Anan güzel mi?

Sabahtan beri telefonlarım susmadı...

Gazeteci Okan Baş aradı önce...

"Abi, gazeteciler cemiyetinin kongresinden hemen sonra, ben sana bunların olacağını söyledim" dedi.  "Ee" dedim... "Dedin de, adamlar seçimle gelmiş. Üyeler tercihlerini onlardan yana kullanmışlar. Olacaklar belli ama onlara da bir şans vermek gerekmez miydi?"

Her neyse... Gelinen noktada bir yıl kadar kaybımız var...

Bu, zaman olarak büyük bir kayıp tabi...

Ama 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti"nin kaybettiği itibarın yanında bu bile önemsiz…

Ama bunlar için itibarın, onurun önemi olmadığı gibi…

Zamanın da önemi yok anlaşılan…

Mevcut başkan İsmail Temiz de bunu saklamıyor zaten… Diyor ki...

"Memet abi, ben öyle cemiyet başkanlığında fazla kalıcı değilim..."

"Ee"

"Zaten önümüzde bir üç senem var..."

"Hee"

"Bu üç sene içinde yavaş yavaş bu cemiyet binasını topladığımız yardımlarla yaptırırım."

"Hii”

"Üç sene sonra buraya yerleşiriz. Ben de bir dönem daha başkanlık yaparım, 6 sene sonra da bırakırım cemiyeti…”

"Haaa!.."

Hatta, “Ohaaa!..”

Yani, bu kadar millet size 6 sene daha katlanacak öyle mi?

Adama sorarlar…

"Anan güzel mi?"

***

Hem, hiçbir gazetecinin gitmeyeceği, hatta sittin sene uğramayacağı bir cemiyet binasını yapmak neden bu kadar önemli… Yerini görseniz, kıçınızla gülersiniz!..

***

Ayrıca, benim özellikle üzerinde durduğum bir kaç proje vardı...

Bir hayli de adım atılmıştı bunlarla ilgili... 6 yıl bunlar askıya alınacak yani…

Bir tanesi evi olmayan gazeteci arkadaşlarımızı ev sahibi yapmaktı...

Bunun için çok uğraş verdik...

Son olarak da Canik Belediyesi aracılığı ile TOKİ'den 96 daire için görüşmeler yapıldı...

Osman Genç destek sözü verdi...

Biz de, Canik Belediyesi çalışanları ile hangi şartlarda anlaşma yapıldıysa, bize de aynısının uygulanmasını istedik...

Üyelerden habersiz, gizli kongre yapmayı bilen arkadaşlar, üyeleri ev sahibi yapmayı pek önemsememiş anlaşılan...

Çünkü bildiğimiz kadarıyla kendilerinin bir kaç tane evleri var!..

Biliyoruz yazlığı/kışlığı olanları... Allah daha çok versin...

Versin de...

Gazeteci arkadaşlar yıllardır zaten çok kötü şartlarda çalışıyor...

Bari cemiyet olarak insanlarımızı başlarını sokacak bir ev sahibi yapalım...

Bu onların hakkı değil mi?..

Üstelik bu konut projesi daha önce de uygulandı...

Birçok gazeteci arkadaşımız böyle ev sahibi oldu...

Eski Başkanlarımızdan rahmetli Adem Bilir döneminde...

Meskenler"de Basın Sitesi yapıldı...

Yıllar önce, o olanaksızlıklar içinde hem de...

Meskenlerdeki o basın sitesinde hala gazeteci arkadaşlarımız oturur...

Yusuf Ziya Çakır, Salim Sürmeli, Cengiz Erenler, hala Basın Sitesi'nde ikamet edenlerden...

Hem artık, yoldan geçenler bile bir araya gelip kooperatif kurup ev sahibi olurken…

Gazeteciler neden olmasın?..

***

Daha önce yüzüp yüzüp kuyruğuna kadar getirdiğimiz TOKİ Basın Sitesi için, bizim sürdürdüğümüz pazarlıklar askıda kaldı...

19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti'nin yeni yönetimi, Canik Belediyesi'nin peşinat olarak öngördüğü rakamı yüksek bulduğunu öne sürerek, bu projemizden vazgeçmiş... Bildiğimiz bu...

