Aydınlar Ocakları 55. Şurası Samsun’da başladı

Aydınlar Ocakları 55. Şurası, Samsun Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Dr. Taner Tunç’un açılış konuşmasıyla başladı. Tunç, konuşmasında milli birlik, bilimsel ve teknolojik bağımsızlık, eğitim, adalet ve Aydınlar Ocaklarının toplumsal sorumluluklarına değindi

Aydınlar Ocakları 55. Şurası, 30 Ekim 2026 tarihinde Samsun’da gerçekleştirildi. Şuranın açılış konuşmasını yapan Samsun Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Dr. Taner Tunç, katılımcıları selamlayarak Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen misafirleri, Millî Mücadele’nin ilk adımının atıldığı Samsun’da ağırlamaktan onur duyduklarını ifade etti.

Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümünü de anan Tunç, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, Millî Mücadele kahramanları, şehitler ve gazileri rahmet, minnet ve saygıyla andı. Samsun’un yalnızca bir şehir olmadığını, milletin yeniden ayağa kalkışının ve bağımsızlık iradesinin sembolü olduğunu belirten Tunç, Millî Mücadele’nin Cumhuriyet’in ilanıyla taçlandığını söyledi.

Siyasi bağımsızlığın bilimsel, ekonomik ve teknolojik bağımsızlıkla güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, 107 yıl önce Samsun’dan yükselen iradenin bugün de önemli sorumluluklar yüklediğini dile getirdi.

“Fikir, toplumsal faydaya dönüşmeli”

Aydınlar Ocaklarının millî kültürün korunması, bilimsel düşüncenin geliştirilmesi ve ülke meselelerine çözüm üretilmesi bakımından önemli sorumluluklar üstlendiğini belirten Tunç, yalnızca fikir üretmenin yeterli olmadığını ifade etti. Fikirlerin toplumsal faydaya dönüşmesi gerektiğini kaydeden Tunç, Aydınlar Ocaklarının gerekli şartları yerine getirerek kamu yararına çalışan dernek statüsüne kavuşması gerektiğini söyledi.

Şurada bu konuda ortak irade ortaya konulmasını ve somut bir yol haritası hazırlanmasını temenni eden Tunç, Aydınlar Ocaklarının yalnızca geçmişin değerlerini koruyan değil, geleceğin Türkiye’sine yön veren fikir merkezleri olması gerektiğini vurguladı.

Jeopolitik gelişmeler ve millî birlik vurgusu

Dünyada siyasi ve ekonomik güç dengelerinin yeniden şekillendiğine, savaşların ve uluslararası belirsizliklerin arttığına dikkat çeken Tunç; Karadeniz, Orta Doğu, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Mavi Vatan ve Türk dünyasındaki gelişmelerin güçlü ve bağımsız Türkiye’nin önemini ortaya koyduğunu belirtti.

Gazze’de yaşanan insani dram ile Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin karşı karşıya bulunduğu baskılara da değinen Tunç, vatanın bütünlüğü, devletin bağımsızlığı, milletin birliği ve mazlumların hukukunun korunmasının vazgeçilmez değerler olduğunu ifade etti.

Türk devlet geleneğine ve tarihî şahsiyetlerin sözlerine de konuşmasında yer veren Tunç, Bilge Tonyukuk ve Bilge Kağan’ın devlet yönetimi ve millete hizmet anlayışının günümüzde de önemini koruduğunu söyledi. Mehmet Âkif Ersoy’un millî birlik ve beraberliği anlatan dizelerini hatırlatan Tunç, tarihinden güç alan, akıl ve bilimi rehber edinen bir milletin karşılaştığı güçlükleri aşabileceğini kaydetti.

Millî Teknoloji Hamlesi’ne dikkat çekti

Bilim ve teknoloji üretme gücünün 21. yüzyılda milletlerin bağımsızlığını belirleyen temel unsurlardan biri olduğunu belirten Tunç, Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği atılımlara ve Millî Teknoloji Hamlesi’ne dikkat çekti.

Bayraktar TB2 ve AKINCI insansız hava araçları, millî muharip uçak KAAN, insansız savaş uçağı KIZILELMA, TCG Anadolu, HÜRJET ve millî füze sistemlerini Türk mühendisliğinin ve üretim kabiliyetinin göstergeleri olarak değerlendiren Tunç, bu başarıların bilim insanları, mühendisler ve gençlerin emeğiyle ortaya çıktığını ifade etti.

Teknolojik gelişmenin millî ve manevi değerlerle bütünleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, bilimin ahlak, kalkınmanın adalet ve ilerlemenin manevi değerlerle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Matematik ve istatistik gibi temel bilimlerin yapay zekâ ve güvenilir veri analizi açısından önemine işaret eden Tunç, aklı bilimle aydınlanmış, gönlü millî ve manevi değerlerle yoğrulmuş, vicdanı adaletle şekillenmiş bir gençlik hedeflediklerini dile getirdi.

“Eğitim insanı yetiştirir, adalet toplumu ayakta tutar”

Konuşmasında eğitim ve adaleti güçlü devletin iki temel değeri olarak nitelendiren Tunç, eğitimin insanı yetiştirdiğini, adaletin ise insanı ve toplumu ayakta tuttuğunu belirtti.

Adaletin yalnızca mahkeme salonlarında aranan bir değer olmadığını ifade eden Tunç, eğitimde fırsat eşitliği, kamu hizmetlerinde hakkaniyet ve görev dağılımında liyakatin de adaletin parçaları olduğunu söyledi. Liyakatin olmadığı sistemlerin yeteneklerini, adaletten uzaklaşan toplumların ise güvenini kaybedeceğini kaydetti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Millî Mücadele’nin en zorlu günlerinde 1921 Maarif Kongresi’nin toplanmasına öncülük etmesini eğitime verilen önemin tarihî göstergesi olarak değerlendiren Tunç, çocukların araştıran, sorgulayan, matematiksel düşünen ve çözüm üreten bireyler olarak yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Geleceği inşa etmek görevimiz”

Türkiye’nin geleceğinin nitelikli eğitim, adalet, bilimsel üretim, teknolojik bağımsızlık ve millî birlik ruhuna bağlı olduğunu belirten Tunç, Aydınlar Ocaklarının görevinin yalnızca sorunları konuşmak değil, çözüm üretmek ve geleceği inşa etmek olduğunu ifade etti.

Şuranın düzenlenmesine katkı sunan kurum ve kuruluşlara, yönetim kurulu üyelerine, konuşmacılara ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden Samsun’a gelen misafirlere teşekkür eden Tunç, konuşmasını Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir” sözüyle tamamladı.

Aydınlar Ocakları 55. Şurası’nın ülkeye, millete ve Türk dünyasına hayırlı olmasını dileyen Tunç, birlik, adalet ve devletin bekasına vurgu yaparak katılımcılara teşekkür etti.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

GÜNCEL Haberleri