“OSMANLIYI YIKANLAR SAHNEDE”

“OSMANLIYI YIKANLAR  SAHNEDE”
Açılım ve demokrasi paketleri ne Türk Ocaklarının yorumu...

Türk Ocakları Samsun Şube Başkanı Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan Osmanlıyı yıkan batılı güçlerin Türkiye”yi etnik kimliklere bölerek parçalama hedefinde olduğunu belirterek, “Hükümet bu tehlikenin farkına varmalı” dedi.
“MİLLİ DEĞERLER YAŞAMALI”
Türk Ocakları Samsun Şube Başkanı Prof Dr. Kaya Tuncer Çağlayan gündemdeki konularla ilgili Denge Gazetesine özel açıklamalarda bulundu. Andımızın kaldırılışını doğru bulmadıklarını belirten Çağlayan, batı ülkelerinde de bu tür uygulamaların halen sürdüğünü belirterek “Biliyorsunuz okullarda özellikle ilköğretim okullarında eğitimin temel amacı değerler eğitimidir. Değerler eğitiminin başında da milli ve manevi değerler gelir. Milli ve manevi değerlerin özellikle erdem ve ahlak sahibi olma noktasında ilköğretim aşamasındaki çocuklarımıza verilmesi temel amaçlardan birisidir. Bizim Türk Milli eğitim kanunumuzun başındaki maddelerde çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi kazandırmak insanlığın da bir görevidir. Bu çerçevede andımızın bu hedef doğrultusunda bir and olduğunu düşünüyoruz. Türkiye”de andımızda geçen ifadelerden rahatsız olanların marjinal kişiler olarak değerlendiriyoruz. Türküm Doğruyum diyerek başlayan ve ne mutlu Türküm diye biten andımızdan rahatsız olan marjinal kitlelerden yola çıkarak ve özellikle PKK”nın ya da onun başı Abdullah Öcalan”ın talimatı doğrultusunda andımızın kaldırılmasını çok doğru bulmuyoruz. Bildiğiniz gibi batılı ülkelerde ve ABD”de buna benzer uygulamalar var. İşte ABD anayasasına ABD bayrağına ABD devletine sadık kalınacağına çocuklar her sabah yemin ederler.
“HEP BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ”
Çağlayan, “1933”de bu ant ilk defa yürürlüğe girdiği zaman o dönemin şartlarını da iyi tahlil etmek gerekir. Türkiye çöken Osmanlının külleri üzerinden bir Milli Cumhuriyet inşa edilmiş. Bu milli Cumhuriyetin bu ülkede yaşayan nüfusu belli bir ideal ülkü birliği içerisinde ortak değer paydasını güçlendirmeye yönelik bir uygulamasıdır bu. Türkiye 1923”te kurulduğu zaman nüfusunun neredeyse yüzde kırkı Türkiye sınırları dışından gelmiş insanlardan oluşuyor. Türkiye”nin kendi içinde bulunan nüfusun içinde kendisini Türk olarak görmeyenler de var. Bu özü Türk olan kişileri Türk kimliği içerisinde toparlamak adına yapılmış bir uygulama. Hem devletimizin kuruluşunda hem de Türk Ocakları olarak diyoruz ki Türk kimliği bir etni sitenin adı değildir. Türk Kimliğini bu coğrafya da tarihin kültürün ortak değerlerin sevinçlerin üzüntülerin yoğurduğu bir kimlik olarak görüyoruz. Biz Türk Ocakları olarak diyoruz şunu diyoruz. Biz hep birlikte Türk Milletiyiz. Etnik olarak Arnavut olabilirsiniz, Çerkes olabilirsiniz, Zaza olabilirsiniz, Kürt ya da Arap olabilirsiniz ama bu coğrafya da Türkçe konuşan ve Müslüman olan insanlara biz Türk diyoruz. Bu bizim ortak bağımızdır. Milletleri bir arada tutan şeyler ekonomik ya da teknolojik güç değildir. Milletleri bir arada tutan şeyler ortak değerlerdir.


