Sanayi esnafı kan ağlıyor
Esnaf büyük sıkıntı içinde günlerini geçirip işlerinin düzeleceği umudunu taşımaya devam ederken her geçen gün ağırlaşan sıkıntılar nedeniyle iişyerleri tek tek kapanıp el değiştirmeye başladı. Sıkıntı içindeki, Organize Sanayi ve Gülsan Sanayi esnafları yaşadıkları sıkıntılı durumu ve nedenlerini Gazetemize anlattılar.
TEK DERDİMİZ EVE EKMEK GÖTÜRMEK AMA?
Samsun'un Tekkeköy İlçesin'de bulunan Organize Sanayi'de kaportacı esnaflarından olan Mustafa Çon yaptığı açıklamada şu sözlere yer verdi:' Bundan 3-4 yıl önce sanayi esnaflarının hepsi iş yetiştiremezdi, herkesin yanında dörder beşer kişi çalışırdı. Şimdi ise bırakın iş yetiştirmeyi birçok işçi işlerinden çıkarıldı. Kendimizi zar zor döndürüyoruz. Şuanda işlerimizde çok az olsa da bir kıpırdanma var ama çok umutlu değiliz işin açıkçası. Tek derdimiz şuanda eve ekmek götürelim, yeter. Eskiden borcumuz vardı ama kafamız rahattı, çünkü ödeyebilecek potansiyel vardı. Şimdi ise borç çok ama ödeyebilen yok. Bir senedir bankalara çalışıyoruz, kredi alıp borçlarımızı ödüyoruz. Sonra da hem bankalara hem de toptancılara borçlanıyoruz. Esnafların ve özellikle Sanayi esnafının halini hiç iç açıcı görmüyorum, Allah yardımcımız olsun dedi.
SİFTAH YAPAMADAN TÜKKAN KAPATIYORUZ
Gülsan Sanayi sitesinin eski emektarlarından olan Hakkı Kuru ise yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlattı:'Krizden kurtulmayı bırak, siftah yapamadan dükkan kapatıyoruz. Kriz daha yeni başladı, tam yüzünü daha göstermedi. İlerleyen zamanlarda durumumuz daha beter olacak. Elektrik-su faturalarını ödeyemiyoruz. Sanki savaştan yeni çıkmış durumda gibi memleket. Böyle mi olmamız lazımdı? Esnaf adamım, kendime yeni bir ayakkabı alacak gücüm yok. Allah herkesin yardımcısı olsun. Gençlere acıyorum, bu devride nasıl evlenecekler, nasıl iş kuracaklar çok merak ediyorum. 10 TL'lik iş yapıyoruz, adam parayı bir saat sonra getireceğim diyor, gidiş o gidiş. Borçlarımızı özellikle bankalara ödemekte zorluk çekiyoruz. Eskiden kredi kartı kullanıyordum ama hemen iptal ettirdim. Kredi borcunu zaten emekli maaşımdan kesilerek ödüyorum, kredi kartı borcunu hiç ödeyemezdim. Esnafa ve toptancılara olan borçlarımızı ödeyemez durumuna geldik. Eskiden burada 4 kişi çalışırken şimdi gördüğünüz gibi tek başımayım, gene de iş yok. Ev kirası, elektrik, su, telefon ya da ev giderlerini ne sen sor, ne ben söyleyeyim nede siz diyerek sitemde bulundu.
BİZDE Mİ BAŞBAKAN'IN ÖNÜNE YAZAR KASA ATALIM
Samsun cazibe merkezi haline geldi diyen siyasetçilere seslenen bir başka Sanayici esnaflarından olan Baki Sarı ise şöyle devam etti:' Tabiri caiz ise dört ayak üzerinde geçiniyorduk. Kriz başladı başlayalı işler azalmaya, borçları ödeyememeye, işçi çıkarmaya başladık. Her ne kadar kısıntıya gittiysek de krizin etkisinden kendimizi kurtaramadık. Şimdilerde ise tek tük iş yapıp borç harç kendimizi döndürmeye çalışıyoruz. Gördüğünüz gibi iş olmadığından ötürü tavla oynuyoruz. Mesela en kolay örnek, bugün Bağkur'u ödeyemedim. Bunun yanı sıra vergiyi ödeyemediğim için de taksitlendirme yöntemine başvurdum ama verginin de taksitlerini böyle giderse zamanında ödeyebileceğime inanmıyorum. Müşteriler geliyor ama fiyatı pahalı bulduğu için almaya çekiniyor almıyor. Özal dönemini dört gözle arıyorum. Özal döneminde ev aldım, araba aldım. 94 senesinden sonra da kendimi ayakta tutabilmek için elimdeki sermayeden yemeye başladım, şuanda bu durumdayım. Dükkan kiralık, kirayı bile gecikmeli olarak yakınlarımızdan borç alarak ödüyorum. Yani borçla borç ödemeye çalışıp bir yandan da yaşamaya çalışıyorum. Krizden kurtulacağımızı düşünmüyorum. Yılbaşına kadar dayanamazsak dükkanımı kapatmak zorunda kalacağım. İş bulamazsak amelelik yapmak zorunda kalacağım. Amelelik yapamazsam da ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Dükkanım kapanır ve iş bulamazsam Başbakan'a gidip iş isteyeceğim. Bu hükümetten önceki koalisyon hükümetine ekonomi bozuldu diye anahtar atılırken, yazar kasa fırlatılırken, memleket bu hale geldi hala daha esnaflardan ses seda çıkmıyor. Dükkan sahibi kira zamanı geldi mi dinlemiyor, kirayı alayım, vermiyorsan çık dükkanımdan diyor. Devlet esnafın gözünün yaşına bakmıyor. Olan biz küçük esnafa oluyor. Devlet işçisine esnafına sahip çıkmazsa biz ne yaparsak yapalım bu durumdan kurtulamayız. Özal döneminde fakir, orta direk ve zengin varken artık orta direk denilen kesim kalktı, sadece zengin ve fakir kavramı oluştu. Zengin her şeyden faydalanıp malıma mal katarken bizim gibi küçük esnaflar da böyle krizlerde yaşam mücadelesi verebilmek için, evine ekmek götürebilmek için mücadele veriyor.'' dedi. Bekir DURAN
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.