterlidir. Eğer bir millet geçmişini unutursa, geleceğini başkalarının yazmasına mahkûm olur. Taşkent’in sokaklarında dolaşırken insan; Türkistan coğrafyasının aslında sadece bir coğrafya değil, parçalanmış büyük bir ruhun adı olduğunu fark eder. Aynı ezanın çocukları, aynı tarihin torunları, aynı medeniyetin mirasçıları yıllarca birbirinden kopuk bırakıldığı hemen hissedilir. İnsanda gönül bağları kolay kolay kopmaz. Türkiye’den Taşkent’te giden birisi yabancılık çekmez. Çünkü bakışlar tanıdıktır. Çayın kokusu, ekmeğin bereketi, büyüğe saygı, misafire ikram; hepsi aynı medeniyetin izlerini taşımaktadır

Taşkent; geçmişte ilmin merkezi olan büyük bir coğrafyanın bugünkü sessiz temsilcisidir. Bir zamanlar dünyaya yön veren alimlerin yetiştiği topraklar, bugün yeniden ayağa kalkmaya çalışmaktadır. Belki eski ihtişam tamamen geri gelmeyecek ama hafızasını kaybetmeyen toplumlar yeniden dirilmeyi başardıkları gibi bu çoğrafya da, kendi kimliği ile yenileşmeyi başaracaktır. Taşkent; sadece bir başkent değil; sabrın, hafızanın, direnişin ve yeniden toparlanmanın adıdır. Bazı çoğrafyalar gezilir ve görülür, bazıları ise insanın içine yerleşir. Taşkent; insanın içine yerleşen şehirlerdendir…

Firmamız KESMEN TURİZM organizasyonuyla; kadim medeniyetlerin yaşandığı, Orta Aysa, Balkanlar, Kuzey Afrika, Endülüs başta olmak üzere; Yurtiçi ve Yurtdışı kültür turları kapsamında rutin olarak Özbekistan'a da gitmekteyiz. Her gidişin bir hatırasını ve gönüllere kazınan bir duygusunu yaşamakta; müşahede tespit ve duygularımızı da bu,köşemizden siz okurlarımızla paylaşıyoruz...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.