Temel, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ahmet Türk'e tasvip etmediğimiz saldırının sorumlusu olarak Samsun il Emniyet Müdürü Muzaffer Erkan'ın görevinden alınarak merkeze çekilmesi yerinde bir idari tasarruf olmadığı gibi bütün Samsunluları da üzen bir karardır. Tarihin derinliklerinden getirdiği yüksek ferasetiyle milletimiz yıllardır devam eden terör neticesinde binlerce evladını şehit vermesine rağmen terör örgütü PKK ile Kürt kardeşlerimizi ayrı tutmuştur. Her şehit cenazesi ardından adeta kan kusup kızılcık şerbeti içerek terör örgütüne olan öfkesiyle bin yıldır bir arada yaşayıp ortak inanç ve ortak gelecek paydasını muhafaza ettiği Kürt kardeşlerini aynı kefeye koymamıştır.
TEHLİKELİ BİR SÜRECE SOKULDUĞUMUZUN İŞARETİDİR
Lakin Ahmet Türk'e yapılan saldırının akabinde Türk'ün serinkanlılığını muhafaza ederek yaptığı açıklamalarının aksine BDP milletvekili Sırrı SAKIK, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir yaptıkları açıklamalarla mal bulmuş mağribi edasıyla Samsun'daki yanlış müdahaleyi genelleştirerek adeta iç savaş çığırtkanlığı yapmakta bir beis görmemişlerdir. Nitekim bu yaklaşımın tezahürü olarak ülkemizin muhtelif yerlerinde yaşanan olaylar gidişatın ne denli tehlikeli bir sürece sokulduğunun işaretidir. Bu yetmezmiş gibi Samsun'daki olaydan Vali ve Emniyet Müdürü'nü mesul göstererek görevden alınmalarını talep etmeleri üzerine Emniyet Müdürü'nün idari bir tasarrufla merkeze alınmış olması; şiddet başkasından geldiğinde ortalığı kan gölüne çevirmekte mahzur görmeyen buna karşın yıllardır PKK' ya terör örgütü demeyen-diyemeyen bu zihniyeti ödüllendirmek anlamına gelmektedir. Dün Sağ-Sol, Laik- Anti-laik, Alevi-Sünni şeklinde arzu edildiği halde başarılamayan kamplaştırma çalışmalarının bugün Türk-Kürt kamplaştırılması şeklindeki senaryosuna aktör olmaktan hassasiyetle kaçınılması gerekirken; kamu otoritesi de tasarruflarında son derece dikkatli olmak zorundadır"