AHİRETE İMAN

Züleyha Çörtük

Dünya hayatı, uçsuz bucaksız bir evrende sadece kısa bir mola, bir durak hükmündedir. Her doğan canlının ölüme yürüdüğü, her baharın hazana erdiği bu nizamda, insan ruhunun en derin ihtiyacı "hiçlikten kurtulmak" ve "ebediyete ulaşmaktır." İşte ahirete iman, bu arayışın cevabı, adaletin garantisi ve hayatın pusulasıdır.

Eğer hayat sadece bu dünyadan ibaret olsaydı; mazlumun hakkı zalimde kalır, iyiliklerin karşılığı eksik olurdu. Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde tüm haklar sahiplerine kesinlikle verilecektir. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkı alınır.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 2)

Hiçbir iyiliğin zayi edilmeyeceği, hiçbir kötülüğün cezasız kalmayacağı o "Büyük Mahkeme", vicdanları rahatlatan en büyük unsurdur. Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür” (Zilzâl, 7-8)

Ahirete inanan bir insan için dünya, başıboş bir oyun alanı değildir. O, her adımının, her sözünün ve her niyetinin bir gün önüne çıkacağını bilir. Bu bilinç, insanın kendine, Rabbine ailesine ve çevresine olan sorumluluk duygusunu artırır. Kişi, başkasının hakkına el uzatırken "hesap vereceği günü" hatırlar. Allah Teâla şöyle buyuruyor: “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Mü’minûn/115)

Ahirete iman insana, musibetlere karşı direnme gücü verir. Kayıpların ve acıların geçici olduğunu, sabredilirse mükafatının sonsuz olacağını bilmek, psikolojik bir dayanıklılık kazandırır.

İnsan ruhu sınırlıdır ancak arzuları sınırsızdır. Dünyadaki hiçbir başarı, hiçbir zenginlik bu sonsuzluk arzusunu tam anlamıyla doyuramaz. Çünkü insan, "ebedi" olan için yaratılmıştır. Ahirete iman, bu dünyayı bir tarla gibi görmemizi sağlar: "Dünya ahiretin tarlasıdır." Bugün ne ekersek, yarın onu biçeceğiz.

Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Hem öyle bir günden sakının ki, o gün kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden bir kurtuluş bedeli alınmaz, kimseye şefaat fayda vermez ve hiç kimseye yardım da edilmez.” (Bakara, 123) Allah Resulü (sas) de bu konuda biricik kızını şu şekilde uyarıyor: “Ey kızım Fatıma! Babam Peygamber diye güvenme Rabbine karşı kulluk vazifeni yap, Eğer Allah'tan nefsini satın alamazsan vallahi ben bile senin namına hiçbir şey yapamam.” ( Buharî, Vesâyâ 11)

O halde gelin, bu Ramazan’da Hz. Peygamber (sav)’in şu uyarısına dikkat edelim: “Akıllı kişi kendisini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Âciz kişi ise arzularına uyup bir de Allah’tan (bağışlanma) umandır.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 25) Belki bir daha kavuşamayacağımız bu rahmet mevsiminde imanımızı tazeleyip Rabbimizin razı olacağı amellerle ahirete hazırlık yapalım.

Züleyha ÇÖRTÜK

Samsun İl Müftülüğü Uzman Vaiz

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.