Bakmak, görebilmek ve seçebilmek...

Genç Kalem

"Yıkılan sarayımdan tek bir nakış kalmadı..Dışa mıhlandı gözler,içe bakış kalmadı…"demiş

Üstad Necip Fazıl…Dışa mıhlandı gözler içe bakış kalmadı!..Ne de güzel söylemiş.Toprağını sevdiğimin ülkesinde, bakış açısı denen mevhum, almış başını gidiyor.Bakmak göz kapakları arasına sıkışmış,görmek ise kalpten beyne çekilmiş hattın paralel bağlantısı…Görmek tehlikelidir.Ardından değişim,tepki,vefa,fedakarlık,gayret gibi zorlu rüzgarları barındırır.Ve insan bu rüzgarın önünde durmak istemeyebilir.Nereye nasıl bakıyoruz?Bakıyoruz da görüyor muyuz?Gerçekleri görüyor da uyguluyor muyuz?Ya da gözlerimiz bir hayale alışmış da biz mi anlamıyoruz?Yani kendimizi mi kandırıyoruz?Ve bunları kendimize soruyor muyuz?Ya da ne zaman soruyoruz?İş işten geçmişken,hatalar almış başını gitmişken,hayatımız bir kaosa döndükten sonra mı soruyoruz?

 

Evet..İstesekde istemesekde bir şekilde idame ettirmek durumunda olduğumuz, içinde zorluklar barındıran hayatta,karşılaşacağımız en büyük zorluklardan birisi de yapacağımız seçimlerdir.Bu seçimlerin en önemlilerinden birisi de gerek arkadaşlıkda, gerek eş seçiminde seçeceğimiz insana karşı olan seçimdir.Sevmek elbette ki önemli bir mevzudur, hatta ayrıca incelenmesi gereken bir konudur fakat en mühimi sevmek için seçtiğiniz kişinin size,ailenize,kültürel kimliğinize uygun olmasıdır.

Acaba seçim yapacağım kişinin (erkek ya da bayan) karakteri oturmuş mu,nezaket ve görgüden nasibini almış mı(Ki nasibini almamışsa Ayşenur Kurtoğlu"nun Nezaket ve Görgü kitabı tavsiyemdir yararı olacaktır umarım!)Her şeyi yeri ve zamanında uygulayabilen olgun bir kişilik mi?Ailesi,kendi aile yapısına uygun mu?(Evet aile de çok önemli bir mevhumdur zira evlilikde sadece iki kişi değil, ailelerde birbirine karşı sorumlu hale gelmektedir)Bu sorulara aldığınız cevaplar sizi tatmin ediyorsa sizi durduracak bir şey yoktur  fakat sadece sevginin mevcut olacağı bir yuva, sizi sadece belli bir yere kadar tatmin edecektir. Bu yüzden yaptığımız seçimlerde hassas olmalı,taşları yerine oturttuktan sonra gerekli kararları vermeliyiz…

Sevginin,mantığınızı ele geçirmemesi ümidiyle mutlu günler diliyor,yazımı ilgili bir hikayeyle sonlandırıyorum..

Karı -koca  birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar. Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.

Birkac saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku sersemidir güzel bir rüyadan uyandırıldığı icin de biraz kızgındır
"Ne oldu? Ne istiyorsun?" diye sorar.
"Yukarıya bak ve bana ne gördügünü söyle. "
Adam gökyüzüne bakar ve cevap verir:
"Bunun için mi uyandırdın beni?. Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum, ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız." Karısı tekrar sorar: "Peki, bu sana neyi gösteriyor?" Artik iyice uykusu kaçan adam biraz düsünür ve cevap verir: "Teolojik olarak
Allahın  kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum. Astronomik olarak galaksilerin, yıldızların, gezegenlerin varlığını görüyorum. Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu, Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum. Niye sordun bunu bana? Sana neyi gösteriyor?" Kadın şöyle cevap verir

"Çadırımızı çalmışlar
!!!..''

 

Bakıp da görenlerden olabilmek ümidiyle…

 

 

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.