Hükümetin ülkeyi parçalamaya götüreceğini ve bunu hedeflediğini hiç kimse diyemez. Biz bundan şüphe etmiyoruz ancak hükümet böyle yaparak Türkiye”nin önünün açılabileceğini, çok kültürlü hale gelirsek yeniden bir Osmanlı gücü elde edeceğini düşünerek böyle bir uygulamaya gidiyor. Fakat bu düşüncenin Türkiye'yi sağlıklı bir limana götüreceğini zannetmiyorum. Hem tarihi gerçeklere de aykırı bu yaklaşım. Çünkü Osmanlı devletinin kuruluşundan itibaren yıkıldığı tarihe kadar devletinin resmi lisanı Türkçedir , Türk kimliğini benimsemiştir. Gayri Müslimlere ve gayri Türklere olsun bütün hürriyetlerini vermiştir. Ama bir şartla vermiştir. Devlete ihanet etmemek şartıyla vermiştir. Anayasal devlete geçtiğinde de böyledir. Dolayısıyla Osmanlının yanlış anlatıldığını düşünüyorum ben. Tekrar Osmanlı gibi olursak, çok kültürlü olursak, biz Kürtlerle dost olursak Ortadoğu da büyürüz anlayışı var hükümet çevrelerinde. Bu düşüncenin Türkiye”yi sıkıntıya götüreceğini düşünüyoruz. Çünkü kültürün temel çimentosu milli kültürdür. Kozmopolit kültür sizi parçalama pozisyonuna götürecek sıkıntılar taşımaktadır. Özellikle ana dilde eğitim konusu son derece yanlış bir uygulama olacaktır. Bir milletin temel çimentosu dil birliğidir. Eğer dil birliğini parçalayacak unsurlara siz müsaade ederseniz toplum da yabancılaşmayı da beraberinde getirirsiniz.Yani millet içinden millet doğar. Bu ister istemez ötekileştirmeyi de beraberinde getirecektir. Hükümetin bu tehlikeyi görmesi lazım. Bunu görmek için yakın tarihimize bakmak yeterli olacaktır. Biliyorsunuz Osmanlının son döneminde gayri müslim insanları kullandı batı. Ve gayri müslim unsurlara Osmanlıcık siyaseti altında kendi kimlikleri verildi. Batı buna destek verdi. Bu gün uygulanan politika aynı. Sadece gayri müslim azınlık yok. Şimdi Müslüman azınlık üreterek mezhebe dayalı ve etnik yapıya dayalı sosyolojik manada etnik yapıya dayalı Türk halkını birbirine düşürmeye uğraşıyor batı dünyası. Hükümet farkında olmadan hizmet ediyor bu yapıya diye düşünüyoruz.

Memnun olmazlar
Ana dilde eğitim, bazı harflerin kullanılmaya başlanılması, siyasi partiye üye olmak şartlarında yapılan düzenlemeler çok ciddi bir kazanım. Mesela Türk askerine kurşun sıkmış bir PKK”lı siyasi partiye üye olarak meclise girip milletvekili olabilecek. Ama onların beklentileri bu coğrafya da bir kürt devleti kurmak olduğu için Diyarbakır merkez olacak bir Kürdistan. Bu hedefe dönük her türlü kazanımı başarı olarak görüyorlar. “ dedi.
Hristiyan dünyasının toprakları geri alma niyetinde olduğunu belirten Çağlayan, “Tarih sürekli bir mücadele alanıdır. Dünyada büyük milletler maalesef küçük milletlere hükmediyorlar. Bu doğrultu da baktığımızda Türk milleti bu coğrafya da varlığını belki milyonları bulan şehitleri ve gazilerine borçludur. Bu topraklar Hristiyanlığın kaybedilmiş topraklarıdır. Yani Hristiyanlığın ilk kutsal toprakları burasıdır. Hatay da ilk İncil kitaba dönüştürülmüştür. Konstantinos dedikleri İstanbul Hristiyanlığın başkentidir. Yani Hristiyan güçler bu coğrafyayı geri almanın derdindedir. Türkiye”deki hakim olan güç ülkeyi zayıflatarak ileriye dönük projelerini uygulamanın peşindedir. Bunun içinde Türk toplumunu Türk halkını etnik ve mezhepsel açıdan bölmek istemektedir. Tarihin getirmiş olduğu bu sürece iyi bakıp iyi okumak lazım. “ ifadesini kullandı.
FERHAT SOY

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.