AHMAKLA TARTIŞMAK, KENDİNİ CEZALANDIRMAKTIR

Sami Kesmen

İnsan hayatındaki en büyük yorgunluklardan biri, yanlış insanlarla doğru iletişim kurmaya çalışmaktır. Herkes aynı akla, aynı vicdana, aynı muhakemeye ve aynı empati gücüne sahip değildir. Bazı insanlar gerçeği öğrenmek için, bazıları ise haklı çıkmak için konuşur. Bazıları anlamak için dinler, bazıları sadece cevap vermek için bekler. İşte bu yüzden, aklı olmayanla tartışmak; duvara nasihat etmek, aynaya soru sormak veya kuru toprağa tohum ekmek gibidir.

Kur'ân-ı Kerîm, "Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; artık onlar akletmezler." (Bakara,171) buyurarak sadece kulağın değil, aklın da kapanabileceğini haber vermektedir. İnsanı insan yapan sadece konuşabilmesi değil, konuşulanı anlayabilmesidir. Akıl nimeti kullanılmadığında bilgi yük olur, kibir arttığında ise gerçekler görünmez hâle gelir. Hayatta herkesle aynı seviyede tartışılmaz, konuşulmaz. Tartışmanın amacı gerçeği bulmak olmalıdır. Eğer karşıdaki insanın amacı gerçeği öğrenmek değil de egosunu korumaksa, o tartışmanın sonunda kazanan olmaz. Siz gerçeği anlatmaya çalışırken o sizi susturmaya çalışıyorsa, artık mesele fikir değil, nefistir. Nefsin hâkim olduğu yerde ise deliller değil, öfke konuşur. Ne yazık ki birçok insan, karşısındakinin kapasitesini hesap etmeden iletişim kurar. Aklı sınırlı olana derin hakikatleri anlatır, empati yoksununa kalbini açar, vicdanı körelmiş olandan merhamet bekler. Sonra da anlaşılmadığı için üzülür. Oysa üzülmesinin sebebi karşısındaki insan değil, yanlış beklentisidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) insanlara aynı şekilde hitap etmezdi. Herkese anlayacağı dilden konuşur, her soruya soranın seviyesine uygun cevap verirdi. Çünkü irşadın temelinde muhatabı tanımak vardır. Hz. Ali'nin şu sözü bu konuda ne kadar anlamlıdır; "İnsanlara anlayacakları şekilde konuşun. Hikmet, doğru sözü doğru zamanda ve doğru kişiye söylemektir. Bazen susmak, en güçlü cevaptır. Çünkü her tartışma haklı sonuç oluşturmaz. Her iddiaya cevap vermek zorunda değilsiniz. Her iftirayı çürütmeye çalışmak da sizi tüketir. Güneş, kör olduğunu söyleyen birine kendisini ispat etmek için doğuşunu değiştirmez. Aslan kendisini köpeklere kabul ettirmek için kükremez.

Kur'ân-ı Kerîm'de Rahmân'ın has kulları anlatılırken, "Cahiller kendilerine laf attıklarında 'selâm' der geçerler." (Furkan/63) buyrulur. Bu ayet, zayıflığın değil; yüksek ahlâkın tarifidir. Çünkü bazen cevap vermemek, verilecek en güçlü cevaptır. Suskunluk her zaman acizlik değildir, çoğu zaman olgunluğun dilidir. İmam Şâfiî'nin şu sözü de asırlardır dillerden düşmemiştir; "Cahil ile tartıştım beni yendi, âlim ile tartıştım ben kazandım." Çünkü cahilin amacı hakikat değil, galibiyet hissidir. Hakikati aramayan biriyle yapılan tartışma, suyu elekle taşımaya benzer. Sonuç değişmez, sadece yorulan siz olursunuz. Bugün sosyal medya kavgalarının, aile içi huzursuzlukların, iş hayatındaki kırgınlıkların önemli bir kısmı da buradan kaynaklanmaktadır. İnsanlar, konuşmanın fayda vermeyeceği kişilerle saatlerce tartışmakta, sonunda sadece sinirlerini, zamanlarını ve huzurlarını kaybetmektedirler.

Olgun insan, kiminle konuşacağını bildiği kadar, kiminle konuşmayacağını da bilen insandır. Öfkenizi aklınız kadar, sözünüzü muhatabınızın anlayışı kadar, beklentinizi ise insanın karakteri kadar ayarlayın. Her kapı aynı anahtarla açılmaz. Her gönül aynı hakikati taşıyamaz. Her kulağa söylenen söz, kalbe ulaşmaz. Akıllı insan, her tartışmayı kazanmak isteyen değil; hangi tartışmaya hiç girmemesi gerektiğini bilen insandır. Çünkü bazen tartışmayı kazanırsınız ama huzurunuzu kaybedersiniz. Bazen son sözü siz söylersiniz ama son pişmanlığı da siz yaşarsınız. Gerçek olgunluk ise haklı çıkmak değil, gereksiz mücadelelerle ömrünü tüketmemektir. Hikmet sahibi insan, aklı olmayanla inatlaşmanın bir başarı değil, kendine verilmiş bir ceza olduğunu bilir. Böylece enerjisini faydasız çekişmelere değil; hakikate, güzel ahlâka ve insanlığa fayda sağlayacak işlere yöneltir. Bu, hem dünyanın huzurunu hem de ahiretin kazancını büyüten en isabetli yoldur.

Kısacası; ahmakla tartışmak, kişinin kendini cezalandırması demektir. Aklını kullanamayan ahmakla, zekasını şeytani hesaplarla kullanan kahpe insanlardan uzak durmak esastır. Elbette böyleleri tanımak için; feraset ve basiret gerekir. Kur'anın, "Onlara selâm deyin, geçin" uyarısı, onlarla olacak ilişki streteşisidir. Bu sınır aşıldığında, kişi kendine ceza vermiş olur.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.