ALDANILAN İKİ NİMET SAĞLIK VE ZAMAN İSRAFI

Rukiye Çolakoğlu

İbn-i Abbas’ın naklettiğine göre Hz.Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır; sağlık ve boş zaman.” (Buhari, Rikak,1)

İnsanoğlu bu dünya hayatında yaşarken Rabbimizin lütfettiği pek çok nimete mazhar olur. Kur’an-ı Kerim’de “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, sayamazsınız.” (Nahl,18) buyrularak bu konuya dikkat çekilmiştir. Ancak insan bu nimetlerin kadir ve kıymetini ise elinden çıkıp gittiğinde anlar. Çoğu kere nimetlerin içinde olduğumuzun farkına bile varamayız. İşte iki cihan serveri Hz.Muhammed (s.a.v) hayatımızın en kıymetlilerinden sayılan sağlık ve zamanın bizim için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmiştir.

Bu iki nimetin ilki olan sağlık hem hayatımızı hem de ahireti kazanmamıza vesile olan bir değerdir. Akıl, beden ve ruh sağlığını bir bütün olarak ele aldığımızda, kulluğumuzu yapabilmemiz için sağlığa ihtiyacımız olduğunu anlarız. İhmal ettiğimiz ve çoğu kere önemsemediğimiz sağlığımız, afiyette kalabilmenin ve hayatımızı idame etmenin olmazsa olmaz şartıdır. Zira sağlığı korumadığımız ve ihmal ettiğimiz her davranışımız bize olumsuzluk veya hastalık olarak gelecektir. Rasulullah Efendimiz (s.a.v)’in ağız ve diş sağlığından, bedenin korunmasına, uyku ile bedenin hakkını verme ile ilgili hadisleri bize bu konuda ışık tutar. Sağlık, Rabbimizin insana lütfettiği en temel nimetlerden biridir. Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Allah, “Sonra o gün nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.” (Tekâsür, 102/8) buyurarak bize verilen her nimetin bir emanet olduğunu hatırlatır. Sağlık da bu emanetlerin başında gelir. Bedenimiz ve ruhumuz bize ait değil; bize emanet edilmiştir. Bu emanetin korunması, geliştirilmesi ve hayır yolunda kullanılması kulluğumuzun bir gereğidir. Sağlığımızın kıymetini bilmeli ,zararlı olan her türlü kötü alışkanlıklardan uzak durmalıyız. Yüce Rabbimiz Bakara suresi 195. Ayette “Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın” buyurmuştur.

İkinci nimet olarak zaman, Allah’ın üzerine yemin ettiği bir kavramdır. Zaman ise telafisi olmayan bir nimettir. Para kaybedilebilir ve yeniden kazanılabilir; fakat geçen bir saniye bile geri getirilemez. Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz Asr Sûresi’nde zamana yemin ederek şöyle buyurur: “Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr, 103/1-3). Bu kısa sure, zamanın nasıl değerlendirilmesi gerektiğini özetler. Zamanı imanla, salih amelle, hak ve sabır mücadelesiyle değerlendirmeyen insanın zararda olduğunu bildirir. “Zaman” ömür sermayemizin adıdır aynı zamanda. Fani olan hayatımızda, baki olan ahireti kazanmanın yolu zamanı doğru kullanmaktan geçer. Ömür, göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. Mümin kişi gençliğini nerede tükettiğinden, ömrünü nerede harcadığından, malını nasıl kazanıp nereye harcadığından kıyamet günü hesaba çekileceğini her zaman hatırlamalıdır.

Her sabah uyandığımızda “Bugün Allah için ne yapabilirim” deyip her akşam yatağa yattığımızda da “Bugün Allah için ne yaptın” sorusunu kendimize sorup ömrümüzü nasıl geçirdiğimizin kontrolünü yapmalıyız.

İbn-i Ömer (r.a.) şöyle diyor:

“Akşama erdin mi sabahı bekleme, sabaha erdin mi akşamı bekleme, sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap, Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap. “(İbrahim Canan,Kütübi Sitte ve şerhi, Akçağ Yayınları 2/471)

Rukiye ÇOLAKOĞLU/Atakum Vaizi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.