12 Eylül 1980 Harekati Ve PKK'nın Tavrı

Adnan Adıyaman

1979 Yılında PKK diğer örgütler gibi henüz gelişme içinde idi. Gelişmenin yarattığı büyük sonuçlardan dolayı bir dağınıklık yaşıyordu. Öyleki BEBEK KATİLİ meydana gelen gelişmelerin yükünü taşıyamıyordu. Çünkü örgütün bazı elemanları yakalanıyor, bazıları çatışmalarda ölüyor, bazıları da varılan noktadaki durumun dehşetini görüp kaçıyordu. Bir kısmı da hayatları pamuk ipliğine bağlı olarak geri dönülmez bir yolda oldukları için BEBEK KATİLİNİN bir dediğini iki etmiyorlardı.1980 yılında APO"nun etrafındaki çember daralıyor, herkese, her kesime saldırdığı,her gün bir yerlerde cinayetler işlettiği için herkesi düşman edindiği için binbir entrika ile etrafında oluşturduğu emniyet halkası giderek parçalandığı için çareyi yurt dışına kaçmakta buluyordu.

 BEBEK KATİLİ yurt dışına çıkışını değişik tarihlerde, değişik kişilere, değişik biçimlerde anlatmıştır. Bütün konuşmalarını ses bandına kaydettirdiği ve sonradan kitap, broşür getirdiği için de bütün söyledikleri PKK yayınlarında mevcuttur.
 Apo yurt dışına ilk kaçtığı günlerde özetle şunları söylemektedir;
 “…Mücadelemiz içerde boğulmak üzereydi. Elemanlarımız eğitimsizdi. Yurt dışına gittikten sonra ilk etapta 250 kişiyi yanıma istedim. Amacım bunları kış boyu Lübnan "da askeri eğitime tabi tutup 1989 yılı Nisan ayında yurt içine geri göndermekti. Böylece mücadelemiz eğitilmiş büyük bir güçle takviye edilmiş olacaktı. Çünkü esas mücadelemiz gerilla mücadelesi idi, gerillanın da temeli kırsal kesimdir. Ancak SİVEREK ve MARDİN dışındaki alanlarda şehirlere sıkışıp kaldık SİVEREK ve MARDİN"deki mücadele ise aşiretler ve kabileler savaşına dönüştü. Bu nedenle gerilla mücadelesini kır"ı temel alarak yürütecek ve buna uygun eğitim görmüş elemanlara ihtiyaç duyduğum için yurt dışına gittim”
 demektir. Bir başak yerde ise bu konuyu şöyle anlatmaktadır;
 “Mücadelenin sevk ve idaresini yurtsever aile evlerinde yürütüyordum. Çoğu aileler çekiniyordu, rahatsız oluyordu. Her ay bir şehirde değişik yurtsever ailenin yanında kalıyordum. En son Ağustos 1979"da Urfa"da bir evde idim, çalışamıyordum. Biryandan sıcaklar, bir yandan sinekler çekilecek gibi değildi. Yurt dışına çıkmaya karar verdim.”
 Apo"nun yurt dışına çıkışı ile ilgili daha birçok çelişkili açıklamaları mevcuttur. Fakat işin aslı biraz daha değişiktir; BEBEK KATİL"ini yurt dışına çıkaran bazı ilişkileri sağlayan kişi, Apo"ya şöyle bir talimat vermiştir.
 “1980 Mayıs ya da Haziran aylarında Türk Ordusu MHP(Milliyetçi hareket Partisi) ile işbirliği yaparak bir darbe gerçekleştirecektir. Darbeden sonra Türkiye"de bir iç savaş çıkacak, iç savaş koşullarında merkezi otorite gücünü kaybedecektir. Birçok kentte ve bölgede darbeciler otorite kuramayacaktır. Doğu ve Güneydoğu büyük oranda başıboş ve kontrolü zor bir sahaya dönecektir. Bu nedenle eğitilmiş bir askeri güce ihtiyaç vardır dolayısıyla çıkartabildiğin kadar adamı yurt dışına çıkart, yurt dışındaki eğitimleriyle biz ilgileniriz.”
