AKILLARINA YANAYIM

Adnan Bahadır

Bugün birkaç konuya değinmek istiyorum. Konularımızdan ilki bazı uyanıkların siyasetçileri ve bürokratları söğüşleyip para kazanmak için yaptıkları yılın bilmem ne adamı programları. Buna ilgi gösteren siyasetçiler ve bürokratların bu kadar nasıl basitleştiklerine anlam vermediğimden birkaç kelam etmek istiyorum. Önceki vali Osman Kaymak Bey’i bu konuda bu satırlardan defalarca uyarmış olmama rağmen bu tür insanların elinden uyduruk plaketler alıp bir şey yaptığını sanmıştı ama sonuç ortada. Bırakın bürokratları siyasetçileri, aklı başında hiçbir İnsan bu kadar basit işlere alet olmaz. Uyduruk bir plaket almak için hiç sıkılmadan bu tür programlara katılıp bir de üstüne para vermeleri akla, mantığa ve havsalaya aykırı bir durum. Bu arkadaşlarımız plakete çok düşkünseler öyle uyduruk internet sitelerinin veya kimsenin ciddiye almadığı cemiyetlerin plaketlerine para vermelerine gerek yok. Biz onlardan para istemeyiz, üç beş kuruşluk plaketleri de biz yaptırıp parasını cebimizden öderiz. Şehrin en büyük gazetesi olarak onlara bile bedel istedikleri plaketi yapıp yollarız, yeter ki böyle bir rezalete alet olmasınlar. Yok ille de biz bu tür plaketleri alıp, para ödemeye meraklıyız diyorsalar biz hancı onlar yolcu, herkes yaptığı hatanın bedelini öder. Gazetecilik mesleği elbette zor bir meslektir. Gideri çok ama geliri çok az olan bir meslektir ama dönüşemiyorsanız bu işi yapmayacaksınız. Bakın şehrin en büyük medya kuruluşu gazetesinden televizyonuna, radyosundan dergisine dönüşemeyince adam gibi kapattı gitti, işine gücüne bakıyor. Eline bilgisayarı alıp, klavye kullanan herkes internet sitesi kurup siyasetçilerin ve bürokratların kapısına dayanırsa vay geldi bu şehrin başına. 

Diyeceksiniz ki bu minvalde ahlaksızlık yapanlara ne yapmak lazım? Onları kapınıza dahi yanaştırmayacaksınız, en ufak yanlışlarını görünce de bize haber vereceksiniz ve biz de gereğini yapacağız. Biz bunu sürekli yapıyoruz. Örneğin bazı ahlak fukaraları DSİ’ye dadanmışlardı. Önce bölge müdürüne ve idarecilere yanaşıp ardından da kuruma iş yapan müteahhitlere gidip onlardan nemalanmaktaydılar. Arabalarına yakıt, telefon ve harçlık gibi şeyler alıyorlardı. Sonra olayı biz duyunca anında müdahale edip uzaklaştırdık onları oralardan. Ancak bunlar bu işlere alışmış olduklarından sürekli bu tür ahlaksızlıkları yapmak için ellerinden geleni yaparlar. Son günlerde DSİ bölge müdürü ile ilgili yapılan haberleri görünce aynı tezgâh olduğunu düşünerek DSİ’de yıllarca idarecilik yapan ve şu anda da müfettiş olan ağabeyime müdürün nasıl birisi olduğunu sordum.  Bölge müdürünün kaliteli bir insan olduğunu, işini adam gibi yaptığını, işini yapmayan ve devletin aracını özel işlerinde kullandığından soruşturma geçiren bazı idarecileri değiştirdiği için onların arka planda bazı haberleri yaptırdıklarını öğrendim. Yapılan haberlerin bir kısmında Salıpazarı ilçe muhtarlarına verdiği randevuya rağmen görüşmediği söylenmekte. Bu konuyla ilgili şu kadarını söylemek isterim; müdür bey onlara saatli randevu vermemiş, gelsinler görüşelim demiş ancak sel felaketi olup genel müdür Ordu’ya gitmek zorunda kalmış ve muhtarlarla görüşememiş. Muhtarlar kendilerine göre haklı olabilirler ancak burada asıl sorun muhtarların dere ıslahı konusundaki şikâyetlerini çözecek mercinin bürokrat olan bölge müdürü değil, dere ıslahı için ödenek koydurması gereken milletvekilleri veya il başkanı olduğudur. Olayları değerlendirirken doğruları yazmaz isek toplumda yanlış algı oluşur. Buna hiç gerek yok.

Yanlış algı deyince aklıma geldi, Son olarak bir hususa daha değinmek istiyorum. Kavak’taki taş ocağı konusunda haber yapan arkadaşlara da tavsiyem işlerini adam gibi doğru yapsınlar, topluma olayı olduğu gibi anlatsınlar. Olay nedir derseniz kısaca özetleyeyim; Büyükşehir Belediyesi her yıl asfalt malzemesinde kullanılan agrega dediğimiz malzemeye otuz milyonun üzerinde para ödemekte. Belediye, Kavak’ta bu malzemenin bulunduğu alanda taş ocağı kurmuş, kurduğu ocağın ruhsatı da var. Ancak bölgede arazisi olan köylüler mağdur olmasın diye ocağın etrafındaki birkaç araziyi kamulaştırma gereği duymuşlar. Köylü de olayı mahkemeye taşımış. Mahkeme kamulaştırmaya gerek yok demiş, gerekçesi de ilginç. Belediyelerin görevleri arasında taş ocağı yok demiş, takdir sizlerin. Ancak şu bir gerçek ki ocağın kapatılması falan söz konusu değil. Ocak, işine devam edecek sadece kamulaştırma yapılması planlanan bazı yerler kamulaştırılmadan mevcut alan kullanılarak yapılacak, olay bu. Şehrimize her yıl otuz milyon liranın üzerinde katkısı olacak bir taş ocağının kapatılmasını istemek bu şehre katkıysa, kusura bakmayın da ben o işte yokum diyerek sözlerime son veriyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum Yap
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (2)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.