'Poşet içindeki iki silahı ona verdim'

'Poşet içindeki iki silahı ona verdim'
Birinci 'Ergenekon' davasının tutuksuz sanığı Aykut Metin Şükre'den çok konuşulacak bir iddia.Birinci ''Ergenekon'' davasının tutuksuz sanığı Aykut Metin Şükre, Alparlan Arslan'ı Üsküdar'da bir çay bahçesinden tanıdığını belirterek, ''Bana bulabilirsem ik

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada savunmasını yapan Şükre, daha önce verdiği Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, savcılık, nöbetçi mahkeme ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadelerini kabul ettiğini söyledi.Şükre, Alparslan Arslan ve Süleyman Esen'i 1997 yılından beri kendisinin çalıştığı Üsküdar'daki Ülkü Ocakları'na ait Salacak'taki çay bahçesinden tanıdığını belirtti. Taksicilik yaptığı dönemde de Arslan ile görüştüğünü dile getiren Şükre, ''Arslan Selimiye'deki parka geldiğinde benden araba bulmamı istedi. Taksi şoförlüğünü bıraktığımı söyledim. Bu sırada silahını gördüm. 'Ağabey silah taşımaya başlamışsın' deyince, 'Avukat olduk artık lazım oluyor' dedi. O dönemde de bir avukat vurulmuştu. Bana bulabilirsem, iki tane daha silah istediğini söyledi. Ben de 'sorarım' dedim. Selçuk Özkan'a sordum, o da Kenan Özay'a sormuş'' dedi. Yaklaşık 15-20 gün sonra Kenan Özay ve Selçuk Özkan'ın silahları getirdiğini anlatan Şükre, ''Silahlar siyah poşet içindeydi. Ben görmedim. Siyah poşetin içindeki iki silahı Alparslan'a verdim'' diye konuştu. Daha sonra çapraz sorgusuna geçilen Şükre, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in soruları yanıtladı.

''ALPARSLAN KRİTİK ZAMANLARDA NEDEN SİZİ ARIYOR''
Savcı Pekgüzel, ''Alparslan Arslan ile Cumhuriyet gazetesine ilk bombanın atıldığı 5 Mayıs 2006'da telefon görüşmeniz var. Ne konuştunuz?'' sorusuna Şükre, hatırlamadığı yanıtını verdi. Pekgüzel'in, ''Önemli bir gün, silah verdiğiniz şahıs'' demesi üzerine Şükre, Arslan'ın bomba attığını bilmediğini söyledi. Pekgüzel'in, ''Alparslan bomba atılacak, atılmayacak gibi çok önemli kritik saatlerde sizi arıyor. Kritik zamanlarda sizi aramasının nedeni ne?'' sorusuna da Şükre, hatırlamadığını ifade ederek, ''Alparslan'ın böyle bir günde suçu, günahı olmayan adamı aramasının nedeni beni sevmiyor olması, düşman olması demek'' şeklinde cevap verdi.Pekgüzel, 14 Mayıs 2006 tarihinde de Ankara'ya gitmeden önce Alparslan Arslan ile beş kere telefon görüşmesi olduğunu, son baz yerinin de Selimiye olarak belirlendiğini belirterek, Şükre'ye Arslan ile buluşup buluşmadığını sordu. Şükre de pazar günü Arslan ile Selimiye Camisi'nde görüştüğünü, kendisinden kiralık araba isteyen Arslan'a, Bağlarbaşı'ndaki bir firmanın telefonunu verdiğini dile getirdi. Pekgüzel'in silahları verip vermediğini sorması üzerine de Şükre, önce hatırlamadığını, ardından da bu görüşmede vermediğini kaydetti. Şükre'ye 15 Mayıs 2006'da Alparslan Arslan Ankara'ya hareket etmeden önce de telefon görüşmeleri olduğunu belirten Savcı Pekgüzel, Şükre'nin daha önceki beyanlarında silahları Danıştay olayından çok önce verdiğini söylediğini belirtti.Şükre, kendisinden silah istenmediğini, Arslan'ın belindeki silahı görmesi üzerine olayın geliştiğini dile getirerek, Arslan'ın silahları arkadaşları için istemiş olabileceğini düşündüğünü vurguladı. Yemin ederek anlattıklarının doğru olduğunu ifade eden Şükre, Pekgüzel'in ''Niçin Glock buldunuz?'' sorusuna da ''Ben, 'Glock bulun' demedim. Selçuk'a söyledim. O da Kenan'a, Kenan da bir arkadaşına söylemiş'' şeklinde cevap verdi.Şükre, oturduğu mahalleden tanıdığı arkadaşı Selçuk Özkan'ın silah ticareti yapmadığını, silah taşıdığı için silah bulabileceğini düşündüğünü, Alparslan Arslan'ı da tanımadığını dile getirdi. Silahların piyasa değerini de bilmediğini anlatan Şükre, Ankara'da emniyetteyken bildiği her şeyi anlattığını, hatta silah konusunu da kendisinin polislere söylediğini kaydetti. Şükre, Alparslan Arslan'ın silahların bulunduğu poşette mermi olmadığını görmesi üzerine Selçuk Özkan'ın evinin bulunduğu yere giderek mermileri aldıklarını ifade etti.Şükre, sorular üzerine de Osman Yıldırım'ı tanımadığını, Muzaffer Tekin ve Veli Küçük'ü Üsküdar'daki çay bahçesinde görmediğini dile getirdi. Arslan'ın öğrencilik yıllarında çay bahçesine geldiğini, kendisinin de 1998 yılından sonra çay bahçesinden ayrılıp 2000 yılına kadar oto kiralama, tamir ve taksicilik işini yaptığını belirterek, çay bahçesine de en son aynı yıl gittiğini kaydetti.