 BEBEK KATİLİ o dönemde yakın çevresine bu durumu birkaç kez ima etmiştir. Bir olayı şöyle veya böyle anlatmak Apo"nun özelliğidir. Tüm davranışları ve konuşmaları sahtedir. Tıpkı devrimciliği gibi…
 1991 yılı bahar aylarından birinde ŞIRNAK İli"nin……….Köyünü silahlı çeteyle ziyarete giden PKK"lı Cemil BAYIK köylülerle sohbette şunları anlatıyor;
 “Benim başkan Apo ile aram çok iyidir, beni çok sever. Başlangıçta, şimdi partiden kaçan Kesire YILDIRIM"a âşık olmuştu. Fakat Kesire o günlerde kendisine yüz vermiyor ve uzak duruyordu. Başkan üzüntüsünden kahrolmak üzereydi ve bir gün bana; “Cemil arkadaş, ne olur Kesire arkadaşla konuş, ona âşık oldum karşılık vermiyor, bu şekilde devam ederse ben devrimciliği bırakıp Avrupa"ya gideceğim” dedi. Ben de Kesire arkadaşı bulup konuştum. Kesire, “beni o taş yürekli, suratsız adama layık görüyorsanız yapacak bir şey yok dedi ve ikna oldu. Fakat daha fazla başkanla geçinemedi ve şimdi Avrupa"da olan Avukat Hüseyin YILDIRIM"a kaçtı.”
 Okurlara fazla bir açıklama yapmaya gerek yok sanırım…
 Sonuç olarak geriye çekilme bu dönemde planlanmış, kararlaştırılmış ve Apo bunun uygulamasını üstlenmiştir. Ancak geriye çekilmede belirlenen sayıda kişi yurt dışına çıkarılamamış ilk etapta 60 civarında militan parça parça ülkeyi terk etmiştir.
 1979 yılının Kasım ve Aralık aylarında yurt dışına çıkan bu kişiler Lübnan"da Suriye"nin kontrolündeki sahada 1980 yılı eğitim gören militanlar gruplar halinde Doğu ve Güneydoğu"nun 3 noktasında üstlenmek üzere Türkiye"ye gönderilmişlerdir. Bu 3 ana üs bölgesi Adıyaman, Tunceli ve Sason"dur. Gerilla gruplarının koordinatörlüğüne de Kemal PİR atanmıştır.
 Ancak, hesapların yanlış çıkması, MHP ortaklı bir darbe değil de Silahlı Kuvvetlerin emir komuta zinciri içerisinde yönetime el koyması, halkın bu hareketi kabullenmesi, kabul etmeyenlerin azınlıkta ve dağınık olması bir iç savaş ümidinde olanların beklentilerini boşa çıkarmıştır. Bunun üzerine yeni bir plan gündeme gelmiştir. Bilindiği üzere askeri yönelimler özellikle getirmiş oldukları kısıtlamalar nedeniyle geniş yığınlarca pek sempatik karşılanmazlar. Ancak Türkiye"deki örgüt ve eylem enfilasyonunun karşısında yeni bir otorite gören halk, tercihini tereddütsüz olarak askeri yönetimden yana koymuştur. Hatta sıradan vatandaşları bir yana bırakın, 12 Eylül öncesi PKK yatakçıları ve sempatizanları dahi askeri yönetimi desteklemişlerdir. Birçok yerde yakalanmamak için eski sempatizanların kapısını çalanlar ”Bari bir gece olsun barındırın” ricalarına karşılık “Geçti borun pazarı” cevabını almışlardır. Yeni plan süratle geri çekilmedir ve örgüt meydanının boş olmadığını anladığı için ne kurtarırsam kardır mantığıyla kalan tüm gücünü yurt dışına çekmiştir.
Saygılarımla…
                                                                                                                      

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.