***

Eğer eve süt lazımsa... Gittiğin marketteki sütler de bozuksa...

Eve süt almaktan vaz mı geçersin?.. Başka bir markete bakarsın değil mi?..

Bizimkiler gazetecilere uygun konut projesinden vazgeçmişler...

Rant getirmiyor çünkü!..

***

Bunun yerine, 19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti'ne bir dernek binası kazandırmak daha çok işlerine gelmiş...

Elbette dernek merkezi önemli...

Üyelerimiz uygun bir ortamda bir araya gelsin... Yesin, içsin...

***

Canik Belediye Başkanı Genç"le sürdürdüğümüz olumlu ilişkiler meyvesini de verdi zaten...

Belediye Başkanı Osman Genç'in girişimiyle, bir işadamı arsa bağışladı cemiyetimize...

Gerçi arsa, şimdilik pek gidilebilecek bir yerde değil...

Ama 10-20 yıl sonra değerlenebilecek bir yer...

Yani torunlarımız, Canik-Kirazlık arasında, yüksekçe bir tepeden, gazeteciler cemiyetinin balkonunda oturup denize bakabilecek, çaylarını içebilecek...

***

Evet! Çay, kahve, limonata, soda, kola...

Artık, alkolsüz ne varsa...

Denize karşı... Otur cemiyetin balkonunda, iç...

"Alkol tercihe bağlı" değil!...

Çünkü, henüz temeli bile atılmayan…

Üzerinde tosbağaların yuva yaptığı…

19 Mayıs Gazeteciler Cemiyeti'nde alkol almak yasak!..

Mübarekler, binayı dikti, sıra alkol yasağına geldi!..

***

Affınıza sığınarak şunlara, “zihniyetinize sokayım” desem, ayıp mı olur?

Tamam, demiyorum, vazgeçtim o zaman…

 ***

Çok da önemli değil elbette...

Alkolü alan, gidip zıkkımlanacağı yeri bulur...

Ama birileri için çok çok önemli maalesef...

Önemli olmazsa, arsa bağışı yapılırken, ikili tutanaklara...

"Bu bağışlanan arsada yapılan binada, içinde, üstünde, altında, balkonunda, çatısında, yakınında, alkol almak, satmak, içmek yasaktır..." diye özel bir madde konulur muydu!..

Kuran kursu mu bu?

İmam Hatip mi açıyoruz, gazeteciler cemiyeti mi?

***

Gazeteciler Cemiyeti'ne arsa bağışlanacak...

Ama her iki tarafın da oluruyla, böyle bir metin hazırlanıp imzalanacak...

"Bağışlanan yerde içki yasaktır" diye... Niye?

Eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmek gibi…

Bu yasak, içmeyenin de aklına içkiyi getirir...

***

Sonradan öğrendim… Cemiyetin, uzatmaları oynayan Başkanı İsmail Temiz de içmezmiş...

Temiz çocuktur, bilirim… Ama valla, tarikatını bilmem!.. Umurumda da değil zaten!..

***

Hiç bir gazeteci, yasakçı bir zihniyete teslim olmaz... Olamaz...

O arsa bağışlanırken "içki yasağı" yerine, şartnameye "Buraya işemek yasaktır" diye de yazılabilirdi...

"Bu alanda uçurtma uçurtmak yasaktır" da denilebilirdi mesela…

Önemli olan neyin yasaklandığı değil…

Yasaklara karşı adam gibi durmaktır…

"Biz şartlı-şurtlu bağışı kabul etmiyoruz" diyebilmektir…

***

Eğer aynı tarikatta top koşturuyorlarsa, başka tabi!..

Kafa kafaya verip, aynı pencereden baktılarsa… Ki, öyle görünüyor… 

Bu yasakçı karar, aynı saksıdan çıkmış gibi çünkü!..

Saksıların modeli aynı!..

***

Her neyse, önemli değil, onlar yasaklasın…

Biz, “yasak” dedikleri yerde, uçurtmamızı uçurur…

“İşemek yasak” dedikleri duvarları da yerle bir ederiz…

***

Bir gazetecinin en büyük zenginliği onurudur…

Kimseden sadaka istemeyiz…

Eğer, üzerindeki şerhi kaldırılmazsa, bu arsayı da iade ederiz