Samsun'da casus!
Miraç Öztürk
Türkiye ile İran arasında 'nota krizine' neden olan Acem Tekkesi'yle ilgili bilgilerin Behai dinine mensup aynı zamanda köşe yazarlığı yapan bir doktor tarafından iletildiği öne sürüldü.
Denge Gazetesi yazarı Ali Kayıkçı'nın bu şok iddiası Samsun'da şok etkisi yaptı. Denge okurları, Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getiren ve Türkiye'yi aklı sıra İran'a şikayet eden söz konusu doktor hakkında gerekli soruşturmanın devlet organları tarafından yapılmasını istedi.
Samsun 100. Yıl Bulvarı üzerinde bulunan atıl vaziyetteki iki katlı eski Acem Tekkesi'nin Temmuz ayında İlkadım Belediyesi tarafından restore edilip, 'Acem Tekkesi Kültür ve Sohbet Evi' olarak hizmete açılması, İran ile Türkiye Cumhuriyeti'ni karşı karşıya getirmişti. İran, binanın restore edilip hizmete açıldığını öğrenince geçen yıl Ekim ayında Türkiye'ye nota vermiş ve İranlı bir şahsa ait olduğu öne sürülen binanın iade edilmesi yönünde keyfiyet Türkiye Cumhuriyeti makamlarına bırakılmıştı. Bu konu tam da "Gündemden düştü" derken, gazetemiz yazarı Ali Kayıkçı, ortaya attığı iddia ile gözleri yeniden Acem Tekkesi'ne çevirdi.
BOZGUNCU DOKTOR
Dün Denge Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazısında, Acem Tekkesi'nin restore edilmesiyle ilgili bilginin kim tarafından ve nasıl bir şekilde İranlı yetkililere bildirildiği üzerine bir iddiada bulunan Kayıkçı, Behai dinine mensup kişinin Samsun'da özel bir hastanede hekim olduğunu ve yerel bir gazetede de köşe yazdığını kaydetti. Kayıkçı, 'CASUS BELLİ' başlıklı köşe yazısında şu bilgilere yer verdi: "Bu açık beyan ve ifadelerden anlaşıldığı ve bir süreden beri tarafımızdan yakinen bilindiği üzere, bu muhbirliği yapan, diğer bir söyleyişle 'ülkemiz aleyhinde casusluk' faaliyetinde bulunan, İran uyruklu olup şehrimizde ikametle özel bir hastahânede hekim olarak görev ifa eden, bir derneğimize üyelik için verdiği nüfus cüzdanı fotokopisinde 'dini' sütunu karşısında da 'Behaî' yazan, diğer taraftan Samsun'da bastırdığı bir kaç kitap ve mahallî bir gazetemizde kaleme aldığı makâlelerde de 'menfi dini propaganda' yapmaktan çekinmeyen bu şahıs; ülkemiz ile İran arasını açmak isteyen, bu arada kendisine bina üzerinde tasarruf hakkı elde etmeyi ümit eyleyen 'bozguncu bir kimse'dir..."
BEHAULLAH'A METHİYE
Behai dininin kurucusu olan Behaullah'ı köşe yazılarında öven kişinin, İran'a haber salmasının yanı sıra, dini anlamda da bir takım söylemlerinin bulunduğunu kaydeden Kayıkçı, "Geçmiş yıllarda mahallî Gürses Gazetemizde, hakkında birkaç yazı yazdığımız bu şahıs, eserlerinde Tevrat ile İncil'de ve hâşâ Kur'ân-ı Kerim'de noksanlık bulunduğunu, üstadım dediği, öve öve bitiremediği, Behaullah ve oğlu Abulbeha'yı 'Nebi' olarak nitelediği, Osmanlının son asırlarında yaşamış, aslında bir İngiliz ajanı olan bu kişilerin, sözümona bu noksanlıkları tamamlamak için Cenâb-ı Allah tarafından görevlendirildiğini ve benzeri pek çok saçmalıkları sıralamakta, şimdilerde ise bunlarla da yetinmeyerek tarihî bir eser üzerinde hak iddia edebilmekte ve giderek de Türkiye Cumhuriyetiyle İran arasında mes'ele çıkarabilmektedir." dedi.