Türkiye'nin enerji açığı, alternatif enerji kaynaklarını gündeme getirdi. Mobil ve termik santrallerin kamuoyunda oluşturduğu tepki ve tükenilebilirlik nedeniyle de rüzgar enerjisi ilk akla gelen 'temiz' enerji kaynaklarından birisi olarak tanımlanırken, hükümetin de bu yönde bir planlama içerisine girmesi, rüzgar potansiyeli olan bölgeleri yeniden gündeme getirdi.
"KARADENİZ'DE
POTANSİYEL VAR"
AK Parti Hükümeti'nin 2008 yılı eylem planına aldığı ve 'AK Enerji' sloganıyla hayata geçirmeyi düşündüğü rüzgar enerjisi potansiyeliyle ilgili Elektrik Mühendisleri Odası'nın (EMO) yaptığı araştırmadan olumlu sonuçlar çıktı. Dünya üzerinde fosil yakıtların tükenmesine kesin gözüyle bakılırken özellikle gelişmiş sanayiye sahip ülkelerin, yüzünü döndükleri enerji olan rüzgar enerjisinin çevresel etkilerinin de sıfır olduğu belirtildi. Rüzgar enerjisi konusunda Türkiye'nin birçok Avrupa ülkesine göre önemli bir potansiyele sahip olduğu kaydedildi. Orta Karadeniz Bölgesi'nin de rüzgar enerji potansiyelinin 'orta düzeyde' olduğu ifade edilirken, hazırlanan raporda bu bölgenin değerlendirilebilir olduğu bilgilerine yer verildi.
"RÜZGARIN
HİÇBİR ZARARI YOK"
Önümüzdeki dönemlerde iktidarın bin megavat rüzgar enerjisini hedefe koyduğu belirtilirken, EMO'nun enerjide önemli parametrelerin sıralandığı raporunda, şu bilgilere yer verildi: "Ülke yararına enerji üretebilmenin temel kriterleri arasında, ucuz, güvenli, verimli ve yerel olması vardır. Ayrıca kaynak çeşitliliği sağlanmalı, temiz ve çevre dostu olmalıdır. Petrol, kömür, doğalgaz, hidrolik ve jeotermal eneji kaynakları iklim değişikliği, asit yağmurları, su ve toprak kirliliği, gürültü, radyasyon, görüntü ve estetik kirliliği gibi sorunlara neden olurkan, rüzgar enerjisinin gürültü haricinde bir zararı bulunmamaktadır. Diğer bir almternatif enerji kaynağı olan güneş enerjisinin ise çevreye hiçbir zararı yoktur"
"ASİT YAĞMURLARININ
NEDENİ PETROL"
Elektrik üretimi sırasında küresel ısınma ve asit yağmurlarına neden olan karbondioksit (CO2), kükürt dioksit (SO2) ve azot oksit (NOx) gibi gazların hangi enerji kaynağında ne kadar açığa çıktığının da bildirildiği raporda, ilk sırayı kömür alırken raporun devamında, "Kömür kilowat başına, 963 kilogram CO2, 0.62 kilogram SO2, 3.6 kilogram NOx; doğalgaz 608 kilogram CO2, 0.0032 kilogram SO2, 2.1 NOx; petrol 890 kilogram CO2, 5.58 kilogram SO2, 1.6 kilogram NOx açığa çıkarırken rüzgar enerjisinde ise bu rakamlar '0'dır" görüşleri savunuldu.
"RÜZGARIN TEK
ZARARI GÜRÜLTÜSÜ"
Rüzgar enerji sisteminin kurulmasıyla birlikte elde edilebilecek olan artının oranının yüksekliğine de dikkat çekilen raporda, sistemin en büyük zararı olarak radyo ve televizyon sinyallerini bozabilecek olması olduğu bilgisine yer verildi. Raporun devamında ise şu görüşler yer aldı: "Rüzgar enerjisinin avantajları: Temiz bir enerji kaynağıdır, emisyonu yoktur. Yerel bir enerji kaynağıdır, dışa bağımlı değildir. Yatırım alanının yüzde 1'ini kullanır, bu alanlarda tarım ve hayvancılık faaliyetleri yapılabilir. Ucuz bir enerji kaynağıdır. Yüksek miktarda istihdam oluşturur. Rüzgar enerjisinin dezavantajları: Görüntü ve gürültü kirliliği oluşturabilir. Radyo ve TV sinyallerini bozabilir. Kuş göç yollarında, kuşlara zarar verebilir"
"DÜNYANIN
TERCİHİ RÜZGAR"
Tüm dünyanın tercih ettiği bir enerji sisteminin Türkiye'de de rahatlıkla kurulabileceğinin altının çizildiği EMO raporunda, hükümetin de plan ve programına aldığı şekil ile gelecekte enerji sıkıntısını aşmak ve lider ülke olmak adına önerilerin değerlendirilmesi gerektiği bildirildi. EMO verilerinin rüzgar enerjisi ile ilgili sonuçları arasında ise, şu bilgiler yer alıyor: "Tüm dünyada önemi artarak süren rüzgar enerjisinden, ülkemizde de yararlanılabilecek bir çok alan bulunmaktadır. Ege, Marmara, Karadeniz ve Doğu Akdeniz kıyıları ilk etapta değerlendirilebilecek alanlar olarak görülmektedir. Dengeli enerji politikaları ile doğal kaynaklar korunarak geliştirilmeli, gelecek kuşaklara da yaşama şansı tanınmalıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına önem verilerek, çevre ile uyumlu bir enerji politikası oluşturulmalıdır. Enerji ve Çevre Politikalarının belirlenme süreçlerinde tüm aktörler yer almalıdır"
"AKYÜZ: 2009'DA
HEDEF BİN MEGAVAT"
AK Parti Samsun İl Başkanı Ali Akyüz de, hükümetin rüzgar enerjisine yaptığı yatırımların rakamsal boyutunda önemli bir artışın olduğunu söyledi. Akyüz, "Ülkemiz enerji sektörünün önünü açmayı esas alan AK Parti iktidarı yeni atılımlarda bulundu. Sürdürülen çalışmalar Türkiye'nin tüm rüzgar potansiyelini devreye almak üzerine yapılıyor. Hedef; 20 magavatta alınıp, bin megavata çıkarılacak rüzgar kurulu gücünü uzun vadede 10 bin megavata ulaştırmaktır. 2009 yılında bin megavatlık hedefi gerçekleştirmeyi planlamaktayız"
Miraç Öztürk