Günlük hayatın sıradan bir anı, bazen şehrin ticari ahlakına dair büyük bir ders verir. Benim de geçtiğimiz günlerde yaşadığım bu durum, Samsun esnafındaki "helal kazanç" ve "fırsatçılık" arasındaki ince çizgiyi bir kez daha gözler önüne serdi.
Mesele, 800 liraya aldığım yeni kot pantolonun paçasını kısaltmaktan ibaretti. Terzilik ücretlerinin bile cep yaktığı bu dönemde (paça kısaltma 250 TL!), evdeki dikiş makinesini kullanma fikri can simidi gibi geldi. Ancak makinenin küçük bir parçası eksikti. Eşim, internette fiyatının sadece 60 TL olduğunu görünce, "Samsun'daki esnafa gidelim, memleket esnafından alalım" dedi.
İşte hikayenin can alıcı kısmı burada başlıyor.
Eşimin ilk girdiği dükkânda, internette 60 TL olan o basit döküm parçaya tam 200 TL istendi! Üstüne üstlük, bu fahiş fiyata kılıf uydurmak için "internettekiler sahte, bu orijinal" gibi, gerçeği yansıtmayan bahaneler sıralandı. Bu durum, ticaretin en temel ilkesi olan dürüstlüğe gölge düşürmek demekti. Bir esnaf, müşterisini yanıltma pahasına bu denli yüksek bir kar marjı peşinde koşabilir mi?
Neyse ki, şehirde vicdanın sesi hala yüksek çıkıyor. Eşim o dükkândan çıkıp bir başka esnafa uğradığında, aynı parça için istenen fiyat sadece 50 TL oldu! Gördük ki, aynı ürünü dört katı fiyata satma pervasızlığı gösterenlerin aksine, 50 liraya satarak da helalinden kazanmayı tercih eden, gözü tok esnaflarımız da var.
Eşimin hayıflanmasında ne kadar haklı olduğunu düşündüm. Aynı malı 50 liraya satarak ailesinin rızkını kazanan esnaf varken, sen nasıl 200 liraya satabiliyorsun? Bu 150 liralık fark, sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda şehrimizin ticari ahlakına vurulmuş bir darbedir.
Bizler, Samsunlular olarak, güler yüzün ve dürüstlüğün parayla satın alınamayacağını çok iyi biliyoruz. Dileğimiz odur ki; şehrimizdeki tüm esnaflar, kazancın bereketinin fiyatta değil, vicdanda saklı olduğunu hatırlasınlar. Allah bizi her zaman, hakkaniyetle çalışan, dürüst ve ahlaklı esnaflarla karşılaştırsın. Çünkü esnafın ahlakı, şehrin karakteridir.