Babam ve Sigara

Suna Taşdemir Dündar

 Babam, dünyanın en tatlı, en çalışkan, en özverili ve en komik babasıydı. Çok neşeli, çok eğlenceliydi. Bana hiç bağırdığını, kızdığını anımsamam. Bizimle gurur duyardı, bunu bize hissettirirdi. Ne bende ne kardeşlerimde başkalarında gözlediğim baba korkusu ya da çekincesi hiç olmadı. Aşık olup evlenmek istediğimde 'gönlün kimi seviyorsa onunla evlen' diyecek kadar baba adamdı.

Buraya kadar ki cümlelerimde hep –di'li geçmiş zaman kullandım. Hayır, babamı kaybetmedim. Çok şükür yaşıyor, AMA?

Babam tipik bir KOAH hastası. Yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığından muzdarip. Yani sigara nedeniyle solunum yolları artık iyice tıkanmış, hava zorlukla kendine yol buluyor. Bunu aldığı her nefeste hem kendisi hissediyor hem de çevresindeki herkes fark ediyor.

Dünyada her yıl 3.5-4 milyon insan ve her gün 10.000'nin üzerinde kişi sigaradan hayatını kaybediyor. Eğer gerekli önlemler alınmazsa bu sayının yılda 10 milyonlu rakamlara çıkması olası görünüyor. Başta akciğer ve larinks kanseri olmak üzere, ağız, yemek borusu, mide, mesane, lenf bezi kanseri gibi pek çok kanserin etkeni olduğu bilimsel araştırmalarla ispatlanmış. Kalp ve damarlar üzerinde yaptığı tahribat nedeniyle kalp krizi üzerinde etkili en önemli değiştirilebilir risk faktörü sayılıyor. Sigaranın sağlığa zararları ile ilgili çok çarpıcı reklamlar ve resimler mevcut. Ama bunlar sizi ne kadar etkiliyor?

Sigaranın en büyük zararı, tüm sinsi düşmanlar gibi zararlı etkilerini hemen göstermemesi. Yıllar sonra karşılaşılacak sorunlar önemsenmiyor, yok sayılıyor. Kişi tehlikeyle yüzleştiğinde ise artık her şey için çok geç oluyor. KOAH gelip yerleştikten sonra, hücreleri değiştirip kanserli hücreye dönüştürdükten sonra ya da damarları etkileyip plaklarla kapladıktan, onları zayıflattıktan sonra sigarayı bırakmışsınız, bırakmamışsınız ne önemi kalır ki?

Annem, babamın sigarayı bırakması için yıllarca sonuç alamadığı bir mücadele yürüttü. Şimdi, her nefes için büyük güç sarf eden, nefes sesi neredeyse yan odadan duyulacak kadar sesli olan babama bakıyor, üzülüyor, bizden çare bekliyor. Hekimliğin en aciz olduğu anı yaşamak düşüyor bize; bana, kardeşime ve eşlerimize. Hekim olup elinden bir şey gelmemesi, seni deva olarak görenlere verecek devanın olmaması. Anneme durumu daha fazla da ilerleyebilir, oksijene bağımlı yaşayabilir diyebildim sadece.

Babam bedenine kötü davranmasının bedelini ödüyor. Yaklaşık 60 yıl boyunca günde ortalama iki paket sigara içtiği için bedeni ondan aldığı her duman dolu nefesin hesabını soruyor, ancak diyetini yalnız kendisi değil onu seven herkes ödüyor.

Sigarayla ilgili reklamlardan, haberlerden, bilimsel çalışmalardan, bire bir yaşanmış tecrübelerden etkilenmeyenler, aklından sigarayı bırakmalıyım cümlesini bile geçirmeyenler, sizler; maalesef 'bana bir şey olmaz' düşünceniz sizi korumuyor. Size, organlarınıza, dokularınıza, hücrelerinize çok şey oluyor. Sonra?

Sonrası için seçenek çok. Ya erken yaşlarda çeşitli kanser hastalıklarıyla savaşırsınız, sevdiklerinizle beraber. Ya kalp ve damar hastalıklarıyla boğuşursunuz. Ya da babam kadar şanslıysanız seksen yaşınızı devirirsiniz. Sevdiklerinizle dilediğiniz gibi mutlu ve rahat yaşamak yerine bulunduğunuz ortamı bir türlü alamadığınız, içinize çekemediğiniz nefes sesi ile inletirsiniz. Sonra birisi sevdiklerinize sizi sorar ve 'Çok şükür yaşıyor, AMA?' yanıtını alır. AMA'sız bir hayat istiyorsanız şu illeti bırakın, kendiniz için yapamıyorsanız, canınızdan çok önemsediğiniz çocuklarınız için yapın. HEMEN! ŞİMDİ!






Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.